(5510 S. K. Geç. m. 7) (2926 S. K. m. 2, 3, 6, 9, 10, 36) (YHGK. 14.02.2007 T. 2007/21-73 E. 2007/71 K.)
Dava: Dava, davacının kısa süreli zorunlu SSK hizmetleri dışında 01.05.1986 - 31.08.2009 tarihleri arasında Tarım Bağ-Kur sigortalılığının geçerli olduğunun tespiti ile 01.09.2009 tarihi itibarıyla yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtilen gerekçelerle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar: Hükmün, davalı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi A. B. tarafından düzenlenen raporla, dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davanın yasal dayanağı, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun geçici 7. maddesi delaletiyle mülga 2926 sayılı Kanunun 2, 6 ve 9. maddeleridir.
2926 sayılı Kanunun 2. maddesinde, diğer sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdiyle bağlı olmaksızın, 3. maddenin b bendinde tanımlanan tarımsal faaliyette bulunanların, Tarım Bağ-Kur sigortalısı sayılacakları belirtilmiştir. Mezkur Yasanın 3. maddesinin b bendinde Tarımsal Faaliyette Bulunanlar: Kendi mülkünde, ortaklık veya kiralamak suretiyle başkalarının mülkünde, kamuya mahsus mahallerde ekim dikim, bakım, üretim, yetiştirme ve ıslah yollarıyla veya doğrudan doğruya tabiattan istifade etmek suretiyle bitki, orman, hayvan ve su ürünlerinin üretimini, avlanmasını, avcılar ve yetiştiriciler tarafından muhafazasını, taşınmasını sağlayanları veya bu ürünlerden sair bir şekilde faydalanmak suretiyle kendi adına ve hesabına faaliyette bulunanlar olarak tanımlanmıştır. Aynı Yasanın 6. maddesinde ise, diğer sosyal güvenlik kuruluşları kapsamına tabi bir işte çalışanların, çalışmaya başladıkları tarihten bir gün önce, sigortalılıklarının sona ereceği hüküm altına alınmış, 5. maddenin 1. fıkrasında, sigortalı olmanın zorunlu olduğu, 2. fıkrasında, sigortalı olmaktan kaçınılamayacağı ve vazgeçilemeyeceği belirtilmiştir. Ayrıca aynı Yasanın 9. maddesi Kuruma re'sen tescil yükümlülüğü yüklemiştir.
Sigortalının, anılan Yasanın 6. maddesi kapsamında diğer sosyal güvenlik kuruluşlarının kapsamına giren bir işte çalışması halinde, Tarım Bağ-Kur sigortalılığının sona ermesinden sonra, kişinin, diğer sosyal güvenlik kuruluşu kapsamındaki çalışmasını sona erdirip, yeniden tarımsal faaliyete başlaması halinde, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14.02.2007 gün ve 2007/21-73-71 sayılı kararında da belirtildiği gibi, zorunlu sigortalılığın uzunca bir süre devam ederek makul kabul edilebilecek süreden fazla devam etmesi durumunda, yeniden 2926 sayılı Kanun kapsamında Tarım Bağ-Kur sigortalılığının kabulü için; bu sigortalılık kapsamında prim ödenmesi ya da ürün teslimatı ve bu teslimattan prim tevkifatının yapılması gerekmektedir. Sigortalının diğer sosyal güvenlik kurumu kapsamına giren çalışmasının makul sayılabilecek süreyi aşmamış olması ve bu süre sonunda tarımsal faaliyete devam etmesi halinde ise anılan Kanunun 9. maddesinde, kuruma yüklenen tescil yükümlülüğü nedeniyle, kurumun bu çalışmaya değer vermesi gerekmektedir.
Yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ve Hukuk Genel Kurulu içtihadı doğrultusunda, davaya konu olayda, çözümlenmesi gereken sorun, davacının zorunlu Sosyal Sigortalar Kurumuna tabi olan çalışmasının makul kabul edilebilecek süreyi aşıp aşmadığı ve bu çalışmadan sonra tarımsal faaliyette bulunup bulunmadığının tespitidir.
Dosya içindeki bilgi ve belgelerden, davacının muhtarlık kaydına dayalı olarak 01.05.1986 tarihinde Tarım Bağ-kur sigortalısı olarak tescil edildiği, zorunlu SSK çalışması nedeniyle Kurumca 09.04.1987 tarihi itibarıyla terk işleminin yapıldığı, bu tarih sonrası tekrar başvuru ve prim ödemesinin bulunmadığı, ilk prim ödemesinin 08.09.2008 tarihinde olduğu, Sosyal Sigortalar Kurumu kapsamındaki çalışmasının, 91 gün olup, kısa süreli olduğu, Mahkemece, bu çalışmanın sonunda, davacının tarımsal faaliyete başlayıp başlamadığının tespiti için, ziraat odası kaydının olup olmadığı sorulmuş ve gayrimenkul kayıtları Tapu Sicil Müdürlüğü'nden celbedilmiş ise de, yapılan araştırma, 22 yıl gibi uzun bir dönemi kapsayan tespit için, hüküm kurmaya elverişli değildir.
Yapılan araştırmada, davacının ziraat odası kaydının bulunmadığı, 30 dönüm civarında tarlasının bulunduğu, anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, mahkemece, davacının kendi nam ve hesabına tarımsal faaliyetinin varlığı ve süresi; 2926 sayılı Kanunun 3/b, 6, 10 ve 36. maddeleri çerçevesinde gerekli inceleme ve araştırma yapılarak; nerede oturduğu, kendi mülkü veya miras yolu ile elde ettiği mülkte mi yoksa ortaklık ya da kiralamak suretiyle başkalarının mülkünde mi tarımsal faaliyette bulunduğu; ilçe tarım müdürlüğü, tarım kredi ile yağlı tohumlar veya ürettiği ürün çeşitlerine göre üyesi olma ihtimali bulunan diğer kooperatif kayıtlarının başlangıç ve bitiş tarihleri; hangi tür ürünler ektiği, ne kadar ürün elde ederek nerelere sattığı, ürün teslimlerinden Bağ-Kur prim tevkifatı yapılıp yapılmadığı, tarımsal faaliyete ara verip vermediği, zirai kurum kayıtlarının başlangıç ve bitiş tarihleri, kooperatif ve bankalardan tarımsal amaçlı kredi kullanıp kullanmadığı, ortalama gelirinin ne kadar olduğu ve geçimini sağlamaya yetip yetmediği, tohum veya gübre alımlarına ilişkin belgeleri bulunup bulunmadığı, ruhsatlı veya satın almaya ilişkin sözleşmesi ile malikinin beyanı da alınmak suretiyle zilyetliğinde olan traktörü bulunup bulunmadığı, hayvanı; dolayısıyla hayvan satış sözleşmeleri veya süt satımına ilişkin müstahsil makbuzları bulunup bulunmadığı hususları dava konusu dönem içerisinde görev yapan muhtar veya azalar ile ilgili kişi ve kurumlardan sorularak ve zabıta marifetiyle araştırılıp somut verilere dayalı tespit yapılarak, açıklanan yasal düzenlemeler çerçevesinde değerlendirme yapılıp, davacının 2926 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olarak kabul edilmesi gereken dönem kuşku ve duraksamaya neden olmayacak şekilde belirlenmeli ve tahsis koşulları bu çerçevede değerlendirilmelidir. Kabule göre de, davacının tahsis talebinin kuruma intikal ettiği 05.09.2009 tarihini takip eden 01.10.2009 tarihi itibarıyla tahsise karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 26.12.2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy