(5510 S. K. m. 4, Geç. m. 7) (2926 S. K. m. 2, 3, 10, 60) (1086 S. K. m. 388, 389)
Dava: Davacı, sigortalılığın iptaline ilişkin kurum işleminin iptalini ve 2926 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılığın devam ettiğinin tespitini istemiştir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davalı Kurum Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Ş. Ö. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Davanın, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 4/1-b bendi kapsamındaki sigortalılara ilişkin olduğu ancak, geçiş hükümlerini içeren aynı yasanın geçici 7. maddesi gereğince mülga 2926 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerektiğinden söz konusu mevzuat hükümleri gereği yapılan inceleme sonucunda;
İnceleme konusu somut olayda; davacının, 29.07.1987 tarihinde düzenlenen giriş bildirgesiyle ve resen tescille 01.08.1987 tarihi itibarıyla başlayan Tarım Bağ-Kur sigortalılığı, 10.07.2006 tarihli kurum işlemiyle Evlenerek aile reisliği sıfatını kaybettiğinden bahisle, evlenme tarihi olan 30.11.1988 itibarıyla sonlandırılmıştır. Davacıya ait hesap ekstrasına göre de; davacının, ilki 23.12.1987 tarihinde olmak üzere uyuşmazlık konusu olan 30.11.1988 dava tarihi arası dönemde, 28.11.1997 ve 10.03.1998 tarihlerinde toplam üç adet prim ödemesi vardır.
Mahkemece; anılan kurum işleminin iptaliyle, devam eden tarımsal faaliyet gereği, davacının 2926 sayılı Yasaya tabi sigortalılığın devam ettiğinin tespitine karar verilmiş ise de, mahkemenin hükmü eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.
2926 sayılı Yasanın 2. maddesine göre, Tarım Bağ-Kur sigortalısı sayılması koşulu, 3. maddede belirtilen tarımsal faaliyetin kesintisiz sürdürülmesine bağlıdır. 2926 sayılı Yasanın 3. ve bu yasanın uygulanma usul ve esasları hakkındaki yönetmeliğin 5. maddesine göre de tarımsal faaliyet; gerek kendi mülkünde, gerek ortaklık veya kiralamak suretiyle başkalarının mülkünde, gerekse Kamuya ait yerlerde yapılabilir. Anılan Yasanın Tescilde esas alınacak belgeler başlığını taşıyan 10. maddesi ile yönetmeliğin 9. maddesine göre ise; sigortalıları kayıt ve tescil işlemlerinde valilik, kaymakamlık, özel idare, belediye, muhtarlık ve nüfus idareleri kayıtları ile ayrıca diğer kamu kurum ve kuruluşlarının, yasayla kurulu meslek kuruluşlarının tarım satış kooperatifleri ve birliklerinin, tarım kredi kooperatifleri ve birliklerinin, ziraat odalarının, pancar ekicileri üretim kooperatifleri ile birliğin (Pankobirlik), Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş.'nin ve tarım kesimine yönelik faaliyette bulunan milli bankaların kayıtları esas alınmaktadır.
Bu bakımdan, davacının uyuşmazlığa konu süreler itibariyle tarımsal faaliyetinin süregeldiği kuşkuya yer bırakmayacak şekilde belirlenmeli, özellikle de Tarım Bağ-Kur sigortalılığına karine sayılan ve yasanın 10. maddesinde öngörülen kayıtlardan; Ziraat Odası kaydı, tarım kredi kooperatifi ile Ziraat Bankası kayıtları gibi kayıtların başlangıçları, bitmişse bitiş tarihleri araştırılmalı, tarımsal faaliyetinin sürekliliği yöntemince saptanmalıdır.
Ne ki; yapılacak araştırma sonucu tarımsal faaliyetin olmadığı anlaşılsa bile, yukarıda belirtilen 28.11.1997 ve 10.03.1998 tarihlerindeki 3 adet prim ödeme tutarları dikkate alınarak, söz konusu ödemelere karşılık gelen sigortalılık süresi gerekirse bilirkişi marifetiyle belirlenerek, ilk prim ödemesini takip eden ay başından itibaren, davacı talebi de gözetilerek, prim ödeme tarihleri itibarıyla yürürlükte bulunan yasal mevzuat gereği, 2926 sayılı Yasanın 60. maddesi kapsamında isteğe bağlı sigortalı sayılması gerekeceği hususu göz ardı edilmemelidir.
Diğer taraftan, mahkeme kararlarının infaza elverişli olması Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası'nın 388 ve 389. maddelerinde tanımlanan unsurları taşıması ve iki tarafa tahmil ve bahşedilen haklar şüphe ve tereddüdü mucip olmayacak surette gayet sarih ve açık yazılması yönündeki usul hükümlerine uygun yazılması gerekirken, mahkemenin bu usul kurallarına uygun nitelikte hüküm kurmadığı da anlaşılmaktadır. Zira, kurulan hüküm fıkrası uyuşmazlığa ve kabule konu edilen süreler bakımından infaza elverişli değildir. Öte yandan, kabule göre de; hükmün harca ilişkin 2 nolu bendinde, davalı Kurum'un harçtan muaf olması nedeniyle harç alınmasına yer olmadığına karar verilirken; aynı hükmün yargılama giderlerine ilişkin 3 nolu bendinde, dava açılırken davacı tarafından yatırılan 15,60 TL başvuru harcı ve 2,50 TL vekalet harcının, yargılama masraflarına dahil edilmesi suretiyle, davalı Kurum'u harçtan sorumlu tutacak şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 14.10.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy