(506 S. K. m. 26) (2918 S. K. m. 85, 108) (Karayolları Trafik Yönetmeliği m. 8, 14)
Dava ve Karar: Davacı, trafik kazası sonucu vefat eden sigortalının hak sahiplerine yapılan yardımların, 506 sayılı Yasanın 26. maddesi uyarınca tazminine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi H. Ö. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dava hukuki nitelikçe, 14.05.1999 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu, vefat eden sigortalının hak sahiplerine Kurumca yapılan yardımların, zararlandırıcı sigorta olayına karışan aracın, zorunlu mali mesuliyet sigortasının bulunmayışı nedeniyle davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
Davanın yasal dayanağını teşkil eden 506 sayılı Kanunun 26/2 maddesi hükmüne göre, iş kazası veya meslek hastalığı, 3 üncü bir kişinin kasıt veya kusuru yüzünden olmuşsa, Kurumca bütün sigorta yardımları yapılmakla beraber zarara sebep olan 3 üncü kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara Borçlar Kanunu hükümlerine göre rücu edilir.
Dava konusu olayda; 541 BFM 77 plakalı aracı kullanan Bulgar vatandaşı A. S. T. %50, sigortalı E. B. %50 oranında kusurlu oldukları tespit edilmiştir. Kaza tarihinde yürürlükte bulunan 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun değişik 108 inci maddesinin Karayolu trafik Garanti Sigortası Hesabına aşağıdaki durumlarda başvurulur düzenlemesi altında ve (b) fıkrasında, Kazanın meydana geldiği tarihte geçerli olan teminat tutarları dahilinde zorunlu mali sorumluluk sigortasını yaptırmamış olan işletenlerin neden olduğu bedensel zararlar sayılmıştır. Kaza tarihinde yürürlükte bulunan Karayolu Trafik Garanti Sigortası Hesabı Yönetmeliğinin Hesabın Giderleri başlığını taşıyan 8. maddesinin b bendinde de, Zorunlu mali sorumluluk sigortası yaptırmaksızın trafiğe çıkarılan motorlu aracın kişilere verdiği bedeni zararlar nedeniyle kazanın meydana geldiği tarihte geçerli zorunlu mali sorumluluk sigortasına göre ödenecek tazminat tutarları düzenlemesine yer verilmiştir. Gerek 108. maddede; gerekse, anılan yönetmeliğin 8. ve Hesaptan Karşılanmayacak Zararlar başlığını taşıyan 14. maddesinde, işletenin veya sürücünün tespiti halinde Karayolu Trafik Garanti Sigortası Hesabının sorumluluğunu kaldıran bir düzenleme olmadığı gibi, karayollarında motorlu araçların neden oldukları trafik kazalarında, bazı durumlarda, kazada zarar görenlerin, sigorta güvencesinden yoksun kalmaları halleri dikkate alınarak, zarar görenleri koruma amacıyla, kamu yararı da dikkate alınarak ihdas edilen Karayolu Trafik Garanti Sigortası Hesabının, yukarıda anılan yasal düzenlemeler çerçevesinde, kazanın meydana geldiği tarihte geçerli olan teminat tutarları dahilinde, zorunlu mali sorumluluk sigortasını yaptırmamış olan işletenlerin neden olduğu bedensel zararlardan sorumlu olduğunun kabulü zorunludur.
Karayolu Trafik Garanti Sigortası Hesabının sorumluluğu, 2918 sayılı Yasanın 85 ve devamı maddelerinde düzenlenen işletenin sorumluluğu esasına dayandırılmıştır. Yine Yasa'nın 86 ncı maddesi uyarınca, işletenin, zarar görenin de kusurlu bulunduğunken sürmesi halinde, zarar görenin kusurlu olup olmadığının ve kusur durumunun belirlenerek sonucuna göre, ödenmesi gereken tazminat miktarının tayini gerekmektedir. Somut olayda, 541 BFM 77 plakalı aracı kullanan Bulgar vatandaşı A. S. T.'un %50 kusurlu olduğu, kullandığı aracın kaza tarihini kapsayan trafik sigortasının ve geçerli bir yeşil kart sigortasının bulunmadığı hususları çekişmesizdir. Bu durumda, işletenin hukuki sorumluluğunu üzerine alan Güvence Hesabının, ancak işletenin kusuru oranına isabet eden ve teminat limitleri içinde kalan gerçek zarardan sorumlu olduğu ilkesi dikkate alınarak, davacı Kurumca, Sigortalıya bedensel zararlardan dolayı yapılan yardımlardan, davalının sorumlu olduğu miktarın tespiti gerekirken, hatalı uygulama sonucu, davanın reddine karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 14.06.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy