(506 S. K. m. 79, 80, 85)
Dava: Kurumca re'sen tahakkuk ettirilen prim ve gecikme zammının iptali davasının bozmaya uyarak yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine ilişkin hükmün süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davacı avukatınca istenilmesi üzerine, dosya incelenerek, isin duruşmaya tabi olduğu anlatılmış ve duruşma için 26.04.2011 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü davacı adına kimse gelmedi. Karşı taraf adına Av. Ş. D. geldi. Diğer davalı adına kimse gelmedi. Duruşmaya başlandı. Hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hakimi H. K. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi:
Karar: Dosyadaki yazılara, hükmün uyulan önceki Yargıtay bozma ilamına uygun biçimde verilmiş olmasına, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça ve yasaca cevaz bulunmamasına göre, yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, davalı avukatı yararına takdir edilen 825,00 lira duruşma avukatlık parasının davacıya yükletilmesine, 26.04.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.
NOT: KONUNUN ÖNEMİ GEREĞİ YEREL MAHKEME İLAMINI AŞAĞIDA YAYIMLIYORUZ.
T.C.
İZMİR
6. İŞ MAHKEMESİ
ESAS NO: 2010/968
KARAR NO: 2011/4
DAVA: Prim tahakkukunun iptali
DAVA TARİHİ: 15/12/2010
KARAR TARİHİ: 10/01/2011
Mahkememizde görülmekte bulunan prim tahakkunun iptali davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının, davalı Kurumun İzmir Sigorta İl Müdürlüğünde 1161926.35 sicil sayılı dosyada işlem gören Taşğın Ofset unvanlı matbaayı 2000 yılından itibaren işlettiğini, adı geçen işyerinde denetimin yapıldığı 24.1.2006 tarihinde sigortalı olarak sadece A. S. isimli bir tek sigortalı mevcut olduğunu, diğer çalışan D. T.'ın ise deneme süresinde olan işe yeni başlamış bir işçi olduğunu, Sigorta Yoklama Memurları tarafından 24.1.2006 tarihinde düzenlenen işyeri durum tespit tutanağının işverenin kızı S. T. tarafından babasının işyerinde olmadığı için işveren vekili sıfatıyla imzalandığını, ancak, müvekkilinin kızı S.'nin söz konusu işyerinde iş akdine bağlı olarak çalışmadığını, tutanağın tanzim edildiği sırada öğretmen olan kız kardeşinin de işyerinde bulunduğunu, torunu U. K.'yi doktora götüren müvekkilinin, işyerinde ilci kızını bıraktığını, tutulan bu tutanağın usul ve esaslara uygun olmadığını, işyerinde hizmet akdi ile çalışanların şahsi bilgilerinin bulunması gereken bölümde müvekkilinin kızı S.'ye ait hiçbir bilginin bulunmadığını, keza, işyerinde sigortalı olarak çalışan diğer işçinin de S. T.'ın hizmet akdine bağlı olarak çalışmadığını ifade ifade ettiğini, ayrıca, tutanakta müvekkilinin torununu doktora götürdüğü için geçici olarak ve yardım amaçlı olarak bulunduklarının ifade edildiğini, müvekkilinin torunu U. K.'nin 2003 yılı Ocak ayından beri epilepsi hastası olduğunu, devamlı olarak bakım ve gözetime muhtaç bulunduğunu, dolayısıyla müvekkilinin kızı S.'nin, boşanması sebebiyle birlikte oturdukları evde çocuğuna bakmak zorunda olduğunu, bu nedenle, iş akdine bağlı olarak babasına ait işyerinde çalışmasının mümkün olmadığım, ayrıca, söz konusu işyerinin küçük bir matbaa olması nedeniyle müvekkilinin, kızının çalışmasına da ihtiyacının bulunmadığını, nitekim tespitin yapıldığı tarihte müvekkilinin kızının isteğe bağlı sigortalı olarak prim ödemekte olduğunu, ayrıca, müvekkilinin kızının boşanma nedeniyle yoksulluk ve iştirag nafakası aldığını, dava konusu işletmenin açılmasından önce yine müvekkilinin ortağı olduğu (feshedilmiş durumda bulunan) Taşğın Ofset Kağıt ve Matbaacılık San. Tic. Ltd. Şti.nde müvekkilinin kızı S.'nin o tarihlerde bekar olduğu için çalıştığını ve 1996 - 2000 yılları arasında çalışan adı geçenin sigorta primlerinin ödendiğini, 28.10.2000 tarihinde evlenen müvekkilinin kızı S.'nin, eşinin çalışmasını istememesi nedeniyle babasına ait işyerinde çalışmadığını ve bu tarihten itibaren SSK'na isteğe bağlı olarak sigorta primi ödemeye devam ettiğini, dolayısıyla müvekkilinin kızını sigortasız çalıştırıp onu emeklilik hakkı yönünden mağdur etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bu nedenlerle, müvekkilinin kızı S.'nin söz konusu işyerinde hizmet akdine bağlı olarak çalışmadığını, yukarıda belirtilen gerekçelerle davalı Kurumca gönderilen 18.1.2007 tarih ve 18283 sayılı ödemeye çağrı yazışma süresinde itiraz edilmişse de, bu itirazın reddedildiğini iddia ile, S. T. (K.) ile ilgili olarak müvekkili aleyhine haksız olarak tahakkuk ettirilen 7373,08.-YTL prim, 722.30.-YTL işsizlik sigortası primi ve 12155,24.-YTL g. zammı olmak üzere, toplam 20250,62.-YTL prim ve buna bağlı diğer borçların iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Sosyal Sigorta (Güvenlik) Kurumu vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili Kurumun Yoklama Memuru Baki Deniz tarafından davacıya ait işyerinde 24.1.2006 tarihinde yapılan denetim sonucu düzenlenen tutanakta; işyerinde çalışan A. S. ve D. T.'ın mevcut durumlarının tutanak altına alındığını, ayrıca, işyeri çalışanlarından S. T.'ın da yoklama esnasında işyerinde hazır bulunduğunu, haftada 45 saatten fazla çalıştığını, ancak, işveren olan babasından herhangi bir ücret almadığını beyan ettiği gibi, davacı işverende ifadesinde Nisan/2000 tarihinden beri kızının ücret almaksızın kendi yanında çalıştığını, yardım amaçlı olarak işyerine geldiğini beyan ettiğini, ayrıca, dava dışı sigortalı S. T. (K.)'nin boşandığı eşi A. K.'nin Yoklama Memuruna vermiş olduğu ifadede, işin niteliğine uygun tüm aşamalarda eski eşinin çalıştığını beyan ettiğini, ancak ücret konusunda herhangi bir beyanda bulunmadığını, keza, Yoklama Memurunca incelenen 2000 - 24.1.2006 dönemine ilişkin tüm kayıt ve belgelerde, dava dışı sigortalının doğum yaptığı 1.11.2001 - 30.6.2002 tarihleri arasındaki belgeler hariç, diğer tüm belgelerde isim ve imzasının bulunduğu ve anılan süre hariç davacıya ait işyerinde 506 sayılı Yasa kapsamında çalışmasının bulunduğunun tespit edildiğini, söz konusu rapor ve tutanak gereğince, müvekkili Kurumca 7373,08.-YTL prim, 722,30.-YTL işsizlik ve 12155,24.-YTL gecikme zammı tahakkuk ettirilerek davacı işverene tebliğ edildiğini, davacı yanca yasal süresinde müvekkili Kurum Ünitesine yapılan itirazın Ünite İtiraz Komisyonun kararı ile reddedilerek keyfiyetin işverene 20.3.2007 tarihinde tebliğ edildiğini, müvekkili Kurumca sigortalı S. T. (K.) ile ilgili olarak yapılan resen prim tahakkuku işleminde hukuka aykırı bir yön bulunmadığını ileri sürerek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davacının açtığı dava ile SSK müfettişince S. T. lehine re'sen sigorta primi tahakkukuna ilişkin işlemin iptali de istenmiş olup, açılacak davanın sonucu S. T.'ı da ilgilendirdiğinden ve sosyal güvenlik hukuku kamu düzenine ilişkin olup, bu konuda konu ile ilgili tüm tarafların beyanları alınıp, delilleri toplanmadan karar verilmesi uygun bulunmadığından, davacı vekiline davanın zorunlu tarafı olan S. T.'ı davaya dahil etmesi için süre verilmiş, davacı vekilince 20.08.200 tarihinde usulüne uygun olarak, harcı yatırılmak sureti ile verilen dahili dava dilekçesiyle S. T. Davalı yanında davaya dahil olmuştur.
Dahili davalı S. T. 25.09.2007 tarihli imzalı beyanında; Açılan davaya bir diyeceği olmadığını, kendisinin davacı babasının yanında hiç çalışmadığını, daha önce evli olduğunu, epilepsi hastası bir çocuğunun bulunduğu, eşinden ayrılırken velayeti kendisine verilen çocuğu için 100.-YTL, kendisi için 200.-YTL nafaka bağlandığını, eşinin bunu ödemeyince icralık olduğunu, bu sebeple, eski eşinle arasında husumet doğduğunu, bunun üzerine, eski eşinin sana yapacağımı bilirim, seni şikayet edip süründüreceğim dediğini, kendisinin babasının işyerine zaman zaman ziyaret amacıyla gittiğini, babasının zaten çalıştırdığı A. S. isimli bir işçisinin bulunduğunu, babasının matbaacılık yaptığını, onun yanında çalışmadığını, hatta kendisi evli iken dahi babasının kendisinin isteğe bağlı sigorta primlerini ödediğini, eğer çalışsa idi fiili çalışma sigortalarım da ödeyeceğini, davayı kabul ettiğini beyan etmiştir.
Davacının, SSK İzmir Sigorta İl Müdürlüğünde 1161926.35 sicil sayılı dosyada işlem gören 1203/6 SK.No: 1/B-29/30-Yenişehir/İzmir adresinde kurulu Matbaa işyerine ilişkin işyeri dosyası örneği getirtilip incelendiğinde; işyerinin 5.4.2000 tarihi itibariyle 506 sayılı Yasa kapsamına alındığı;
Davacının kızı S. T. (K.)'nin, boşandığı eşi A. K.'nin Kuruma verdiği 30.9.2005 tarihli dilekçede; adı geçenin babasına ait işyerinde sigortasız çalıştırıldığını şikayet etmesi üzerine, Sigorta Yoklama Memurları B. D. ile H. İ. B. tarafından davacıya ait işyerinde 24.1.2005 günü düzenlenen ve işverenin kızı S. T.'ın işveren M. A. T. adına imzasını içeren cilt no:038, sıra no: 1865 sayılı işyeri durum tespit tutanağında; işyerinde yapılan denetimde A. S. ve D. T. isimli iki kipinin çalıştıklarının görüldüğü, işyerinde görülen S. T.'ın ifadesinde, babası M. A. T.'ın (torununu hastaneye götürdüğünden) işyerinde bulunmadığını, bu nedenle kendisinin bugün için, ücret almaksızın yardım amaçlı geldiğini, boşandığını, babası ile beraber kaldıklarını, 2000 yılından itibaren isteğe bağlı sigortalı olduğunu ve halen isteğe bağlı sigortalılığının devam ettiğini ifade ettiği, ayrıca, geçimini babasının sağladığını belirttiği, işyeri daimi çalışanı A. S. ifadesinde, S. T.'ın işyerinde çalışmadığını, ara sıra yardım amaçlı geldiğini, ücret almadığını ifade ettiği;
İşveren M. A. T. 4.5.2006 tarihli tutanaktaki ifadesinde; eski işyeri olan Taşğın Ofset Kağıt ve Reklam Tic. Ltd. Şti.ni kapatıp şimdiki işyerini 2000/Nisan ayında açtığını, işyerinde matbaa işleri yaptığını, yeni işyerinde kızı S. T.'ın 2000/Nisan ayından beri ücret almaksızın, yardım amaçlı ara sıra gelip telefonlara baktığım, bilgisayarda basılacak kartların dizaynını yaptığını, müşterilere ve bankaya gittiğini, kızı S.'nin ayrı yaşamaya başladıktan sonra 2003/Aralık ayından beri torunu U. ile beraber yanında kaldığını, geçimlerini kendisinin sağladığını, kızına boşandığı eşinden Mahkeme kararıyla 200.-YTL, torununa 100.-YTL nafaka bağlandığını, uzun süreli işbaşında olmadığı zamanlar kızının kendisinin yerine işyerinde bulunduğunu belirttiği;
İşyeri kayıtlarında S. T.'ın çalışmalarına ilişkin olarak 3.5.2000 tarihinden 14.12.2005 tarihine kadar aradaki dönemde birçok faturada S. T.'a ait isim ve/veya imzasının olduğu ve bunların işletme defterine kayıt edildiğinin saptandığı, hususlarının tespit edilerek, tanzim edilen 15.8.2006 tarihli, 034 sayılı raporda; ilgili dönemlerdeki işyeri kayıtlarının incelenmesi sonucu, S. T.'ın bu işyerinde, işyerinin 506 sayılı Kanun kapsamına alındığı tarih olan 5.4.2000 tarihi itibariyle çalıştığı, sadece oğlu U. K.'nin doğumu nedeniyle 1.11.2001 - 30.6.2002 tarihleri arasında çalışmadığı (bu dönemdeki faturalarda S. T.'a ait isim ve/veya imzasına rastlanmadığı) ortaya çıktığını, bu nedenle, Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 24.maddesinde göre, denetim tarihinden geriye dönük 5.4.2000 - 1.11.2001 ve 30.6.2002 - 24.1.2006 tarihleri arasında işveren (babası) M. A. T.'ın ve S. T.'ın çalışmalarının ücret karşılığı olmadığını beyan etmeleri nedeniyle, ücret tespiti yapılamadığından asgari ücret üzerinden S. T.'ın fiilen çalıştığı kanaatine varılan dönemlerde sigortalılığının resen sağlanması gerektiği, buna göre, S. T.'ın çalışmaları ile ilgili olarak 2000/4 ila 12, 2001/1 ila 10, 2002/7 ila 12, 2003/1 ila 12, 2004/1 ila 12, 2005/1 ila 12 ayları ile 2006/1 aya ait aylık prim ve hizmet belgelerinin işverenden istenilmesi, işveren tarafından aylık prim ve hizmet belgelerinin tanzim edilerek Kuruma sunulmaması halinde, belgelerin resen düzenlemesi ve muhteviyatı sigorta primlerinin 506 sayılı Kanunun 80. maddesi gereğince tahsil edilmesi gerektiği sonucuna varıldığının belirtildiği;
Kurumca işverene gönderilen ve 23.1.2007 tarihinde tebliğ edilen 18.1.2007 günlü, 18282 sayılı yazıda; S. T.'ın çalıştığı anılan aylara ilişkin işe giriş bildirgesi ile aylık sigorta prim bildirgeleri, dört aylık dönem bordroları ve aylık prim ve hizmet belgelerinin 506 sayılı Yasanın 79. ve Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 38.maddesine istinaden düzenlenerek bir ay için Kurama verilmesinin istendiği, yine Kurumca gönderilen ve 23.1.2007 tarihinde tebliğ edilen 18.1.2007 günlü, 18283 sayılı ödemeye çağrı yazısında; Kuram Yoklama Memura tarafından tanzim edilen 15.8.2006 tarihli, 034 sayılı rapora istinaden; S. T.'ın çalıştığı anılan aylar için tahakkuk ettirilen 7373,08.-YTL prim, 722,30,-YTL işsizlik primi (31.1.2007 tarihi itibariyle hesaplanan) 12155,24,-YTL gecikme zammı olmak üzere toplam 20250,62.-YTL.nin 7 gün içinde Kurama ödenmesinin bildirildiği;
Söz konusu resen tahakkuk ettirilen prim borcuna karşı işverenin yasal süresinde ve 7.2.2007 tarihinde Kurum Ünitesine yaptığı itirazın, Kuram Ünitesi İtiraz Komisyonunun 2007/19 E. ve 2007/19 K. sayılı kararı ile reddedilerek, keyfiyetin 13.3.2007 günlü, 85299 sayılı yazı ile 20.3.2007 tarihinde işverene tebliğ edildiği anlaşılmıştır.
Davacı, 506 sayılı Yasanın 79. maddesinde öngörülen bir aylık süresi içinde bu davayı açmıştır.
Davacının kızı S. T. (K.)'nin 21679038 s.s.numarasıyla 506 sayılı Yasanın 85. maddesi uyarınca 1.7.2000 tarihinden bu yana isteğe bağlı sigortalı olarak prim ödediği görülmüştür.
İzmir 6. Aile Mahkemesinin E.2004/342 ve İzmir 7. Aile Mahkemesinin E.2004/390 sayılı dosyasında yaptırılan zabıta tahkikatı örnekleri mahkemelerinde celbedilerek dosya içerisine konulmuş; bunlara göre; S. K. (T.)'ın, 311 Sk.No:24/3 sayılı yerde anne ve babası ile kaldığı, kira vermediği, ev hanımı olup çalışmadığı, bakmakla yükümlü bir çocuğu olduğu, üzerine kayıtlı menkul ve gayri menkul bulunmadığı, geçimini babasının temin ettiğini, sağlık sigortasının olmadığı tespit edildiği anlaşılmıştır.
Davacı tanıkları ile mahkememizce, zabıta kanalı ile re'sen belirlenen tanıkların ifadesi alınmıştır.
Davacı tanığı A. S. beyanında, Kendisinin, 2005 senesinin 2.ayından beri davacıya ait matbaada makinist olarak çalıştığını, bu işyerinde işçi olarak sadece kendisinin olduğunu, davacının da işlerde kendisine yardım ettiğini, ancak, kendisi rahatsız olduğundan çok fazla yardımda bulunamadığını, matbaada 3 ayrı makine olduğunu, kendisinin bütün işlere yetişebildiğini, dahili davalı S. T.'ın kendisinin çalıştığı dönemde çalışmadığını, ancak, daha önceki tarihlerde davacıya ait şirket varken şirkette çalıştığını, bu işyerinde fiilen çalışmadığını, ancak, babasının rahatsızlandığı günlerde dükkanı boş bırakmamak için durduğunu, ayrıca, gelip dükkanda durduğu günlerde babasından ücret almadığını, eşinden ayrıldığı için halen babası ile oturduğunu, tespit tutanağının hazırlandığı gün dahili davalı S.'nin öğretmen olan kız kardeşi ile birlikte işyerinde bulunduğunu, babalarının ise rahatsız olduğu için işyerinde olmadığını, ayrıca, işyerinde 3 gün önce işe başlayan D. T. isimli birisinin daha olduğunu, müfettişlerin gelip tutanak tuttuklarını, tutanak düzenlendikten bir hafta veya 15 gün sonra D. T.'ın işyerinden ayrıldığını, adı geçenin meslek lisesinde okurken kendilerinin yanında staj yaptığını, eğitimi bittikten sonra babasının işe alınmasını rica etmesi üzerine işe aldıklarını, daha sonra kendisinin istememesi üzerine işten ayrıldığını,
Davacı tanığı E. A. ifadesinde, Kendisinin, davacıya ait işyerinde ve ayrıca davacının işyerinin yakınında başka bir işyerinde çalışmadığını, kendisinin davacı ile altlı üstlü komşu olduğunu, dahili davalıyı kızı olması nedeniyle tanıdığını, davacının işyerine hiç gelip gitmediğini, ancak, S. T.'ın evlendikten soma hiç çalışmadığını, ayrıldıktan sonra da çalışmadığını, davacı babanın rahatsızlığında kızının birkaç kez yardım amaçlı işyerine gittiğini, ancak, sürekli çalışması olmadığını ifade etmişlerini,
Resen seçilen tanık N. A.'da, Kendisinin, davacının 4 dükkan yanında Bilmak Makine Matbaa üzerine 2004 yılından ben işyerinin olduğunu, zaman zaman gittiğini, davacının şu an yanında çalışan bir kişi olduğunu, dahili davalı S.'nin kızı olup, zaman zaman babasının işyerine gelip gittiğini, ancak çalıştığını görmediğini, haftada 2-3 sefer uğradığını, sabah gelip akşam gitmek şeklinde işyerinde bulunmadığını, matbaacılık işinde çalışmanın meslek erbabı olmayı gerektirdiğini, üstelik sektörde çok bayan çalışan olmadığını, bir bayanın matbaa makinesinde çalışmasının güç gerektirdiğini, ayrıca, mesleki bilgi gerektiren bir iş olduğunu, bu nedenle, kızının davacının yanında çalışmasının mümkün olmadığını,
Resen seçilen tanık S. Ş., Davacıyı 10 yıldır müşterisi olması hem de işyerlerinin yakın olması nedeniyle tanıdığını, davacının kızını işyerinde gördüğünü, ancak, çalıştığını görmediğini, babasının olmadığı zamanlarda dükkanda durduğunu, ayda bir kere gelip gittiğini, uzunca süre işyerine gelmediğini, davacının yanında çalışan elemanların bulunduğunu, şu anda ustasının çalıştığını, davacı olmadığında onunla muhatap olduklarını, A. isimli bu ustanın bir yıldan fazladır davacının işyerinde çalıştığını, ondan öncede başka bir usta çalıştığını, kendisinin davacının yaptığı işin kendi makinelerinde yapamadığı bölümünü,fason olarak yaptığım, davacının siparişleri ile kendisinin muhatap olduğunu,
Resen seçilen tanık M. Y., Kendisinin, 8 seneden beri davacıya ait işyerinin yanında bulunan matbaa işyerinde işçi olarak çalıştığını, S . T.'ın babasına ait işyerine babasının olmadığı zamanlarda arada sırada hafta 1 veya 2 defa geldiğini, 1-2 saat gelip gittiğini, herhangi bir iş yapmadığını, zira, onun işyerinde yapabileceği bir iş olmadığını, davacının yanında halen çalışan A. isimli bir usta olup, yaklaşık 5 seneden bu yana davacının yanında çalıştığını, adı geçenin yanında ikinci bir işçinin çalıştığına tanık olmadığını;
Resen seçilen tanık İ. E. ise, Kendisinin, davacı ile aynı pasajda yaklaşık 30 m mesafede kendisine ait matbaa işyerini işlettiğini, dahili davalının davacının kızı olduğunu, adı geçeni davacının yanında çalıştığını hiç görmediğini, ara sıra babasının işyerine geldiğini, ayda birkaç kez uğradığını, kısa bir süre kalıp gittiğini, davacının yanında A. isimli bir matbaa ustası çalıştığını, bildiği kadarıyla davacının başka bir işçisi olmadığını,
Resen seçilen tanık H. O. da ifadesinde, Kendisinin, davacıya ait işyerinin karşısında bulunan matbaada işçi olarak çalıştığını, aynı pasaj içinde bulunduklarını, davacıya ait işyerinde kızı S.'nin çalışmadığını, zaman zaman davacı olmadığında dükkana gelip durduğunu, ancak, bu nadiren olan bir durum olduğunu, uzun sürmediğini, davacının yanında A. isimli bir ustanın 3-4 yıldan beri çalıştığını, başka bir çalışan olmadığını, kızı S.'nin işyerinde matbaa işi ile ilgili bir iş yaptığını görmediğini, ancak, telefonlara bakmış olabileceğini bildirmişlerdir.
Tüm deliller toplandıktan sonra dosya bilirkişi S. B.'na tevdii edilmiş bilirkişi 27/01/2009 tarihli raporunda; Davacıya ait işyerinde çalışan sigortalı işçi A. S.'ın 25.9.2007 günlü duruşmadaki ifadesi ile Kurum Yoklama Memurları tarafından düzenlenen 24.1.2006 tarihli tutanaktaki ifadesinin örtüştüğünü; Yargılama aşamasında dinlenen kamu tanıklarının ve H.U.M.K.nun 213.maddesine göre muvacehe edilen dahili davalı kızı S. T.'ın beyanları göz, önünde tutulduğunda; davacıya ait bir takım faturaların evinde dahili davalı kızı tarafından tanzim edilmesi ve/veya imzalanması, babası ile arasındaki hukuksal ilişkinin hizmet bağıtını oluşturmadığı ve dolayısıyla zorunlu sigortalı sayılamayacağı buna göre, davalı Kurumca davacının kızı S. T. (K.) ile ilgili olarak davacı aleyhine tahakkuk ettirilen 7373,08.-YTL prim, 722,30,-YTL işsizlik primi ve 12155,24.-YTL g. zammı olmak üzere, toplam 20250,62.-YTL resen tahakkuk ettirilen ve 18.1.2007 günlü, 18283 sayılı ödemeye çağrı yazısı ile tebliğ edilen toplam 20250,62.-YTL prim ve eklentilerinin iptali gerektiği sonucuna varıldığını bildirmiştir.
Toplanan delillere göre; dahili davalı S. T.'ın, babası olan M. A. T.'ın 1161926.35 sicil sayılı dosyada işlem gören 1203/6 SK.No:1/B-29/30-Yenişehir/İzmir adresinde kurulu Matbaa işyerine hizmet sözleşmesine dayalı olarak herhangi bir ücret karşılığı çalışmasının bulunmadığı anlaşıldığından, davalı kurumun zorunlu sigortalısı sayılamayacağı buna göre, davalı Kurumca, davacının kızı S. T. ile ilgili olacak davacı aleyhine tahakkuk ettirilen 7373,08.-YTL prim, 722,30.- YTL işsizlik primi ve 12155,24.-YTL g. zammı olmak üzere, toplam 20250,62.-YTL, ettirilen ve 18.1.2007 günlü, 18283 sayılı ödemeye çağrı yazısı ile tebliğ edilen toplam 20250,62.-YTL prim ve eklentilerinin iptali gerektiği kanaatine varılarak davanın kabulüne dair hüküm kurulmuştur.
Dosya davalı kurum vekilince temyiz edilmiş, Yargıtay 10. Hukuk dairesine gönderilmiş olup; Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 21/09/2010 tarih 2009/4029 Esas 2010/11927 Karar sayılı ilamıyla; Sosyal Sigortalar Kanununun 130. maddesine 4958 sayılı Yasanın 49. maddesi ile eklenen ve 06.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren yedinci fıkra hükmünde; Kurumun, işyerlerinin mevcut durumlarını, faal olup olmadıklarını, sigortalı çalıştırılıp çalıştırılmadığı ve benzeri hususları inceleme, araştırma, tespit ve yoklamasını sigorta yoklama memurları vasıtasıyla yaptırabileceğim, anılan yasa ile ekli dördüncü, fıkra hükmünde ise; bu maddenin uygulanmasında teftiş, kontrol ve denetleme yetkisine sahip olanlar tarafından düzenlenen tutanakların aksi sabit oluncaya kadar muteber olacağı düzenlemesine yer verilmiştir. Hal böyle olunca, bu tutanakların aksinin aynı güç ve nitelikteki delillerle kanıtlanmış olması gerekir. Somut olayda, yoklama memurları tarafından tespite konu edilen dönemlerde davalı S.'nin davacıya ait işyerinde çalıştığının işyeri kayıtlarıyla sabit olması, kaldı ki işveren ifadesinin dahi bu hususu teyit etmesi karsısında, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, aksi yöndeki tanık beyanları ve bilirkişi raporu dikkate alınarak davanın kabulüne hükmedilmesi, usul ve yasaya aykırı görüldüğünden mahkememiz hükmünün bozulmasına karar verilmiştir. denilerek yerel mahkeme kararının bu nedenle bozularak yeni esasa kaydedilmiştir.
Yapılan yargılama sonunda; Sosyal Sigortalar Kanununun 130. maddesine 4958 sayılı Yasanın 49. maddesi ile eklenen ve 06.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren yedinci fıkra hükmünde; Kurumun, işyerlerinin mevcut durumlarım, faal olup olmadıklarını, sigortalı çalıştırılıp çalıştırılmadığı ve benzeri hususları inceleme, araştırma, tespit ve yoklamasını sigorta yoklama memurları vasıtasıyla yaptırabileceğini, anılan yasa ile ekli dördüncü fıkra hükmünde ise; bu maddenin uygulanmasında teftiş, kontrol ve denetleme yetkisine sahip olanlar tarafından düzenlenen tutanakların aksi sabit oluncaya kadar muteber olacağı düzenlemesine yer verilmiş olup, bu tutanakların aksinin aynı güç ve nitelikteki delillerle kanıtlanmış olması gerekirken, davaya konu olayda, yoklama memurları tarafından tespite konu edilen dönemlerde davalı S. T.'ın, davacıya ait işyerinde çalıştığının, işyeri kayıtlarına dayanarak tespit edilerek tutanak düzenlenmiş olup, bu tutanağın aksi eşdeğer belge ile ispat edilemediğinden davacının, davasının karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:
Davacı M. A.T. tarafından davalı SGK ve DAHİLİ DAVALI S. T. aleyhine açılan PRİM TAHAKUKUKU İPTARLİNE İLİŞKİN davasının REDDİNE,
Davalı SGK yararına yürürlükte bulunan Av ücret tarifesine göre 2.430,72 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalı SGK'ya verilmesine,
Davacının yaptığı yargılama giderlerinin kendi üzerine bırakılmasına,
1,25 TL harcın davacıdan tahsiline,
Dair davacı ve davalı SGK vekilinin ile dahili davalının yüzüne karşı yasa yolları açık olmak üzere karar verildi. 10/01/2011 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy