(506 S. K. m. 4, 79, Geç. m. 20)
Dava: Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi D. D. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Davacı, davalı şirket nezdinde 10.3.2008-27.7.2008 tarihlerinde geçtiğini iddia ettiği çalışmalarının tespitini talep etmiş, dava dilekçesinde işveren şirketle birlikte şirket bölge müdürü Y. S.'ı da davalı olarak göstermiş, dava davalı Limited şirkete tebligat yapılmaksızın sürdürülmüş. Mahkemece davalı olarak gösterilen Y. S. bordro tanığı olarak dinlenmiş ve beyanı hükme esas alınarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 1.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren geçici 7. maddesinde; bu Kanunun yürürlük tarihine kadar 506, 1479, 2925, 2926 ve 5434 Sayılı Kanunlar ile 506 Sayılı Kanunun geçici 20. maddesine göre sandıklara tabi sigortalılık başlangıçlarıyla hizmet süreleri, fiili hizmet süresi zammı, itibari hizmet süreleri, borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık sürelerinin tabi olduğu kanun hükümlerine göre değerlendirileceği yönündeki hükmün öngörülmüş olması ve genel olarak kanunların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması )kuralı karşısında, davanın yasal dayanağı, 506 Sayılı Kanunun 79. maddesinin onuncu fıkrasıdır.
Husumet konusu, ilk itirazdan olmadığından davanın her aşamasında ileri sürülebilir. Taraflarca ileri sürülmese dahi gerek Mahkemece, gerekse Yargıtay'ca tarafların bu yönde bir savunmasının olup olmadığına bakılmaksızın kendiliğinden göz önünde tutulur.
506 Sayılı Kanun'un 4. maddesiyle, işveren; ...sigortalıları çalıştıran... kişiler... olarak tanımlanmış olup, hizmet tespitine yönelik davalarda, çalışma ilişkisinin nitelik ve süresinin belirlenmesinde, bu yöndeki işyeri bilgi ve belgelerine ulaşılmasında, bir başka deyişle, davanın sübutu, kanıtlama yükümlülüğü ve verilen kararın infazı açısından, işverene husumet yöneltilmesi zorunludur.
Somut olayda, şirketle ilişkisi kalmadığı anlaşılan eski bölge müdürü Y. S.'a tebligat yapılarak işveren M... Gıda ve Ambalaj Pazarlama Sanayi ve Limited Şirketine husumet yöneltilmeden ve tebligat yapılmadan savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma sebebidir.
Diğer taraftan, somut olayda Mahkemece verilen hüküm eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.
Mahkemece, dönem bordroları celbedilmişse de, davalı olarak gösterilen tek bordro tanığının beyanı hükme esas alınmıştır.
Davanın yasal dayanağı, 506 Sayılı Kanunun 79. maddesi olup, bu tür davaların kamu düzenine dair bulunmaları, sigortalılığın zorunlu kişiye bağlı ve devredilemez bir hak olması sebebiyle özel bir duyarlılıkla araştırma yapılarak deliller resen toplanmalıdır.
Mahkemece yapılması gereken iş, öncelikle, davalı işverene husumetin yöneltilmesini sağlamak, davacının birlikte çalıştığını iddia ettiği bordro tanığı H. T.'nın adresinin davalı Kurum'dan da sorulmak suretiyle tespitiyle beyanına başvurmak, gerekirse diğer bordro tanıklarını re'sen dinlemek, davacının marketlerde reyonda davalı şirketin elemanı olarak tanık H.'yla birlikte çalıştıklarını beyan etmesi ve şirketin İstanbul'da bulunması karşısında, diğer bordro tanıklarının çalışma ilişkisi hakkında bilgisi olmaması durumunda ise, davacının şirket adına çalıştığını iddia ettiği marketlerde çalışan şahısların bilgisine başvurmak, tanıkların çalışmalarına dayanak belgeleri Kurum'dan celbetmek, davacı, ücretlerinden birinin bankaya yatırıldığını beyan ettiğinden, banka kayıtlarını celbetmek ve tüm deliller toplandıktan sonra hasıl olacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, açıklanan bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, temyiz harcının istenmesi halinde davalı şirkete iadesine, 27.10.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy