(506 S. K. m. 26, 92) (5510 S .K. m. 21)
Dava: İş kazasında ölen sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelirlerin 506 Sayılı Kanunun 26. maddesi uyarınca tazmini davasının yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı sebeplerle davanın kabulüne ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi davalılardan A... Anonim Türk Sigorta Şirketi ve C. Ö. avukatları tarafından istenilmesi ve C. Ö. avukatınca da duruşma talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 24.5.2011 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü davalılar adlarına kimse gelmedi. Karşı taraf adına Av. M. A. geldi. Duruşmaya başlandı. Hazır bulunan Avukatın sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hakimi H. K. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi:
Karar: 5510 Sayılı Kanunun 1.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 21. maddesinde iş kazası ve meslek hastalığı, hastalık bakımından işverenin ve üçüncü kişinin sorumluluğu konusunda yeni düzenlemesi getirilmiş ise de, söz konusu düzenlemenin anılan kanunda, yürürlüğü öncesinde gerçekleşen olaylardan kaynaklanan rücuan tazminat davalarında uygulanmasına olanak veren bir düzenleme bulunmadığı ve genel olarak Kanunların geriye yürümemesi kuralı karşısında, davanın yasal dayanağı 506 Sayılı Kanunun 26. maddesidir. Anılan madde uyarınca davalıların Kurumun rücu alacağından sorumlulukları ancak kusurlarının varlığı halinde mümkündür.
506 Sayılı Kanunun 26/1 inci maddesindeki ... sigortalı veya hak sahibi kimselerin işverenden isteyebilecekleri miktarlarla sınırlı olmak üzere... bölümünün. Anayasa Mahkemesince 23.11.2006 tarih ve 2003/10 Esas 2006/106 Karar sayılı kararı ile iptal edilmiş olması karşısında. Kurumun bu maddeden doğan rücu hakkının, halefiyete değil, kanundan doğan basit rücu hakkına dayandığının kabul edilmesi ve bu kabul çerçevesinde. Kurumun rücu alacağı yönünden, ilk peşin değerli gelirlerin, tazmin sorumlularının kusuruna isabet eden miktarıyla sınırlı şekilde hüküm kurulması gerekir.
506 Sayılı Kanunun 92. maddesinin, Malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile iş kazalarıyla meslek hastalıkları sigortasından hak kazanılan aylık ve gelirler birleşirse, sigortalıya veya hak sahibine bu aylık ve gelirlerden yüksek olanın tümü, eksik olanın da yarısı bağlanır. Bu aylık ve gelirler eşitse, iş kazalarıyla meslek hastalıkları sigortasından bağlanan gelirin tümü, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarından bağlanan aylığın da yarısı verilir. düzenlemesini içermekte olup, sigortalının hak sahiplerine ölüm aylığı bağlandığı anlaşılmaktadır.
Öte yandan; hak sahipleri tarafından açılan tazminat dosyasında bildirilen peşin sermaye değerli gelir miktarı ile Kurum tarafından açılan ilk rücu davası ve ek olarak açılan iş bu dava dosyasındaki peşin değerli gelir tablolarında ilk peşin değerli gelir miktarlarında farklılık olduğu anlaşılmıştır.
Kurumun, sigortalı veya haksahiplerine bağladığı ilk peşin sermaye değerli gelirden fazlasını isteme hakkı bulunmadığı gibi; bağlanan gelirin kesildiği veya kesilmesi gereğinin, yargılama sürecinde ortaya çıktığı durumlarda; Kurumun ödemediği veya ödemeyecek olduğu gelir kesimini rücuan isteyemeyeceği yönü de, tazmine yönelik davada gözetilmesi gereken genel ilkeler arasında bulunmaktadır. Dava konusu edilen gelirlerin, 506 Sayılı Kanunun 92. maddesi uyarınca yarıya indirilip indirilmediği araştırılarak, davalıların tazminle sorumlu olduğu ilk peşin sermaye değerli gelir miktarının hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak şekilde belirlenmesi ve hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gereği üzerinde durulmaksızın, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması isabetsiz bulunmuştur.
Kabule göre de: Kurum tarafından açılan ve kesinleşen Sakarya İş Mahkemesi'nin 2006/383 Esas, 2008/201 Karar sayılı dava dosyasındaki ilk peşin sermaye değerli gelir miktarının 52.686,28 TL olduğu, hükmedilen 15.032,35 TL'nin mahsubu ile bakiye miktara hükmedilmesine karar verilmesi gerektiğinin kararın gerekçe kısmında kabul edilmiş olmasına ve bu kabul doğrultusunda bakiye Kurum alacağının 37.653,93 TL olmasının gerekmesine göre; bu kabul ile çelişki yaratılacak şekilde 38.605,34 TL alacağın hüküm altına alınmış olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalılardan A... Anonim Türk Sigorta Şirketi ile C. Ö. vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, temyiz harcının istenmesi halinde davalılardan Anadolu Anonim Türk Sigorta Şirketi ve C. Ö.'e iadesine, 24.05.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy