(506 S. K. m. 6, 79) (1479 S. K. m. 24)
Dava: Dava, Kurum tarafından yapıları 30.10.2003 ile 31.07.2005 tarihleri arasındaki resen 1479 sayılı Kanuna tabi tescil kaydının iptali ile Kuruma bildirilmemiş olan 29.10.2003-19.11.2003 tarihleri arasında hizmet aktine dayalı çalışma sürelerinin tespitine karar verilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, kararında belirtildiği şekilde, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalılardan SGK Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi E. Z. S. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesidir. Anılan Kanunun 6. maddesinde ifade edildiği üzere sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılmaz ve feragat edilemez olması, sosyal güvenliğin Anayasal haklardan bulunması itibariyle, bu tür davaların kamu düzeni ile ilgili olması nedeniyle, özel hır duyarlılıkla yürütülmesi ve kanıtların re'sen toplanması gereği vardır.
Davacı, hizmet tespitine konu 29.10.2003-19.11.2003 döneminde, davalı Karadağ Turizm İnş. Motorlu Araçlar Tic. ve San. A.Ş.nin ortağı olup, Selçuk Ticaret Sicili Memurluğunun 16.03.2006 tarihli yazısına göre, adı geçen şirketin yönetim kurulu üyesi ve ikinci başkanıdır. Davalı kurum, şirket ortağı ve yönetim kurulu üyesi olması nedeniyle, davacıyı 30.10.2003-29.12.2005 tarihleri arasında 1479 sayılı Kanuna tabi Bağ-Kur sigortalısı olarak kabul etmiştir. Öte yandan, davacı, 14.12.2001-29.10.2003 tarihleri arasında Cihan Karadağ işverenliğinde hizmet aktine dayalı olarak çalışmakta iken, bu çalışmasına kesintisiz olarak devam ettiğini, hiç ara vermeksizin Karadağ Turizm İnş. Motorlu Araçlar Tic. ve San. A.Ş. işyerinde çalışmasını sürdürdüğünü, ancak, sahipleri benzer kişiler olan bu iki şirket arasındaki irtibatsızlık ve yanlışlık nedeniyle, 29.10.2003-19.11.2003 tarihleri arasındaki çalışmalarının Kuruma bildirilmediğini, 506 sayılı Kapsamındaki çalışmalara fiilen ara verilmediği halde, bu aşamada davalı Kurum tarafından re'sen 1479 sayılı Kanuna tabi sigortalı olarak tescil işleminin yapıldığını beyanla, esasen tescil koşullarının oluşmadığından bahisle eldeki davayı açmıştır.
Mahkemece, yapılan inceleme ve araştırma, hüküm tesis etmeye elverişli değildir.
Zira, bozma sonrası yapılan yargılamada, dosya içerisine getirtilen Selçuk Vergi Dairesi Müdürlüğünün 21.12.2010 günlü, 14737 sayılı yazısına göre; 38047686338 T.C.Kimlik numaralı davacı H. K.'ın ortağı bulunduğu Karadağ Tur. İnş. Mot. Araç. Tic.San. A.Ş.nin 10.08.1993 tarihinde kurulusunun tamamlandığı. 17.2.1999 tarihinde unvan değişikliği yaparak Emirhan Tur.İnş.Zirai Ürün.Tic.San.A.Ş. olduğu, söz konusu şirketin unvanının 20.10.2003 tarihinde tekrar Karadağ Tur.İnş.Mot.Araç.Tic.San.A.Ş olarak değiştirildiği, 1985 - 2000 dönemine ait evrakların İmha Yönetmeliği gereği imha edildiğinin belirtilerek, söz konusu yazı ekinde gönderilen adı geçen şirkete ait 2001 - 2002 -2003 takvim yıllarına ait Kurumlar vergisi beyannamelerinin incelenmesinden; Şirketin 2001 takvim yılında 355.619.597.-TL kar beyan ettiği, davacı H. K.'ın ortaklık kaydına rastlanmadığı, 2002 takvim yılında 731.600.842.-TL kar beyan ettiği, davacı H. K.'ın ortaklık kaydına rastlanmadığı, 2003 takvim yılında 15.443.400.467.-TL kar beyan ettiği, davacı H. K.'ın 20.10.2003 tarihinde şirkete tekrar ortak olarak girdiği tespit edilmektedir.
Davanın yasal dayanaklarından olan 1479 sayılı Kanunun 24/I-g maddesi hükmüne göre, Anonim Şirketlerin kurucu ortaklan ile, Yönetim Kurulu üyesi olan ortakları zorunlu Bağ-Kur sigortalısı sayılırlar. Diğer taraftan, Anonim Şirket ortağının; şirkette yürüttüğü işler dolayısıyla Sosyal Sigortalar Kurumu sigortalısı yayılabilmesi için; şirketin hangi işinde ne kadar süre ve ne şekilde çalıştığının, özellikle, hizmet akdinin koşullarından olan bağımlılık unsurunun gerçekleşip gerçekleşmediğinin, şirket ortağının; kimin buyruğunda ve kimden talimat alarak çalıştığının titizlikle araştırılıp irdelenmesi ve açıklığa kavuşturulması gerekir.
Mahkemece dinlenecek bordro tanık beyanları ve tüm belgeler birlikte değerlendirilerek; yapılacak araştırma ve inceleme sonucunda; davacının AŞ. Kurucu ortağı olduğu dönemde, aynı işyerinde hizmet akdiyle çalıştığının bir başka anlatımla çalışan sigortalılığın varlığının saptanması durumunda ise, sosyal güvenlik sistemimizde çifte sigortalılığın söz konusu olmaması nedeniyle, aynı döneme rastlayan gerçek ve fiili çalışmalardan hangisinin kişinin hayatında ekonomik olarak baskın çalışma niteliği taşıdığı hususunda, ortak olunan şirkete ait vergi ve maliye kayıtları getirtilmek, belirtilen dönemde beyan edilen gelirler saptanmak suretiyle bu çevrede davacı; emek ve mesaisini ağırlıklı olarak hangi sigortalı çalışmaya tahsis ediyorsa, ekonomik yönden geçimini hangi çalışmadan sağlıyorsa, o çalışmaya üstünlük tanınmalıdır. Uyuşmalığın çözümünde taraflar arasındaki çıkarlar dengesi ile hak ve nesafet kuralları dikkate alınmalıdır.
Yukarıda izah edildiği üzere; yeterli ve gerekli tüm soruşturma yapılarak uyuşmazlık konusu dönemin, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; delillerin bütünüyle değerlendirilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmesi gerekirken, Mahkemece, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu, yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalılardan SGK Başkanlığı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 04.12.2012 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy