(5510 S. K. Geç. m. 7, 32) (506 S. K. m. 65, 66)
Dava: Dava, ölüm aylığına hak kazandığının tespiti ile aylıkların tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi A. K. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Davacı, murisi ve eşi S. B.'ın sigortalı süreleri nazara alınarak 506 Sayılı Kanun kapsamında ölüm aylığına hak kazandığının tespiti ile bağlanacak aylıkların her birinin hak ediş tarihlerinden itibaren yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiş. Mahkemece, davacıya 1.1.2011 tarihinden itibaren ölüm aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti suretiyle istem hüküm altına alınmıştır.
Ölüm sigortasından sağlanan yardımlar 5510 Sayılı Kanunun geçici 7/1. maddesi uyarınca uygulama alanı bulan mülga 506 Sayılı Kanunun 65 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup; davanın yasal dayanağını oluşturan anılan Kanun'un 66. maddesinin d fıkrasının ilk halinde Ölüm tarihinde, en az 5 yıldan beri sigortalı bulunan ve her yıl için ortalama olarak en az 150 gün veya toplam olarak 1800 gün Malullük, Yaşlılık ve Ölüm Sigortaları primi ödemiş bulunan, sigortalının hak sahibi kimselerine aylık bağlanır. hükmü öngörülmüştür. Aynı Kanunda, 1.3.1969 tarihinde yürürlüğe giren 1186 Sayılı Kanunla yapılan değişiklikle, sigortalılık süresine ve toplam prim gün sayısına dair koşullar korunurken, yıllık ortalama prim gün sayısı 120 güne indirilmiştir. Keza, 1.4.1981 tarihinde yürürlüğe giren 2422 Sayılı Kanunla madde yapısı değiştirilerek bu defa 506 Sayılı Kanunun 66. maddesinin c fıkrası ile; toplam prim gün sayısı 1600 güne çıkarılırken, yıllık ortalama prim gün sayısı 180 gün olarak belirlenmiştir. Bu arada. Anayasa Mahkemesi'nin 6.1.2005 tarih 2001/479 Sayılı kararı ile anılan fıkradaki veya en az 5 yıldan beri sigortalı bulunup, sigortalılık süresinin her yılı için ortalama olarak 180 günü ifadesinin iptalinin ardından 16.12.2006 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 5561 Sayılı Kanunla 5 yıldan beri sigortalı bulunup, sigortalılık süresinde en az 900 gün Malullük, Yaşlılık ve Ölüm Sigortaları primi ödemiş durumda hükmü getirilmiş, 1.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 Sayılı Kanunun 32/2-a maddesi uyarınca En az 1800 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş olma koşulu düzenlenmiştir.
Yargıtay H.G.K.'nun 13.10.2004 gün ve 528/533 Sayılı kararında açıkça belirtildiği gibi; kural olarak; her kanun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren derhal hukuksal sonuçlarını doğurmaya başlar ve bu tarihten sonra meydana gelen olaylara ve ilişkilere uygulanır. Bu kuralın doğal sonucu da, kanunların yürürlüğe girmelerinden önceki olayları etkilemeyeceği, başka bir anlatımla geriye yürümeyecekleridir. Ancak sosyal güvenlik hukukunun kamusal niteliği itibariyle, devam eden uyuşmazlıklarda, tamamlanmamış hukuki durumlara yeni kanun veya düzenleyici kural, derhal yürürlüğe girme niteliği sebebiyle uygulanacak ve hukuki sonuçlarını doğuracaktır. Tamamlanmış hukuki durumları yeni kanun veya düzenleyici kuralın etkilememesi ve onlar üzerinde hukuki sonuç doğurmaması ise kazanılmış hakları saklı tutma amacı gütmektedir.
Davaya konu somut olayda, muris sigortalının 22.4.1970 tarihinde öldüğü, 5.5.1957 - 22.4.1970 tarihleri arasında 12 yıl 11 ay 17 gün sigortalılık süresi, askerlik borçlanması ile birlikte toplam 800 gün prim gün sayısı bulunduğu anlaşılmaktadır. Buna göre muris sigortalının yıllık ortalama prim gün sayısı 62 gün olup, her ne kadar 5 yıldan fazla sigortalılık süresi bulunmakta ise de; ne ölüm tarihinde yürürlükte bulunan 1186 Sayılı Kanunla değişik 506 Sayılı Kanunun 66. maddesi, ne sonradan yürürlüğe giren 2422, 5561 ve 5510 Sayılı Kanun hükümlerindeki toplam ve yıllık ortalama prim gün sayısı koşullarını taşımadığından davanın reddi gerekirken, yazılı gerekçelerle kabulüne karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, 26.05.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy