(5510 S. K. m. 4, 25, 27)
Dava: Davacı, malulen emekli olduğunun tespitini, 16.07.2009 tarihi itibarıyla maluliyet aylığı bağlanmasını ve aynı tarihten itibaren aylıkların yasal faiziyle birlikte ödenmesini istemiştir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Ş. Ö. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Dava, 16.07.2009 tarihli maluliyet aylığı başvurusuna dayalı olarak, maluliyet aylığı bağlanması ve hak edilen aylıkların hak ediş tarihlerinden itibaren yasal faiziyle birlikte tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, Adana Adli Tıp Kurumu Şube Müdürlüğü Adli Tıp Uzmanından alınan tek hekimli rapor gözetilmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
İnceleme konusu somut olayda; 5510 sayılı Yasanın 4. maddesinin 1/a bendi kapsamında sigortalı iken, 16.07.2009 tarihinde maluliyet aylığı başvurusunda bulunan davacıya verilen Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesinin 01.12.2009 tarihli Sağlık Kurulu raporu ile Orak Hücreli Anemi teşhisi konulduğu; anılan raporun davalı Kurum Bölge Sağlık Kurulunca incelenmesi sonucu, çalışma gücünün %60'ının kaybedilmemesi nedeniyle maluliyet aylığı başvurusunun red edildiği; yapılan itiraz üzerine Yüksek Sağlık Kurulu'nun 01.12.2010 günlü kararıyla çalışma gücünün %60'ının kaybedilmediğine karar verildiği; yargılama sırasında alınan Adana Adli Tıp Kurumu Şube Müdürlüğü raporuyla %100 çalışma gücünün kaybedildiğinin bildirilmesi üzerine de davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 5510 sayılı Yasanın 25. ve devamı maddeleri gereği, malul sayılmayı gerektirecek hastalık veya arızanın bulunup bulunmadığının tespitinde izlenecek prosedüre göre; kurum sağlık tesislerince düzenlenen raporlara dayanılarak verilen kararlara karşı Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulundan rapor alınmalı, söz konusu kurul raporlarının kurumu bağlayacağı ancak diğer ilgilileri bağlamayacağı dikkate alınarak, itiraz halinde Adli Tıp Kurumundan rapor alınmalı; Yüksek Sağlık Kurulu Raporu ile Adli Tıp Kurumu raporu arasında çelişki oluşursa, üst düzeydeki bu kuruluşlar arasındaki görüş farklılığı Üniversitelerin Tıp fakültelerinin konuya ilişkin Anabilim Dalı uzmanlarından oluşturulacak kurullardan temin edilecek raporla giderilmeli ve böylece dava konusu uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması gerekir.
01.12.2010 tarihli Yüksek Sağlık Kurulu Raporuyla, davacının çalışma gücünün %60'nı kaybetmemiş sayılmasına karar verilmiş olması karşısında; anılan prosedür gereği, öncelikle söz konusu 01.12.2010 tarihli YSK raporu ve tüm tedavi evraklarıyla-tıbbi belgeler celbedilerek, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı ilgili İhtisas Dairesinden rapor alınmalı; Yüksek Sağlık Kurulu raporu ile alınacak bu rapor arasında çelişki oluşması halinde Üniversitelerin Tıp fakültelerinin konuya ilişkin Anabilim Dalı uzmanlarından oluşturulacak kurullardan alınacak raporla çelişki giderilip varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, dava konusu olayda yeterlilik ve ihtisası bulunmayan Adana Adli Tıp Kurumu Şube müdürlüğü Adli Tıp Uzmanından alınan rapor gözetilerek karar tesisi hatalıdır.
Kuşkusuz bu belirleme ve incelemeler yapılırken 5510 sayılı Yasanın 27. maddesi hükmü de dikkate alınarak, maluliyet başlangıcı ve bu kapsamda maluliyet aylığı başlangıç tarihi usulünce belirlenmelidir. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 26.05.2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy