(1479 S. K. m. 63) (2918 S. K. m. 3) (6100 S. K. m. 326) (1086 S. K. m. 417)
Dava: Dava, trafik kazası sonucu yaralanan sigortalıya yapılan tedavi giderlerinin 1479 Sayılı Kanunun 63 üncü maddesi gereğince davalılardan tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği davalı Ö. E. hakkındaki davanın reddine, davalı M. Ç. hakkındaki davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum avukatıyla davalı M. Ç. tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Nesrin Şengün tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Mahkemece, araç maliki olan davalı Ö. E., aracını kazadan önce satılması için vekaletle galeriye bıraktığını, daha sonra kazalının satın aldığını bu sebeple hakkındaki davanın reddine karar verilmesi gerektiği belirtilmiş, mahkemece bu beyana itibar edilerek Ö. E. hakkındaki davanın reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık; kaza tarihinde trafik sicil kaydına göre araç maliki olan davalının işleten sıfatının ve dolayısıyla kaza sebebiyle hukuki sorumluluğunun bulunup bulunmadığı noktasındadır.
Konunun sağlıklı çözümü için öncelikle işleten teriminin hukuki niteliğinin irdelenmesinde yarar vardır. 2918 Sayılı Kanunun 3 üncü maddesinde araç sahibi; Araç için adına yetkili idarece tescil belgesi verilmiş veya sahiplik veya satış belgesi düzenlenmiş kişidir., İşleten ise: Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır. şeklinde tanımlanmıştır.
Yasada ve öğretide; İşleten sıfatının belirlenmesinde şekli ve maddi ölçütler söz konusudur. Bunlardan şekli ölçüt; satışa esas olan tescil belgesinde, trafik belgesinde, sigorta poliçesi ve vergi kaydında yazılı olmayı, maddi ölçüt ise; araçtan yararlanmayı ve araç üzerindeki eylemli egemenliği ifade etmektedir. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Yasasında işleten kavramı ve kimlerin işleten olabileceği belirtilmiştir. Kural olarak aracın trafik tescilinde adına kayıtlı olduğu kişi yani, araç sahibi, aracı kendi hesabına ve kendisine ait olmak üzere kullanıyor, üzerinde çıkar sağlıyorsa aynı zamanda işleten olup, hem şekli hem de maddi anlamda işleten sıfatını alacaktır.
Noterlerin düzenleme yoluyla yaptığı satış ve devir işleminin arkasından yapılacak tescil mülkiyete karine oluşturması bakımından önem taşır. Kuşku olan durumlarda aracın malikine işleten gözüyle bakılmalı ve buna ağırlık verilmelidir.
Varsayımlı işletenlik olarak öğretide adlandırılan ve 2918 Sayılı Kanunun 3 üncü maddesinde düzenlenen kavramı da açıklamakta yarar vardır. Bunun temelinde Kanunun muvazaalı (danışıklı) işlemlere karşı zarar görenleri koruma amacı yatmaktadır. Yasa koyucu aracın kayden maliki başkası görülse bile, 3. bir kişi tarafından aracın kendi nam ve hesabına işletildiğinin, araç üzerinde fiili tasarrufta bulunulduğunun ilgilisince ispatı halinde bu kimsenin de işleten sayılacağını ifade etmektedir. Burada kazanılan işleten sıfatı değil işleten gibi sorumluluktur... (Y.H.G.K., 6.3.2002 T., 2002/11-71 E., 2002/141 K.)
Kaza tarihinde ve sonrasında araç bu davalı adına kayıtlı ise de; işleten sıfatının bulunup bulunmadığı yukarda belirtilen açıklamalar ışığında araştırılarak, varlığına kanaat getirildiği takdirde zararlandırıcı sigorta olayının meydana gelmesindeki kusur oran ve aidiyeti uzman bilirkişiden alınacak raporla ayrıştırılmalı ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeyle karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Kabule göre de; Hukuk Muhakemeleri Kanunun 326/1. (mülga H.U.M.K.nun 417/1) maddesine göre yargılama harç ve giderlerinden, davada haksız çıkan yani, aleyhine hüküm kurulan tarafın sorumlu olduğu düzenlenmiş ise de, davacı kurum, dava tarihindeki resmi kayıtlara uygun olarak davalı Ö. E. aleyhine araç maliki işleten sıfatıyla dava açmış olup, yargılama sırasında bu davalının kaza tarihinden önce aracını haricen sattığı ve dolayısıyla araç maliki ve işleten olmadığı kanaatiyle husumet yokluğu sebebiyle reddine karar verilmiş olmasında davacı Kurumun bir kusuru bulunmadığından yargılamada vekil temsil edilen Ö. E. lehine vekalet ücretine hükmedilmiş olması isabetsizdir.
O halde, davacı Kurum vekiliyle davalı M. Ç.'ın bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, temyiz harcının istenmesi halinde davalılardan M. Ç.'a iadesine, 31.10.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy