(506 S. K. m. 68, 121) (5510 S. K. m. 96)
Dava: Dava, yersiz ödenen aylık sebebiyle yapılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkeme, ilamda belirtildiği şekilde; davanın kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi D. D. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Somut olayın tetkikinden; davalıya babasının ölümü üzerine 15.12.1988 tarihinde ölüm aylığı bağlandığı, davalının annesine de ölüm aylığı bağlandığı, davalının annesine daha sonra 04.10.1990 tarihinde kendi babasından dolayı ölüm aylığı bağlandığı, davacı Kurum'un davalının annesine kendi babasından dolayı ölüm aylığı bağlanması sebebiyle anneye ait aylık oranının mahfuz tutulmayarak, davalıya %25 oranından aylık ödenmesi gerekirken %80 oranından ödeme yapıldığından bahisle, 15.10.1991-22.6.2006 arası yersiz tahakkuk ettirildiği belirtilen 9.938,29 TL nin tahsili için yapılan takibe vaki itiraz üzerine işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
506 Sayılı Kanun'un 68/1-C-a maddesinde: a) 18 yaşını, ortaöğrenim yapması halinde 20 yaşını, yüksek öğrenim yapması halinde 25 yaşını doldurmamış olan veya çalışamayacak durumda malul bulunan ve Sosyal Sigortaya, Emekli Sandıklarına tabi çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almayan ... çocuklarla yaşları ne olursa olsun evli olmayan, evli olmakla beraber sonradan boşanan veya dul kalan ve Sosyal Sigortaya, Emekli Sandıklarına tabi bir işte çalışmayan, buralardan gelir veya aylık almayan kız çocukların her birine %25'i,
b) (a) fıkrasında belirtilen ve sigortalının ölümüyle anasız ve babasız kalan veya sonradan bu duruma düşenlerle ana ve babaları arasında evlilik bağlantısı bulunmayan yahut sigortalı babanın ölümü tarihinde evlilik bağlantısı bulunmakla beraber anaları sonradan evlenenlerin her birine %50'si, oranında aylık bağlanır. hükmü yer almaktadır.
Açıklanan yasal düzenlemeler çerçevesinde eldeki davada; dul eşin gelirden çıktığı anlaşıldığından, davalının aylığı bu çerçevede belirlenmesi gerekirken, hüküm gerekçesinde dosya kapsamıyla çelişecek şekilde davalıya vefat eden eşinden dolayı aylık bağlandığı ve daha sonra davalıya babasından dolayı aylık bağlanması sebebiyle babasından dolayı bağlanan aylığın %25 oranında olması gerekirken %80 oranında aylık ödendiğinden bahisle davanın açıldığının kabulü, usul ve yasaya aykırı olup, bozma sebebidir.
Diğer taraftan, 5510 Sayılı Kanunun 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 96 ncı maddesinde, Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler:
a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden.
b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmidört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmidört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan itibaren hesaplanacak olan kanuni faiziyle birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır... düzenlenmiştir.
Konuya dair 5510 Sayılı Kanun öncesi mevzuatta, 506 Sayılı Kanunun 121 inci maddesinde yersiz ödeme halinde iade yükümünün kapsamını belirleyen bir düzenleme bulunmadığı gibi, anılan Yasa içeriğinde konuyu düzenleyen başka bir özel düzenleme de bulunmamaktadır. 5510 Sayılı Kanunun 96 ncı maddesiyle 506 Sayılı Yasada yer almayan yeni bir düzenleme getirilmiş, sebepsiz zenginleşmenin iyi niyetle veya kötü niyetle gerçekleşmesine bağlı olarak istirdadı mümkün ödeme miktarları belirlenmiştir. Kapsam belirlendikten sonra, ilgilinin Kurumdan alacağı yoksa geri alma işleminin genel hükümlere göre yapılacağı öngörülmüştür. 5510 Sayılı Kanunun geçici maddelerinde ise, yersiz ödemelerin tahsili konusunda önceki hükümlerin uygulanması gereğini öngören herhangi bir kural yer almamaktadır.
Kurumun istirdadını isteyeceği yersiz ödemenin kapsamını belirlemedeki irade serbestisi de, 5510 Sayılı Kanunun 96 ncı maddesi hükmünün Kurumun yersiz ödemeden kaynaklanan alacakları konusunda süren uyuşmazlıklara uygulanması gereğini doğurmaktadır.
Mahkemece, yukarda açıklanan maddi ve hukuki ilkeler doğrultusunda, davacının yersiz aylıklarından kaynaklanan iade borcunun kapsamı, 5510 Sayılı Kanunun 96 ncı maddesi hükmü de dikkate alınmak suretiyle yasal mevzuat çerçevesinde belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ve yanılgı değerlendirmeyle yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, temyiz harcının istenmesi halinde davalıya iadesine, 03.11.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy