(506 S. K. m. 9, 10, 22, 26) (818 S. K. m. 43, 44) (YHGK. 19.03.2008 T. 2008/10-254 E. 2008/266 K.)
Dava: Dava, iş kazası sonucu sürekli iş göremez durumuna giren sigortalıya bağlanan gelirler ile yapılan ödemelerin tazminine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar: Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Hatice Kamışlık tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
1- Dava; 19.09.2007 tarihli iş kazasında sürekli iş göremez durumuna giren sigortalı Y. Y.'e Kurumca yapılan sosyal sigorta yardımlarının davalı işverenden tahsili istemine ilişkin olup, davanın yasal dayanağı, 506 sayılı Yasanın 10 ve 26. maddeleridir.
İş kazası nedeniyle açılan rücu davasında; sigortalı tarafından açılan Mahkemenin 2006/543 Esas sayılı tazminat davası davasının yargılaması sırasında alınan ve olayda davalı işverenin %70, sigortalının %25 oranında kusurlu olduklarını belirleyen 05.06.2007 tarihli kusur bilirkişi raporundaki değerlendirme esas alınmıştır.
Hak sahibi tarafından açılan tazminat davası derdest olup, kesinleşmediği gibi, 506 sayılı Yasanın 26. maddesinde düzenlenmiş bulunan rücu davaları, sigortalının alacağından bağımsız, kanundan doğan basit rücu hakkına dayalı olup; sigortalı veya hak sahipleri tarafından tazmin sorumluları aleyhine açılan tazminat davalarında alınan kusur tespitine ilişkin bilirkişi raporuyla ulaşılan sonuçlar, rücu davasında bağlayıcı nitelikte bulunmayıp, anılan madde çerçevesinde, işçi sağlığı ve iş güvenliği kuralları yönünden ayrıntılı irdeleme içermesi halinde güçlü delil olarak kabul edilebilmektedir.
Mahkemece; işçi sağlığı ve iş güvenliği ile iş kazasının vuku bulduğu iş kolunda uzman bilirkişi heyetinden, kusur oran ve aidiyeti konusunda rapor alındıktan sonra karar verilmesi gereğinin gözetilmemiş olması isabetsiz bulunmuştur.
2- Somut olayda, 506 sayılı Yasanın 26. madde koşullarının gerçekleşmiş olduğu sübuta ermiş ise de, 9 ve 10. madde koşullarının oluşup oluşmadığı araştırılıp incelenmemiştir. Davanın, her iki madde hükmüne dayanılarak açılması halinde, Dairemizin yerleşmiş görüşüne göre, 10. maddenin uygulama önceliği bulunmaktadır.
506 sayılı Yasanın 10. maddesinde, Sigortalı çalıştırmaya başlandığının süresi içinde Kuruma bildirilmemesi halinde bildirgenin sonradan verildiği veya sigortalı çalıştırıldığının Kurumca tespit edildiği tarihten önce meydana gelen iş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve analık hallerinde ilgililerin sigorta yardımları Kurumca sağlanır.
Ancak, yukarıdaki fıkralarda belirtilen sigorta olayları için Kurumca yapılan ve ilerde yapılması gerekli bulunan her türlü masrafların tutarı ile, gelir bağlanırsa, bu gelirlerin 22. maddede sözü geçen tarifeye göre hesap edilecek sermaye değerleri tutarı, 26. maddede yazılı sorumluluk halleri aranmaksızın, işverene ayrıca ödettirilir. hükmü öngörülmüştür. Anılan maddeye göre, işverenin sorumluluğu kusursuz sorumluluk ilkesine dayanmakta olup, zararlandırıcı sigorta olayında işverenin hiç kusuru olmasa bile, şayet, sigortalının işe girişi süresinde Kuruma bildirilmemişse, Kurumca yapılan sosyal sigorta yardımlarından 10. maddeye göre sorumlu tutulması gerekir.
Mahkemece; Hukuk Genel Kurulu'nun 19.03.2008 tarih 2008/10-254 E, 266 K. sayılı kararlarında da açıklanan bu yön öncelikle araştırılarak, koşulların oluştuğunun anlaşılması halinde, tarafların kusur oranı gözetilmeksizin belirlenen ilk peşin sermaye değerinden, Borçlar Kanunu'nun 43-44. maddeleri uyarınca sigortalının kusurunun %50'sinden az olmamak üzere hakkaniyet indirimi yapılarak, davalının sorumlu olduğu miktar belirlendikten sonra, rücu alacağına hükmedilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması usule ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 13.07.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy