(5502 S. K. m. 36) (6100 S. K. m. 297)
Dava: Dava, Kurum işleminin iptali, birleştirme kararı verilen dava, ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.
Mahkeme, asıl davanın reddine karar vermiş olmasına karşın, birleştirme kararı verilen dava hakkında karar vermemiştir.
Hükmü, tarafların avukatlarının temyiz etmeleri üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi Mustafa Arınmış tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: 1) HUMK. un 43 ve devamı maddelerine göre, (HMK'nın 166. Maddesi) ayrı ayrı açılmış olan iki dava arasında bağlantı (irtibat) varsa, bu iki davanın birleştirilmesi istenebilir. Davaların aynı sebepten doğması veya biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması halinde (iki dava arasında) bağlantı (irtibat) var sayılır Aralarında bağlantı bulunmayan iki davanın (kanuna aykırı olarak) birleştirilmesine karar vermiş olan hâkim, sonradan bu yanlışlığın farkına varırsa kendiliğinden (re'sen) davaların ayrılmasına karar verebilir. Mahkeme, birleştirilen davaları birlikte inceleyip karara bağlar; yani davaların tahkikat safhası müşterektir, HUMK'nun 388. maddesi (HMK'nun 297. maddesi) gözetilerek, birleştirilen her dava için ayrı ayrı karar verilmesi ve hüküm fıkrasında, her dava için verilen kararın ayrı ayrı gösterilmesi gerekir.
2) HGK'nun 28.5.2008 tarihli 2008/10-370 Esas, 2008/410 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, HUMK. nın 417/1. maddesine (Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 326. maddesi) yargılama giderlerinden davada haksız çıkan tarafın sorumlu olduğu ve 20.5.2006 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5502 Sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu Kanununun 36. maddesi hükmüne göre; ilgili kanunlarda yer verilmemiş olsa dahi, Kurumun taraf olduğu davalar, icra kovuşturmaları ile ilâmların harçlardan müstesna olduğu göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece yanılgılı değerlendirme sonucu davalı Kurumun harçtan sorumluluğu yönünde karar verilmesi mümkün değildir.
Mahkemenin, yukarda açıklanan esaslar doğrultusunda değerlendirme yaparak vardığı sonuca göre karar vermesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, tarafların avukatlarının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan sebeplerle bozulmasına, alınan temyiz harcının istenmesi halinde davacıya iadesine, 08.10.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy