(2004 S. K. m. 67)
Dava: Dava, yersiz aylıkların tahsili amacıyla başlatılan takibe vaki itirazın iptali ile takibin devamı istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde idari yargının görev alanına girdiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Alparslan Koçak tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: İş Mahkemeleri, 5521 Sayılı Kanun ile kurulmuş istisnai nitelikte özel mahkemeler olup, 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 106. maddesi ile mülga 1479 Sayılı Kanunun 70. ve mülga 506 Sayılı Kanunun 134. maddesinde, bu Kanunların uygulamasından doğan uyuşmazlıkların yetkili iş mahkemelerinde görüleceği, 5510 Sayılı Kanunun 101'inci maddesinde de, aksine hüküm bulunmayan hallerde, 5510 Sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıkların iş mahkemelerinde görüleceği düzenlenmiştir. 5510 Sayılı Kanunun geçici 4. maddesinde ise; ... Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla 8.6.1949 tarihli ve 5434 Sayılı Kanuna göre; aylık, tazminat, harp malullüğü zammı, diğer ödemeler ve yardımlar ile 8.2.2006 tarihli ve 5454 Sayılı kanunun 1. maddesine göre ek ödeme verilmekte olanlara, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 Sayılı Kanunda kendileri için belirtilmiş olan şartları haiz oldukları müddetçe bunların ödenmesine devam olunur. Ancak, 5 ila 10 yıl arasında fiili hizmet süresi olan iştirakçilerden dolayı dul ve yetim aylığı almakta olanların, aylık ve diğer ödemeleri, bu Kanunun 32, 34 ve 37. maddelerindeki şartları haiz oldukları müddetçe devam edilir... Bu madde kapsamına girenlerin aylıklarının bağlanması, artırılması, azaltılması, kesilmesi, yeniden bağlanması, toptan ödemeleri, ilgi devamı, ihya ve borçlanmaları, diğer ödemeler ve yardımlar ile emeklilik ikramiyeleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 Sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır ve bu maddenin uygulanmasında mülga 2829 Sayılı Kanun hükümleri ayrıca dikkate alınır. hükmü öngörülmüştür.
Somut olayda davacı Kurum, Emekli Sandığı iştirakçisi iken ölen sigortalı eşinden dolayı 5434 Sayılı Kanun kapsamında dul aylığı alan davalının evlendiği halde durumu Kuruma bildirmeyerek 1.9.1999 - 31.7.2007 tarihleri arasında aylık almaya devam ettiği, yersiz aylıkların tahsili amacıyla başlatılan takibe de itiraz ettiği iddiasıyla, itirazın iptali ve takibin devamına karar verilmesini istemiştir. 5434 Sayılı Kanun hükümlerince bağlanan davaya konu aylığın kesilmesi de 5434 Sayılı Kanun hükümlerine tabi olduğundan, uyuşmazlığın çözümünde ne 1479 veya 506 Sayılı Kanun ne de 5510 Sayılı Kanunun uygulama yeri bulunmayıp, sözü edilen 101. madde hükümlerine göre sınırlı yetki ile donatılmış iş mahkemesi görevli olmadığından, Mahkemece, isabetli olarak iş mahkemelerinin görevsiz olduğu kabul edilmiştir.
Ne var ki; 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun İdari Dava Türleri ve İdari Yargı Yetkisinin Sınırı başlıklı 2. maddesinde İdari Dava Türleri sayılmıştır. Bu hükme göre, İdari Davalar; İdari İşlemler hakkında açılan iptal davaları, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları ve kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalardan ibarettir. Yani kanunun açıkça adli yargıya görevli saydığı haller idari yargının kapsamı dışında kalmakta olup bu gibi durumlarda, davaya konu işlemin niteliğine bakılmaksızın adli yargıda görülür ve gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişileri hakkında idari yargı yerinde dava açılamaz.
Alacaklı davacı Kurum, borçlu gerçek kişi davalı hakkında ilamsız icra takibi yapmış olup itiraz üzerine takip durmuş ve davacı Kurum görülmekte olan itirazın iptali davasını açmıştır. 2004 Sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67. maddesinde ... Takip talebine İtiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. hükmüne yer verildiğinden, itirazın iptaline ilişkin davaya konu uyuşmazlığın çözümünde genel mahkemelerin görevli olduğu nazara alınmaksızın idari yargıya görevsizlik kararı verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 15.11.2000 tarih, 4-1650-1690 ve 14.4.2010 tarih, 7-184 - 214 Sayılı kararları)
O halde, davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan sebeplerle bozulmasına, 14.04.2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy