(506 S. K. m. 2, 6, 108)
Dava: Davacı, sigortalılık başlangıç tarihinin 1.3.1981 tarihi olduğunun ve işe giriş tarihinde bir gün süreyle hizmet akdiyle çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece bozmaya uyularak ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Ayşe Barutçu tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Dava hukuki nitelikçe; davacının mülga 506 Sayılı Kanunun 108. maddesi kapsamında sigortalılık başlangıç tarihinin 1.3.1981 olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Bozma ilamında belirtildiği üzere, 506 Sayılı Kanunun 2. ve 6. maddeleri uyarınca, sigortalılığın oluşumu için çalışma olgusunun varlığı zorunludur. Bu yönde aynı Yasanın 108. maddesi uyarınca, sigortalılık başlangıcı bakımından salt işe giriş bildirgesinin verilmesi yeterli olmayıp, ayrıca Yasanın 2. maddesinde ifade edilen biçimde fiili çalışmasının da aranması gereği vardır.
Hal böyle olunca da, sigortalılık başlangıcına yönelik her davanın sonuçta, 1 günlük çalışma süresinin de tespiti istemini içermesi karşısında; işe giriş bildirgesinin verildiği, ancak diğer yasal belgelerin bulunmadığı durumlarda çalışma olgusunun özellikle kamu düzenine dayalı davalarda, hakim resen araştırma yapma görevi gereği, soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir.
Somut olayda, bozma ilamı doğrultusunda yapılan araştırmada, davacının işe giriş bildirgesi verildiği tarihten önce 6.6.1980 tarihinde ilkokulu bitirdiği anlaşılmakla, hakimin resen araştırma yapma görevi gereği dikkate alınarak çalıştığı tarih itibarıyla komşu işyeri sahip ve çalışanları belirlenerek davacının çalışmasını bilebilecek durumdaki tanık anlatımlarına göre çalışmanın fiili ve gerçek olup olmadığının yöntemince araştırılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde, davacının başkaca delil sunamadığı ve davasını kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, temyiz harcının istenmesi halinde davacıya iadesine, 28.2.2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy