(506 S. K. m. 60, Geç. m. 81) (YHGK. 29.09.2010 T. 2010/10-471 E. 2010/439 K.) (YHGK. 29.09.2010 T. 2010/10-472 E. 2010/440 K.)
Dava: Davacı, sigortalılık süresi başlangıcının 18 yaşını ikmal ettiği 26.05.1982 tarihi olduğunun ve 01.03.2009 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: 1-) Türkiye Cumhuriyeti ile Almanya Federal Cumhuriyeti Arasındaki Sosyal Güvenlik Sözleşmesinin 29. maddesinde, bir kimsenin Türk sigortasına girişinden önce bir Alman rant sigortasına girmiş bulunması halinde, Alman Rant Sigortasına girişi, Türk sigortasına giriş olarak kabul edileceği belirtilmiş olup; buna göre Mahkemenin, 26.05.1964 tarihinde doğan ve Almanya'da 15.09.1980 tarihinden itibaren çalıştığı anlaşılan davacının, hüküm gerekçesinde 3201 sayılı Kanun'un 1. maddesi uyarınca sigortalılık süresi başlangıcının 18 yaşını ikmal ettiği 26.05.1982 tarihi olduğunu kabul etmesi isabetlidir.
2-) Davanın yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Kanunun 60. maddesinde yaşlılık aylığından yararlanma koşulları düzenlenmiştir. Sigortalıya, yaşlılık aylığı bağlanabilmesi için kural olarak maddede belirlenen yaşa ulaşmış olmak, belirli bir süre prim ödemek, işten ayrılmak ve talepte bulunmak gerekir. Söz konusu madde, 08.09.1999 tarihinde yürürlüğe giren 4447 sayılı Kanunun 6. maddesi ile değiştirilerek, mevcut aylık bağlama şartları ağırlaştırılmış ve maddedeki değişikliğin yürürlük tarihi olan 08.09.1999 tarihinden önce sigortalı olanlar için 506 sayılı Kanuna eklenen geçici 81. madde ile geçiş hükümleri getirilerek, sigortalılar kademelendirilmiştir. Anılan maddenin (B) ve (C) bentlerinin Anayasa Mahkemesinin 23.02.2001 gün ve 42/41 sayılı kararı ile iptalinden sonra, 01.06.2002 tarihinde yürürlüğe giren 23.05.2002 tarihli 4759 sayılı Kanunla yeniden düzenleme yapılarak bazı farklılıklarla kademeli geçiş sistemi korunmuştur.
Somut olayda; 26.05.1982-13.04.1985, 01.02.1986-16.09.1988, 01.11.1988-06.08.1991, 15.03.1992-08.07.1994 tarihleri arasındaki 3810 gün çalışmasının 3201 sayılı Kanun kapsamında borçlanma primini 15.06.2006'da ödediği, 01.07.2008-30.06.2008 tarihlerinde isteğe bağlı sigortalılığı bulunduğu, 26.05.2009'da yeniden müracaat ederek Almanya'da geçen 01.03.2002-31.12.2007 tarihleri arasında 2100 gün, 10.08.1991-10.03.1992 tarihleri arasında 548 gün karşılığı borçlandırılarak, Kurumca 6458 gün hizmet süresi hesaplandığı ve davacının 23.02.2009 tarihinde yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunduğu anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlığın kaynağını, 4447 sayılı Kanun ile eklenen, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı üzerine 4759 sayılı Kanun ile bir bölümü değişikliğe uğrayan 506 sayılı Kanunun Geçici 81. maddesi oluşturmaktadır.
Anılan madde uyarınca, yaşlılık aylığı bağlama koşulları, 4447 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 08.09.1999; 4759 sayılı Kanunun kabul edildiği 23.05.2002 tarihindeki sigortalılık süresinin kaç yıl olduğu dikkate alınarak belirlenmektedir.
Yaşlılık aylığı tahsis koşullarındaki bu kademeli geçiş nedeniyle, 1999 ve 2002 yılları itibariyle belirlenecek sigortalılık süresi, sorunun çözümünde (kaç yaşında yaşlılık aylığına hak kazanılacağı yönünden) anahtar rol üstlenmektedir.
Somut uyuşmazlık yönüyle, yukarıda belirtilen bu yasal değişikliklerden sonra 3201 sayılı Kanun uyarınca yapılacak olan yurt dışı hizmet borçlanmalarının sigortalılık süresinin hesaplanmasında nasıl değerlendirileceği konusu önem kazanmaktadır.
Türkiye'de sigortalı olarak tescili bulunanlar 506 sayılı Kanunun Geçici 81. maddesinin lehe olan hükmünden yararlanırken, tescili bulunmayanların ise daha sonra yurt dışı hizmet borçlanması yolu ile kazanılan sigortalılık süresinden yararlanamaması bir adaletsizliği ortaya çıkarmaktadır. Diğer bir deyişle, 3201 sayılı Kanuna göre sonradan borçlananların, 506 sayılı Kanunun Geçici 81. maddesinin yürürlüğe girdiği tarihte hiç hizmetinin bulunmadığı gerekçesiyle 81. maddenin uygulanmaması, 3201 sayılı Kanun ile sigortalılara tanınmış olan hakların ortadan kaldırılmasına yol açacağı her türlü duraksamadan uzaktır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 29.09.2010 tarihli, 2010/10-471 Esas ve 2010/439 Karar; 2010/10-472 Esas, 2010/440 Karar sayılı ve 18.05.2011 tarih ve 2011/10-254 E., 2011/321 K., sayılı ilamları)
Bu nedenle, daha önce Türkiye'de sigortalı çalışması bulunmayan davacının, Almanya'da geçen ve 3201 sayılı Kanun uyarınca borçlandığı süreler dikkate alınmak suretiyle 506 sayılı Kanunun Geçici 81. maddesi ile getirilen kademeli geçiş hükümlerinden yararlandırılması gerektiğinin kabulü gerekir.
Mahkemece, Geçici 81. maddesinin yürürlük tarihinden sonra, yürürlük tarihinden öncesine ait devreye ilişkin olarak yaptıkları borçlanmaların, Geçici 81. madde uygulamasında gözetilmesi gerekirken, bu maddi ve hukuki esaslar göz önünde tutulmaksızın yanılgılı değerlendirme ve eksik araştırma sonucu yaşlılık aylığı tahsis talebinin reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma sebebidir.
O halde, taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine oybirliği ile 14.07.2011 gününde karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy