(506 S. K. m. 2, 6, 108)
Dava: Dava, sigortalılık başlangıç tarihinin tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Tolga Özmen tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: 478... sicil numaralı işyerinde 9.12.1986 tarihinde çalışmaya başladığı yönünde davacı adına düzenlenen işe giriş bildirgesinin aynı gün yasal hak düşürücü süre içerisinde davalı Kuruma verildiği anlaşılmakta olup, anılan işyerinde söz konusu tarihte bir gün süreyle hizmet akdine dayalı olarak geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışmanın ve bu tarihin sigortalılık başlangıcı olduğunun tespiti istemine ilişkin davanın mahkemece yapılan yargılamasında, söz konusu bildirgenin varlığına ve bildirgedeki imza yönünden benzerliğin tespit edilemeyip fotoğrafın davacıya ait olduğu saptama ve görüşünü içeren adli tıp uzmanı bilirkişi raporuna dayanılarak talep kabul edilmiş ise de, yapılan inceleme ve araştırmanın hüküm kurmaya elverişli olmadığı belirgindir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 Sayılı Kanunun 108. maddesinde sigortalılık süresi düzenlenmiş olup, sigortalı statüsünde bulunmayan bir kimsenin sigortalılık süresinden söz edilemez. Olağan olarak sigortalılık niteliği, 506 Sayılı Kanunun 2'nci maddesine göre hizmet akdinin kurulması ve 6'ncı maddesi gereğince çalışmaya başlanması ile edinilir. Sigortalılığın zorunlu, kişiye bağlı, devredilemez niteliği gereğince bu tür davalar kamu düzenine ilişkin olup, özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Yöntemince düzenlenip yasal süresinde Kuruma verilen işe giriş bildirgesi, kişinin işe alındığını gösteren yazılı kanıt niteliğinde ise de, eylemli çalışmanın varlığının ortaya konulması açısından kuşkusuz tek başına yeterli kabul edilemez. 506 Sayılı Kanunun 2, 6 ve 108'inci maddelerindeki düzenlemelerde de belirtildiği gibi, sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığı zorunludur ve fiili çalışma saptanmadıkça, sadece hizmet akdine dayanılması halinde dahi sigortalılık söz konusu olamayacağı gibi, bu kapsamda çalışma olgusunu ortaya koyabilecek inandırıcı ve yeterli kanıtlar aranmalıdır.
Bu yasal düzenleme ve açıklamalar ışığı altında inceleme konusu dava değerlendirildiğinde; davalı Kuruma yazı yazılarak hizmetin geçtiği ileri sürülen işyerinin ne zaman hangi işveren adına 506 Sayılı Kanun'a göre tescil edildiği araştırılarak anılan Kanun hükümleri kapsamında bulunduğu tarihler ile yürütülen faaliyet belirlenmeli, davaya konu yapılan tarih yönünden ilgili vergi dairesine yazı yazılarak işverenin vergi kayıt durumu sorulmalı, işverence Kuruma, taraflar arasında çekişme konusu olan günü içerir dört aylık dönemsel sigorta primleri bordrosu verilmiş ise getirtilip bordroda bildirimi yapılan sigortalı/sigortalılar tanık sıfatıyla dinlenmeli, tüm aramalara karşın bu kişiye/kişilere ulaşılamaz veya bordro verilmediği anlaşılır ise bu kez aynı çevrede faaliyet yürüten işverenler ile bunların çalıştırdığı kişiler yöntemince saptanarak bilgi ve görgülerine başvurulmalı, belirdiği takdirde anlatımlar arasındaki çelişkiler giderilmeli, çalışma olgusu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı biçimde araştırılarak elde edilen bilgi ve belgelerin tanık anlatımlarında belirtilen olgularla örtüşüp örtüşmediği de irdelenip sonucuna göre hüküm kurulmalıdır.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu, tanık dahi dinlenmeksizin, davanın kabulüne karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, 14.07.2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy