(506 S. K. m. 80, 84, 89) (818 S. K. m. 61, 104) (YHGK 18.02.2004 T. 2004/10-104 E. 2004/94 K.)
Dava: Süresinde ödenmeyen prim alacakları için tahakkuk ettirilen gecikme zammına faiz yürütülemeyeceğinin tespiti ile yersiz alacağın tahsili davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne ilişkin hükmün süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalı Avukatınca istenilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 29/03/2011 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü davalı adına Av. B. U. K. ile karşı taraf adına Av. F. Ö. geldiler. Duruşmaya başlandı. Hazır bulunan Avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hakimi H. K. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Dava konusu somut olayda; davacı Akyapı İnş. ve Tic. A.Ş.'nin prim borçları ve eklentilerinin 506 sayılı Yasanın 80. maddesinde öngörülen sürede ödenmemesi üzerine, Kurumca 21 adet takip dosyası üzerinden takip başlatıldığı ve takiplerin kesinleştiği, takiplere konu borcun gecikme zammına yasal faiz de uygulanması suretiyle ödendiği; iş bu dava ile davacı, gecikme zammına faiz yürütülemeyeceğinden bahisle bu ad altında ödenen miktardan borçlu olmadığının tespiti ve ödemeye konu miktarın faiziyle tahsilini talep etmiştir.
Davanın yasal dayanağını teşkil eden 506 sayılı Kanun'un 84. maddesinde Yanlış ve yersiz olarak alınmış olduğu anlaşılan primler, alındıkları tarihlerden on yıl geçmemiş ise, hisseleri oranında işverenlere ve sigortalılara geri verilir. İşverenlere geri verilecek primler için Kurumca kanuni faiz de ödenir. Bu faiz, primin Kuruma yatırıldığı tarihi takibeden aybaşından iadenin yapıldığı ayın başına kadar geçen süre için hesaplanır. hükmü öngörülmüş olup, 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Yasanın 89. maddesinde de bu yönde paralel düzenleme getirilmiştir.
506 sayılı Yasanın 80. maddesinde öngörülen prim ve diğer Kurum alacaklarının (4447 sayılı Kanunun işsizlik sigortasına ilişkin 49/5. maddesi kapsamında işsizlik sigortası primlerinin de) süresinde ödenmemesi halinde tahakkuk ettirilen gecikme zammı; prim borcunun zamanında ödenmemesi halinde Kurumca talep edilecek kamu hukuku karekterli bir para alacağı için öngörülen nitelikli temerrüt faizidir.(Hukuk Genel Kurulunun 18.02.2004 tarih ve 2004/104-94 sayılı kararı) Hal böyle olunca da; Borçlar Kanununu 104/son maddesi hükmünde ifadesini bulan geçmiş günler faizinin tediyesinde temerrüt sebebi ile faiz yürütülemeyeceği ilkesine uygun biçimde, davacı şirketin gecikme zammına uygulanan faizden sorumlu olmayacağına dair Mahkemenin kabulü yerindedir.
Yanlış ve yersiz olarak alınan primler yönünden Kurumun kazanımı; Borçlar Kanununun 61 ve devamı maddelerinde düzenlenen haksız iktisabın bir türü olarak kabul edilebilirse de; bu düzenlenme genel bir düzenleme olup, yanlış ve yersiz olarak alınan primlere ilişkin olarak 506 sayılı Yasanın 84. maddesi ile özel nitelikte yasal bir düzenleme getirilmiş olması karşısında, istirdat davasına konu olan alacak 10 yıllık zamanaşımına tabi olup, dava tarihi itibariyle davanın süresinde açıldığına ilişkin Mahkemenin kabulü de yerindedir.
Davalı Kurum, 2001/2727 sayılı takip dosyasında; 16.09.2003 tarihli tahsilat makbuzu ile yapılan tahsilatın idare nezdinde yeniden düzenlemesinin yapıldığını, ilgili makbuzda gecikme zammına uygulanan faiz olarak gösterilen 6.260,61 TL'nin 04.12.2003 tarihili makbuz ile diğer borçlara aktarıldığı, 28.08.2003 tarihli tahsilat makbuzunda ise faiz tahsilatı yapılmadığını, tahsil edilen meblağın 4.646,52 TL'sinin icra gecikme zammı olduğunu, sonuçta bu takip dosyasından 1.534,52 TL faiz tahsilatının yapıldığını belirtmiş, hükme dayanak alınan bilirkişi raporunda; bu dosyadan tahsil edilen faizin 10.907,44 TL olduğu kabul edilerek hesaplama yapılmıştır.
Kurumca; 16.09.2003 tarihli tahsilat makbuzunun yeniden düzenleme yapılarak tahsil edilen miktarın başka borçlar arasında yeniden taksimat yapılmasında yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, söz konusu işlemden davacının haberdar edilmemiş olmasının bu yöndeki işlemi geçersiz hale getirmeyeceği kabul edilerek, aktarma sonucunda kalan miktara göre (aktarılan miktar için aktarma tarihine kadarki işlemiş faizinden Kurumun sorumlu olacağı yönü de gözetilerek) hesaplama yapılması gereğinin gözetilmemesi, öte yandan; 28.08.2003 tarihli tahsilat makbuzunda faiz ibaresinin üzerinin çizilmesi ict (icz) ibaresinin yazılı olmasına ve Kurumun bu makbuz ile tahsil edilen miktarın gecikme zammına uygulanan faiz olmadığı yönünde itirazının bulunmasına göre, bu makbuz ile ödenen miktarların niteliği araştırılarak, sonucuna göre hesaplama yapılması gereğinin gözetilmemiş olması isabetsiz bulunmuştur.
Kurumca işverene iade edilecek primlerle ferilerine, bu kapsamda gecikme zammına uygulan faize ilişkin olarak, faizin yatırıldığı tarihi takip eden aybaşından itibaren yasal faizi ile birlikte iadesinin gerektiğine ilişkin yasanın açık hükmü karşısında; yersiz ödeme tarihinden itibaren faiz hesabının yapılmış olması da isabetsiz bulunmuştur.
Mahkemece yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurularak davaya konu asıl ve faiz alacağı hesabı yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı vekilinin bu yünleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmasına, davalı avukatı yararına takdir edilen 825,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıya yükletilmesine, 29.03.2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy