(506 S. K. m. 134) (5521 S. K. m. 15) (1086 S. K. m. 9, 17, 187)
Dava: Dava; hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde mahkemenin yetkisizliğine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Şerafettin Özyürür tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: 08.03.2010 tarihli dava dilekçesiyle, davacı, 02.03.2006 tarihinde vefat eden babası üzerinden yaptığı ölüm aylığı başvurusu sırasında, murisinin 13.11.1951-13.11.1961 tarihleri arasında hükümlü işçi olarak Kütahya'nın Tavşanlı ilçesinde geçen sigortalı çalışmalarının iptal edildiğini öğrendiğini beyanla, anılan dönemdeki sigortalı çalışmaların tespitini istemiştir.
Mahkemece; dava dilekçesi tebliği yapılmaksızın ve duruşma açılmadan, dosya üzerinde yapılan inceleme ile, yetkinin kamu düzenine ilişkin olduğundan hareketle, mahkemenin yetkisizliğine ve talep halinde dosyanın seçilecek Ankara veya Kütahya İş mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Mahkemenin, kesin yetki kuralı bulunmayan dava konusu olayda, yetki itirazında bulunulmaksızın ve dosya üzerinden yaptığı inceleme ile yetkisizlik kararı vermesi isabetli değildir.
Gerçekten de 506 sayılı Yasanın 134. maddesine göre, anılan yasanın uygulanmasından doğan uyuşmazlıklara yetkili iş mahkemelerinin bakacağı belirtilmiş ise de, söz konusu 506 sayılı Yasada yetki ile ilgili bir düzenleme mevcut değildir. Hal böyle olunca uyuşmazlığın 5521 sayılı Yasanın 15. maddesinin yollamada bulunduğu HUMK'nun genel yetki kurallarını düzenleyen 9. ve 17. maddeleri çerçevesinde çözümlenmesi gerekecektir.
Öte yandan, dava konusu olayda yetki kamu düzenine ilişkin olmadığı gibi ortada kesin bir yetki kuralı da bulunmamaktadır. Bu nedenle, HUMK'nun 187/2. maddesi gereğince yetki itirazında dahi bulunulmadan ve dosya üzerinden yapılan inceleme ile yetkisizlik kararı verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 08.07.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy