(1479 S. K. m. 35)
Dava: Davacı; 2926 Sayılı Kanun kapsamındaki tarım Bağ-Kur sigortalılığın 1.6.2000 tarihinde sona erdiğinin ve 1.2.2009 tarihinden itibaren de yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitini istemiştir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Ş. Ö. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Dava; 20.1.2009 tarihli tahsis başvurusu üzerine, yapılan tarımsal faaliyet araştırması sonucu 1.6.2000 tarihli terk işlemi kaldırılarak, 1.9.1988 tarihinden itibarın 2926 Sayılı Kanun kapsamında tarım sigortalılığı kapsamına alınarak prim borcu çıkarılan ve bu borç sebebiyle tahsis başvurusu reddedilen davacının; 2926 Sayılı Kanun kapsamındaki tarım sigortalılığın 1.6.2000 tarihinde sona erdiğinin ve 1.2.2009 tarihinden itibaren de yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece; tarımsal faaliyetin sürekli ve kesintisiz olduğundan bahisle, sigortalılığın 1.6.2000 tarihi itibarıyla sona erdiğine ilişkin istemin reddine; yine tahsis başvuru tarihi itibarıyla prim borcunun varlığı sebebiyle de aylık bağlanmasına yönelik istemin reddine karar verilmiştir.
a- Mahkemenin, 2926 Sayılı Kanun kapsamındaki Tarım Bağ-Kur sigortalılığın 1.6.2000 tarihi itibarıyla sona erdiğinin tespiti isteminin reddine yönelik kabulü yerindedir.
b- 15.5.1934 doğumlu olup 74 yaşında olan ve 1.6.1988-20.1.2009 tarihleri arası dönemde 20 yıldan fazla sigortalılık süresi ile 7 ay 25 gün askerlik borçlanması bulunan davacının, tahsis talep tarihi itibarıyla prim borcunun varlığına yönelik yapılan araştırma yetersizdir.
Dava konusu tahsis başvurusunun yasal dayanağını oluşturan 1479 Sayılı Kanunun 35. maddesi ... Yaşlılık aylığından yararlanabilmek için sigortalının;
a- Yazılı talepte bulunması, talepte bulunduğu tarihte prim ve her türlü borçlarını ödemiş olması,
b- Kadın ise 58, erkek ise 60 yaşını doldurmuş ve 25 tam yıl sigorta primi ödemiş olması,
Şarttır.
Kadın ise 60, erkek ise 62 yaşını dolduran ve en az 15 tam yıl prim ödeyen sigortalılara da kısmi yaşlılık aylığı bağlanır. hükmünü içermektedir.
Dava konusu olayda ise. 1.6.1988-20.1.2009 tarihleri arası 20 yıl 7 ay 20 gün, askerlik borçlanması ile 7 ay 25 gün olmak üzere toplam 21 yıl 3 ay 15 gün sigortalılık süresi bulunan davacının, yaşlılık aylığı talep tarihi itibarıyla anılan sigortalılık süresine ilişkin olarak prim borç durumunu gösterir bir hesap ekstrası bulunmamakla birlikte. 30.9.2009 tarihi itibarıyla borç durumunu gösterir hesap ekstrasına göre, 21 yıl 29 günlük sigortalılık süresine ilişkin olarak 22.188.49 TL'lik bir prim borcunun varlığı anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca; 20.1.2009 tarihli yaşlılık aylığı talep tarihi itibariyle 15 tam yıldan fazla sigortalılık süresi bulunan davacının, en az 15 tam yıl prim ödeme süresine ilişkin olarak prim borcunun olup olmadığı, diğer bir ifade ile yapılan tüm prim ödemelerinin en az 15 tam yıl sigortalılık süresini karşılayıp karşılamadığı, davalı Kurumdan sorulmak suretiyle araştırılmalıdır. Yapılacak araştırma neticesinde, prim ödemelerinin tahsis için gerekli olan 15 tam yıl sigortalılık süresini karşıladığı anlaşılır ise, tahsis talebini takip eden aybaşı olan 1.2.2009 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması mümkün olabilecektir. Şayet, anılan 15 tam yıl sigortalılık süresine ilişkin olarak prim (ferileriyle birlikte) borcunun varlığı anlaşılır ise, ödeme için davacı tarafa süre verilmeli ve ödeme sonucuna göre karar verilmelidir. Zira unutulmamalıdır ki, 1479 Sayılı Kanunun 35. maddesinde öngörülen kuruma prim ve her türlü borcun ödenmiş olması koşulu, aynı maddede yer alan en az 15 tam yıl sigorta priminin ödenmesi koşuluna ilişkin olarak ele alınması gereklidir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, temyiz harcının istenmesi halinde davacıya iadesine, 15.07.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy