(5510 S. K. m. 4) (506 S. K. m. 54, 109)
Dava ve Karar: Dava, malullük aylığı bağlanması istemine ilişkindir.
Mahkeme, davanın kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi M. Y. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davanın; 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 4-(a) bendi kapsamındaki sigortalılara ilişkin olduğu, ancak, geçiş hükümlerini içeren aynı Kanunun Geçici 1 inci maddesindeki; 17/07/1964 tarihli ve 506 sayılı, 02/09/1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17/10/1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17/10/1983 tarihli ve 2926 s. Kanunlara göre bağlanan veya hak kazanılan; aylık, gelir ve diğer ödenekler ile 08/02/2006 tarihli ve 5454 s. Kanunun 1 inci maddesine göre ödenmekte olan ek ödemenin verilmesine devam edilir. Bu gelir ve aylıkların durum değişikliği nedeniyle artırılması, azaltılması, kesilmesi veya yeniden bağlanmasında, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan ilgili kanun hükümleri uygulanır. şeklindeki düzenleme ve genel olarak kanunların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralı gereği olarak yasal dayanağının 506 s. Kanun olduğu belirgindir.
Davacının, davalı Kuruma başvurarak malullük sigortası hükümlerine göre aylık tahsis isteminde bulunması üzerine, Kayseri Devlet Hastanesinden alınan 20.7, 2006 tarihli Sağlık Kurulu Raporu'nda tedaviye cevap vermeyen diyabet ve bipolar affektif bozukluk tanısı konulduğu ve yine Erciyes Üniversitesi tıp Fakültesi Hastanesi'nin 22.11.2006 tarihli Sağlık Kurulu Raporu ile de, Bipolar Affetif Bozukluk tanısı üzerine, Yüksek Sağlık Kurulu'nun 20.02.2007 gün ve 14-1045 sayılı kararıyla çalışma gücünün en az 2/3'nün yitirilmediğine ilişkin kararına istinaden Kurumca istemin reddedilmesinden sonra işbu davanın açıldığı, yargılama aşamasında alınan Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi'nin 26.05.2010 tarihli raporunda ise, davacının 2/3 oranında meslekte kazanma gücünü kaybetmiş olduğunun saptandığı anlaşılmakta olup, Mahkemece, bu raporun Kurumun değerlendirmesinin aksini ortaya koyduğu gerekçesi ile, istem kabul edilmiştir.
506 sayılı Yasanın 53 üncü maddesine göre,
Kurum hastanelerince düzenlenecek usulüne uygun sağlık kurulu raporları ve dayanağı tıbbi belgelerin incelenmesi sonucu çalışma gücünün en az 2/3'ünü yitirdiği Kurumca tespit edilen sigortalı, malullük sigortası bakımından malul sayılır.
Sigortalıların hangi hallerde çalışma gücünün en az üçte ikisini yitirmiş sayılacakları, 506 s. Kanununa istinaden çıkarılan Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğündeki esaslara göre tespit olunur. 506 s. Kanunun 109 uncu maddesinde ise, ... belirtilen raporlar üzerinde Kurumca verilen karara ilgililer tarafından itiraz edilirse, Sosyal Sigortalar Kurumu Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanır. hükmü öngörülmüş olup; davacı hakkında Yüksek Sağlık Kurulunun yaptığı değerlendirmenin Kurumunkiyle paralel olduğu belirgindir. Mahkemenin kararına dayanak yaptığı her üç rapor da yukarıda açıklanan Kanun hükümlerini karşılamaktan uzaktır. Hal böyle olunca, Mahkemece yapılacak iş; davacıdaki mevcut hastalık ve arazların, malul sayılacak derecede olup olmadığı ve maluliyet tarihinin belirlenmesi konusunda; Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu raporuyla Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi raporu arasındaki çelişkinin, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 06.10.2010 gün ve 10-390/449 sayılı kararında da belirtildiği şekilde Adli Tıp Kanunu'nun 15 inci maddesi gereği, Adli Tıp Genel Kurulunca giderilmesi gereklidir.
Yapılacak değerlendirme sonunda, davacının malul olduğunun belirlenmesi halinde, maluliyet aylığı bağlanması için aranan ve 506 sayılı Yasanın 54 üncü Maddesinde düzenlenen diğer şartlar da (belirlenen sigortalılık süresi, belli gün sayısı kadar malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş olmayla işten ayrılmış bulunma) gözetilerek sonuca varılmalıdır.
Mahkemece açıklanan maddi ve hukuki ilkeler gözetilmeksizin, yanılgılı değerlendirme ve eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 03.11.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy