(506 S. K. m. 9, 10, 26)
Dava: Davacı, İşkazası sonucu sürekli işgöremezlik durumuna giren sigortalıya bağlanan peşin değerli gelirler ile yapılan harcama ve ödemeler sebebiyle uğranılan Kurum zararının rücuan ödetilmesini istemiştir. Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davacı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Meral Yıldırım tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Dava, iş kazası sonucu sürekli iş göremezlik durumuna düşen sigortalıya yapılan sosyal sigorta yardımları sebebiyle uğranılan Kurum zararının, davalı işverenden 506 Sayılı Kanunun 9, 10. ve 26. maddeleri gereğince, rücuan tahsili istemine ilişkin olup; mahkemece, daha geniş bir sorumluluk esasına dayanması sebebiyle 506 Sayılı Kanunun uygulama önceliği bulunduğu halde, işverenin 10. maddeye göre sorumlu olup olmadığı noktasında herhangi bir araştırma yapılmaksızın işverenin %85 kusuru oranında sorumlu olduğuna karar verilmiş ise de, hüküm eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.
506 Sayılı Kanunun 9. maddesi - (Değişik: 25.8.1999 - 4447/12 madde Y.T. 8.9.1999)
... İşveren çalıştıracağı kimseleri, işe başlatmadan önce örneği Kurumca hazırlanacak işe giriş bildirgeleriyle Kuruma doğrudan bildirmekle veya bu belgeleri iadeli-taahhütlü olarak göndermekle yükümlüdür. İnşaat işyerlerinde işe başlatılacak kimseler için işe başlatıldığı gün Kuruma veya iadeli-taahhütlü olarak postaya verilen işe giriş bildirgeleri ile Kuruma ilk defa işyeri bildirgesi verilen işyerlerinde işe alınan işçiler için en geç bir ay içinde Kuruma verilen veya iadeli-taahhütlü olarak gönderilen işe giriş bildirgeleri de süresi içinde verilmiş sayılır.
(Ek: 14.7.1999 - 4410/1 madde) Dışişleri Bakanlığının sigortalı olarak yurtdışı göreve atanan personeli için işe giriş bildirgeleri ise, Kuruma en geç üç ay içinde gönderilir.
Düzenlemesini öngörmektedir. Anılan yasanın 10. maddesine göre ise 9. maddede öngörülen işe giriş bildirgesini süresinde Kuruma intikal ettirmeyen işverenler hakkında 26. maddede öngörülen sorumluluk halleri aranmaksızın, zararlandırıcı sigorta olayı sebebiyle Kurum tarafından bağlanan gelir ve harcamanın işverenden tahsil edileceğini düzenlemiştir. Yani, davalı işverenin 506 Sayılı Kanunun 25.8.1999 tarih ve 4447 Sayılı Kanunun 2. maddesiyle değiştirilen ve 8.9.1999 tarihinden itibaren yürürlüğe giren 9 ve 10. maddesi hükmüne göre rücu alacağından sorumluluğu için; işe giriş bildirgesinin sigortalının, işe başlatılmasından önce verilmemiş olması ve zararlandırıcı sigorta olayının da işe giriş bildirgesinin kuruma verilmesinden sonra meydana gelmemesi gerekir.
Dosya kapsamında yapılan incelemede ise, dava dilekçesinde bildirilen iş kazası tarihi ile Kurum Müfettişi tarafından tespit edilen iş kazası tarihleri arasında çelişki bulunduğu gibi, davalı işveren vekili de davacının kaza tarihinde işyerinde hizmet akdi ile çalışmadığını, bir yakınını ziyaret amacıyla bulunduğunu ve kazadan sonraki bir tarih olan 17.10.2002 tarihinde çalışmaya başladığını savunduğundan davacının işe giriş tarihinin kesin olarak saptanması gerekmektedir.
Davalı işverene ait işyerinin hangi tarih itibarıyla 506 Sayılı Kanun kapsamına alınması gerektiğinin belirlenmesi, bu kapsamda verilmesi gereken işyeri giriş bildirgesinin tarihinin ve sigortalıya ait işe giriş bildirgesi ve Kuruma intikal tarihinin belirlenmesi, keza, sigortalının davalı işverene ait işyerinde işe başladığı tarihin açık ve net biçimde saptanması ve bütün bu olgular hep birlikte değerlendirilerek somut olayda 506 Sayılı Kanunun 9. ve 10. maddesi hükmündeki koşulların oluşup oluşmadığı tespit edilerek varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekmektedir.
Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, davanın 506 Sayılı Kanunun 10 ve 26. maddelere dayalı olarak açıldığı ve 10. maddeden kaynaklanan sorumluluğun, kusursuz sorumluluk esasına dayalı ve daha geniş bir sorumluluğu gerektirmesi sebebiyle uygulama önceliği bulunduğu gözetilmeksizin mahkemece, davanın salt 506 Sayılı Kanunun 26. maddesine dayalı olarak açıldığı kabul olunarak, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, 09.06.2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy