(506 S. K. m. 53, 58, 63) (5510 S. K. Geç. m. 7) (818 S. K. m. 63)
Dava: Yersiz ödenen aylıkların tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali, takibin devamı ve icra inkar tazminatı davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi taraflar Avukatlarınca istenilmesi ve davalı Avukatınca da duruşma talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 29/03/2011 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü davalı adına Av. F. E. ile karşı taraf adına Av. B. U. K. geldiler. Duruşmaya başlandı. Hazır bulunan Avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hakimi H. K. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davacının temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davalının temyizine gelince;
Sigortalı N. Y.'e Kronik Şizoaffektif Psikozrahatsızlığı nedeniyle 27.12.1989 tarihli talebine istinaden 506 sayılı Yasanın 53. maddesi uyarınca malüllük aylığı bağlandığı, malüllük aylığı almakla iken belediye bünyesindeki Belbim ünvanlı 71002970 sicil numaralı işyerinde sosyal güvenlik destekprimine tabi sigortalı olarak çalışmaya başladığının anlaşılması üzerine, çalışmaya başladığı tarihten itibaren malüllük aylığının kesildiği, 16.05.1996-23.10.2004 tarihleri arasında yapılan fuzuli ödemenin faizi ile birlikte tahsilinin temini için yapılan icra takibinin sigortalının itirazı üzerine durduğu, iş bu dava ile davacı Kurumun, itirazın iptali ile takibin devamını talep ettiği anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Yasanın geçici 7/1. maddesinde yer alan düzenleme karşısında, 506 sayılı Yasanın 58. maddesidir. Anılan madde de; malullük aylığı almakta iken sigortalı olarak çalışmaya başlayanların malullük aylıklarının, çalışmaya başladıkları tarihten başlayarak kesileceği öngörülmüştür. Anılan madde, 16/10/2007 tarih 5698 Sayılı Yasanın 1. maddesi ile Malullük aylığı almakta iken sigortalı olarak çalışmaya başlayanlar hakkında 63 üncü maddenin (A) fıkrası hükümlerinin uygulanırşeklinde değiştirilmiştir. 506 sayılı Yasanın 63/A maddesinde de; bu Kanuna göre yaşlılık aylığı almakta iken, sigortalı olarak çalışmaya başlayanların yaşlılık aylıklarının çalışmaya başladıkları tarihte kesileceği belirtilmiştir.
Açıklanan yasal düzenlemeler karşısında; 506 sayılı Yasa uyarınca malüllük aylığı almakta iken sigortalı olarak çalışmaya başlayanların malüllük aylığının çalışmaya başladıkları tarihte kesileceği uyuşmazlık konusu olmayıp, uyuşmazlık; davacının yersiz olarak aldığı aylıkların talep edilip edilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Davaya konu alacak, sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanmakta olup, sebepsiz zenginleşen kişi, malvarlığında sebepsiz yere meydana gelen artışı iade ile yükümlüdür. İade yükümlülüğünün konusu ve kapsamı ise BK 63. maddede hükme bağlanmıştır. Bu maddeye göre; Haksız olarak bir şeyi istifa eden kimse, onun istirdadı zamanın da elinden çıkmış olduğunu ispat ettiği miktar nisbetinde red ve iade ile mükellef değildir. Şu kadar ki kabız, o şeyi suiniyet ile elden çıkarmış yahut onu elden çıkarır iken bilahare red ve iadeye mecbur olacağına vakıf bulunmuş olursa red ve iadeye mecburdur. Görüldüğü gibi, maddede, iade borcu zenginleşen kişinin iyi veya kötüniyetli olmasına göre farklı şekilde ele alınmıştır.
Haklı bir sebebe dayanmaksızın zenginleşen kimse kötüniyetli ise, iade borcu zenginleşmenin tamamını kapsar. Diğer bir ifadeyle, kötüniyet halinde iade borcu, geri verme zamanındaki zenginleşme miktarıyla sınırlı değildir. Anılan maddeye göre, sebepsiz zenginleşen kimse o şeyi kötüniyetle elden çıkarmış veya onu elden çıkarırken sonradan geri vermek zorunda kalacağını bilmek durumunda ise, iadeyle yükümlüdür.
Sebepsiz zenginleşenin iyiniyetli olduğu hallerde ise, iade borcunun kapsamının belirlenmesinde, zenginleşmesini geri vereceği (fakirleşenin iade isteminde bulunduğu) zamandaki durumu dikkate alınmalıdır. Sebepsiz zenginleşmesinde iyiniyetli olan, sabit olan zenginleşme miktarının sonradan (istek tarihine kadar geçen zaman içerisinde) azaldığını veya tamamen ortadan kalktığını ispat ederse, zenginleşmesinden sadece elinde kalanı geri vermekle yükümlüdür.
Borçlar Kanunu'nun 63. maddesine göre; sebepsiz zenginleşen kişinin iyi niyetli olduğunun kabulü asıl olup, geri verme borcu ile yükümlü tutulabilmesi için kötü niyetli olduğunun kanıtlanması gereklidir. Davalıya 1100121224 tahsis numarası malüllük aylığı bağlanmış olup, 16.05.1996 tarihinde sosyal güvenlik destek primine tabi olarak çalışmaya başladığı, bu tahsis numarası ile Kuruma bildirildiği, Kurumu yanıltıcı söz veya davranışta bulunmadığı, dolayısıyla davalının kötü niyetli olmadığı açıkça anlaşılmaktadır. Kaldı ki, kötü niyet iddiası Kurum tarafından öne sürülmüş ve kanıtlanmış da değildir. Öte yandan, birçok Yargıtay Kararında da belirtildiği gibi; iyi niyetle zenginleşen kimse, zenginleşmenin geri verilmesinden dolayı; zenginleşme hiç olmasaydı bulunacağı durumdan daha kötü duruma düşürülemez.
Söz konusu yanlışlığın; özlük dosyası elinde bulunan Kurumun gerekli dikkat ve özeni göstermemesinden kaynaklandığı ve davalıya bu nedenle yersiz aylık ödendiği anlaşılmış olması karşısında davanın reddine karar verilmesi gerekirken, mahkemece yanılgılı değerlendirme sonucu istemin kabulü yönünde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmasına, davalı avukatı yararına takdir edilen 825,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıya yükletilmesine, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 29.03.2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy