(2918 S. K. m. 98, 99) (506 S. K. m. 26, 76) (1086 S. K. m. 76)
Dava: Davacı Kurum, trafik iş kazası sebebiyle sigortalıya bağlanan gelir ile yapılan tedavi giderlerinden oluşan sosyal sigorta yardımlarının 506 Sayılı Kanunun 26. maddesi uyarınca tazminine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum ile davalılardan Generali Sigorta Şirketi vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Ş. Ö. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: 1) Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, hükmü temyiz eden tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine,
2) Dava hukuki nitelikçe. 8.5.2003 tarihinde meydana gelen trafik iş kazası sonucu sürekli iş göremezlik durumuna giren sigortalıya bağlanan gelir ile yapılan tedavi giderinden oluşan sosyal sigorta yardımlarının; davalı sürücüler ile, kusurlu araçları sigortalayan davalı Sigorta Şirketlerinden poliçe limiti dahilinde rücuan tahsili istemine ilişkindir.
a) Bu tür davalarda sigorta şirketleri yönünden faiz başlangıcı (temerrüt) tarihinin hiç bir duraksamaya yer vermeyecek açıklıkta belirlenmesi gerekir. İlgililerce gerekli belgeler eklenerek 2918 Sayılı Kanunun 98. ve 99. maddelerinde öngörüldüğü üzere, yazılı şekilde sigorta şirketine başvurulmasına karşın sekiz iş günü içerisinde ödeme yapılmadığı takdirde anılan sürenin sonunda temerrüt olgusunun gerçekleştiğinin ve faiz başlangıcının da bu süre sonuna karşılık gelen tarih olduğunun kabulü gerekmektedir. Hiç başvurulmaması veya gerekli belgeler eklenmeksizin başvurulması durumunda ise, sigorta şirketinin temerrüdünden söz edilemeyeceğinden, şirkete karşı girişilen icra takip tarihinin veya takibe girişilmeden dava açılmışsa dava tarihinin faiz başlangıcı olarak kabulü zorunludur.
Bu durumda hükmü temyiz eden davalı Sigorta Şirketi yönünden; yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde usulünce yapılacak araştırma sonucuna göre faiz başlangıç tarihinin belirlenmesi gerekirken, bu yönde bir araştırma ve değerlendirme yapmaksızın, faiz başlangıcının tahsis onay, sarf-ödeme tarihi olarak alınması;
b) Davalı Genarali Sigorta Şirketi gerek cevap ve gerekse temyiz dilekçesinde, davaya konu trafik iş kazası sebebiyle sürekli iş göremezlik durumuna giren sigortalı S. M. M.'a bir takım harici ödeme yapıldığını iddia etmektedir. Davalı Sigorta Şirketinin. Kurum sigortalısı S. M. M.'a bağlanan gelir ile yapılan tedavi gideri yönünden poliçe limiti yönündeki sorumluluğunun açıklığa kavuşturulması için, ödemeye ilişkin tüm kayıt ve belgeler davalı Sigorta Şirketinden celbedilmeli, gerekirse sigorta şirketinin kayıtları üzerinde sigorta ve mali mevzuattan anlayan bilirkişiler marifetiyle inceleme yapılarak ödeme olgusu araştırılmalı ve varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.
c) Davalı sigorta şirketinin; zorunlu mali mesuliyet sigortası kapsamında Kurumun rücu alacağından sorumluluğu; poliçede yazılı sorumluluk limiti ile sınırlı olmasına, bu bağlamada gelir, tedavi gideri, ilam harcı, avukatlık parası ve yargılama giderlerinden yükümlüğünün de poliçe limitiyle orantılı bulunmasına rağmen; poliçe limitiyle sorumluluk öngörülmeksizin yazılı şekilde karar tesisi;
d) Davanın yasal dayanağını oluşturan, 506 Sayılı Kanunun 26. maddesine yönelik Anayasa Mahkemesi'nin iptal hükmünün yürürlüğe girmesi ile birlikte, elde bulunan ve kesinleşmemiş tüm davalarda uygulanmasının zorunlu olması karşısında, iptal kararının Resmi Gazetede yayınlandığı 21.3.2007 tarihinden sonra. H.U.M.K.'nun 76. maddesi uyarınca, yürürlükteki yasaları uygulamakla yükümlü bulunan mahkemelerin ve giderek Yargıtay'ın, iptal kararı ile yürürlükten kalkan bir yasa maddesine dayanarak inceleme yapma ve karar verme yetkisi bulunmadığından; dava tarihindeki mevzuat ve içtihatlara uygun olarak açılan davanın, anılan iptal hükmü sebebiyle oluşan hukuksal durum gereğince kısmen reddine karar verilmesinde, tarafların sorumluluğu bulunmadığı halde; davacı Kurumun davada haksız çıkan taraf olarak nitelenip yargılama gideri ve vekalet ücretiyle sorumluluğuna hükmedilmiş olması isabetsizdir.
Bozma sonrası yapılacak yargılamada, hükmü temyiz etmeyen diğer davalı Sigorta Şirketi yönünden, davacı Kurum lehine oluşan usulü kazanılmış hak durumunun gözetilmesi gerekeceği gözden uzak tutulmamalıdır.
Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki esaslar gözetilmeden eksik araştırma, inceleme ile yazılı biçimde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı Kurum ile davalılar Generali Sigorta Şirketi vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, temyiz harcının istenmesi halinde davalılardan Generali Sigorta A.Ş. 'ye iadesine, 28.04.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy