(506 S. K. m. 6, 79) (5510 S. K. Geç. m. 7)
Dava: Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 15.04.1997-15.01.2002 tarihleri arasında geçen hizmetlerin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı vekili ile davalılardan Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi H. K. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalı SGK Başkanlığı vekilinin temyiz itirazlarının reddine,
2- Davacının temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Davanın yasal dayanağı, 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun geçiş hükümlerini içeren Geçici 7. maddesi gereğince 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesidir.
506 sayılı Kanunun 6. maddesinde ifade edildiği üzere sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve feragat edilemez. Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi karşısında, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davaların, kamu düzenine ilişkin olduğu, bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğunun gözetilmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re'sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği göz önünde bulundurulmalıdır.
Somut olayda, davacı, dava dilekçesi ve 04.05.2007 tarihli dilekçesi ile, 15.04.1997-15.01.2002 tarihleri arasında davalı şirkete ait içme suyu inşaatında aralıksız çalıştığını ve bildirilmeyen günlerin tespitini talep etmiş, Mahkemece; 15.04.1997-18.05.2000 tarihleri arasında 1114 gün, 03.01.2002 tarihinde 1 gün çalıştığının kabulüne karar verilmiştir.
Dava konusu çalışmaların geçtiği içme suyu inşaatında şantiye şefi olarak çalıştığı anlaşılan davacı, 18.05.2000 tarihinde yapılan geçici kabulüne şirket adına katılmış, geçici kabul tutanağındaki özür ve eksikliklerin tümüyle giderildiğine dair 20.06.2000 tarihli tutanağı davalı şirket adına imzalamış, 21.06.2001 tarihinde yapılan kesin kabulüne katılmamış, geçici ve kesin kabulden sonra davalı işveren şirket tarafından inşaat işi ile ilgili işlemleri takip etmek üzere, davacıya 24.11.2001-01.04.2002 tarihleri arasında geçerli olmak üzere vekaletname verilmiştir.
Mahkemece kabul edilmeyen dönemde; davalı şirket adına tutanakta imzasının bulunmasına ve davacı adına vekaletname verilmesine göre, taraflar arasında hizmet akdinin varlığını ortaya koyan yazılı nitelikte belgeler dikkate alınarak, önceki bozma kararımızda da belirtildiği gibi, dava konusu dönemdeki fiili çalışma süresi, vekaletnamedeki yazılı işlerin hangi sürede ve tarihlerde yapıldığı araştırılmalı, davacının çalışmaları ile ilgili tüm belgeler işverenden getirtilmeli, iş bu belgelerden sigortalının imzasını içerenler yönünden imzanın kendisine aidiyeti sigortalı tarafından kabul edilenler ile inkar edilip de aidiyeti ehil bilirkişi incelemesiyle saptananlardan yine sigortalı tarafından hata - hile - ikrah durumu iddia ve ispat edilemeyenler bakımından, işbu yazılı belgelerin aksi eşdeğerde delillerle kanıtlanması için davacıya delilleri sorulmalı, dava konusu dönemde davacı ile birlikte çalışan ve işverenlerin bordrolarında kayıtlı kişiler ile, aynı yörede komşu veya benzeri işleri yapan başka işverenler ve bu işverenlerin çalıştırdığı bordrolara geçmiş kişiler saptanarak bilgi ve görgülerine başvurulmalı, yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde; işyerinin kapsamı, kapasitesi ve niteliği nazara alınmalıdır.
Mahkemece, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki ilkeler uyarınca, gerekli tüm soruşturma yapılarak uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek, varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 31.05.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy