(506 S. K. m. 39) (YHGK 06.10.2004 T. 2004/19-410 E. 2004/471 K.)
Dava: Dava, trafik kazası sonucu yaralanan sigortalıya yapılan harcamalardan oluşan Kurum zararının rücuan tahsili amacıyla başlatılan takibe vaki itirazın iptali ile takibin devamı istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamına belirtildiği şekilde yetkisizlik sebebiyle dava dilekçesinin reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Alparslan Koçak tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Davacı Kurum tarafından, 21.9.2008 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu yaralanan sigortalı için yapılan tedavi giderlerinden oluşan sosyal sigorta yardımlarının 506 Sayılı Kanunun 39. maddesi uyarınca kusurlu sürücünün kullandığı aracın zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesini tanzim eden davalı sigorta şirketinden rücuan tahsili amacıyla İzmir 21. İcra Müdürlüğünün 2010/4672 Sayılı dosyasında icra takibi yapıldığı, davalı sigorta şirketine ödeme emrinin usulüne uygun olarak tebliğinin ardından, davalı şirketin süresinde verdiği 30.3.2010 tarihli itiraz dilekçesinde ikametgahının Beykoz/İstanbul olduğunu ileri sürerek, yöntemine uygun biçimde İzmir İcra Dairesi'nin yetkisine ve borca itirazda bulunduğu, itirazın iptaline ilişkin işbu davada da davalının, dava dilekçesinin kendisine Beykoz/İstanbul adresinde tebliğ edilmesi üzerine de; mahkemenin yetkisiz olduğuna ilişkin itirazda bulunduğu anlaşılmaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 6.10.2004 tarih 2004/19-410-471 Sayılı kararında belirtildiği üzere; itirazın iptali davasının görülebilmesi için, öncelikle ortada takip hukuku kuralları çerçevesinde yasaya ve yöntemine uygun şekilde yapılmış geçerli bir icra takibinin bulunması gerekir. Bir icra takibinde icra dairesinin yetkisine itiraz edilmiş ise, bu itiraz usulünce incelenip sonuçlandırılmadığı sürece, açıklanan nitelikte bir icra takibinin varlığından söz edilemez.
Bu nedenle, itirazın iptali davasını gören mahkeme, öncelikle bu yönü inceleyip karara bağlamalıdır. Esasen, itirazın iptali davasına bakma yetkisi takibin yapıldığı yer mahkemesine ait olduğundan, mahkemenin, icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı incelemesi zorunludur. Mahkeme bu inceleme sonucunda kendisinin yetkili olup olmadığını da belirlemiş olacaktır. Yine, mahkemenin açıklanan yönde yapacağı inceleme ve değerlendirme bakımından kendi yetkisine yönelik bir itiraz bulunup bulunmaması da önem taşımaz. Kısaca, itirazın iptali davasını gören mahkeme, kendi yetkisine itiraz edilmiş olsun veya olmasın, öncelikle icra dairesinin yetkisine ilişkin itirazı incelemek ve sonuçlandırmak zorundadır.
Mahkemece, yukarda açıklanan Hukuk Genel Kurulu kararı gözetilerek, öncelikle icra dairesinin yetkili olup olmadığı üzerinde durulup sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeler ile mahkemenin yetkisizliğine karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, 24.02.2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy