(5510 S. K. m. 4) (2926 S. K. m. 2, 36) (1479 S. K. m. 53)
Dava: Dava, davacının çakışan 506 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanununa tabi sigortalılık süresi hariç 2926 Sayılı Kanuna tabi tarım bağ-kur sigortalısı olduğunun tespitine istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Ebru Pakin Akın tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Dava, 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 4/1-b bendi kapsamındaki sigortalılara ilişkin olmakla beraber, geçiş hükümlerini içeren aynı kanunun geçici 7. maddesi gereğince mülga 2926 Sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerektiğinden, söz konusu mevzuat hükümleri gereği inceleme yapılmıştır.
Davacının 1.1.1986 tarihi itibariyle 2926 Sayılı Kanun kapsamında tescil edildiği, ancak aynı tarihi kapsayan 506 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanununa tabi çalışmaları sebebiyle terkinin verildiği anlaşılmaktadır. 2926 Sayılı Kanunun sigortalı sayılmayanlara dair 4/a maddesinde. Kanunla veya kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulan sosyal güvenlik kuruluşlarına prim veya emeklilik keseneği ödemekte olanların sigortalı sayılmayacaklarına dair düzenleme karşısında, davacının anılan tarih itibariyle terkin edilmesi yönündeki Kurum işleminde hukuka aykırı bir yön yoktur.
2926 sayılı, Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanununun mülga 36. maddesi ile 4956 Sayılı yasanın 27. maddesi ile 1479 Sayılı Kanunun primlerin ödenmesi başlığını taşıyan 53. maddesinde getirilen hükmü, Kurumun prim alacakları Bakanlar Kurulu Kararı ile ürün bedellerinden tevkif suretiyle de tahsil edilebilir. şeklinde bir düzenleme getirdiğinden, davalı tarafından üzüm üretimi yapan davacıdan, teslim ettiği ürünlerden dolayı 1994, 1995, 1997, 2000 ve 2008 yıllarında prim tevkifatı yapılmıştır.
2926 Sayılı Kanunun 2. maddesine göre Tarım Bağ-Kur sigortalısı sayılması koşulu 3. maddede belirtilen tarımsal faaliyetin kesintisiz sürdürülmesine bağlıdır. Bu bakımdan davacının tespitine karar verilen süreler itibariyle tarımsal faaliyetinin süregeldiği kuşkuya yer bırakmayacak şekilde belirlenmeli, özellikle de tarım Bağ-Kur sigortalılığına karine sayılan ve Kanunun 10. maddesinde öngörülen kayıtlardan Ziraat Odası kaydı, tarım kredi kooperatifi ile Ziraat Bankası kayıtları gibi kayıtların başlangıçları, bitmişse bitiş tarihleri dikkate alınmalı, ancak kayıtların tek başlarına tarımsal faaliyetin sürekli olduğunu kabule yeterli olmadığı gözetilmelidir.
Tarım kredi kooperatif ortaklığı 1991 yılından devam eden davacının tarımsal faaliyeti, tevkifat yapılan günden anılan yılların sonuna kadar belirgin ise de, prim kesintisi olmayan yıllarda da devam ettiği konusunda yeterli delil elde edilmemiştir. Mahkemece yapılacak iş, kesinti olmayan yıllara ilişkin davacının tarımsal faaliyetine dair araştırma yapmak, destekler nitelikte ürün teslimatı, prim kesintisi, prim ödemesi ve tescil başvurusu yok ise kesinti yapılan yıllarla sınırlı biçimde kısmen kabule karar vermekten ibarettir.
Açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, 15.7.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy