(1479 S. K. m. 24, 25, 26, 35)
Dava: Davacı, 01.11.1986 tarihinden itibaren vergi kaydının bulunduğu dönemlerde 1479 Sayılı Kanun kapsamında, bu sigortalılık harici sürelerde 2926 Sayılı Kanun kapsamında sigortalı olduğunun tespiti ile 11.05.2006 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak hükümde belirtilen gerekçelerle, davanın kabulüyle davacının 01.11.1986-21.09.1988 tarihleri ile 15.2.1990-15.6.1992 tarihleri arasında 1479 Sayılı Kanun kapsamında zorunlu sigortalı, 16.06.1992-07.06.1995 tarihleri arasında 1479 Sayılı Kanun kapsamında isteğe bağlı sigortalı, 01.10.1997-11.05.2006 tarihleri arasında 2926 Sayılı Kanun kapsamında sigortalı olduğunun tespitine ve 01.12.2006 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı tahsisine karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi H. Ö. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir.
Bilindiği gibi, 01.04.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1479 Sayılı Kanunun 24 ve 25 inci maddelerinde ...kendi adına ve hesabına çalışanlar olarak nitelendirilen bağımsız çalışanlardan kanunla kurulu meslek kuruluşlarına yazılı olan gerçek kişiler..., meslek kuruluşuna yazılarak çalışmaya başladıkları tarihten itibaren zorunlu Bağ-Kur sigortalısı sayılmışken, anılan maddelerde 19.04.1979 gün ve 2229 Sayılı Kanunla yapılan değişiklikle meslek kuruluş kaydı zorunluluğu kaldırılarak, kendi adına ve hesabına çalışma koşulu ve belirtilen nitelikte çalışmaya başlama tarihi sigortalılık niteliğini kazanmak için yeterli kabul edilmiştir. 20.04.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 Sayılı Kanunla yapılan düzenlemede, kendi adına ve hesabına çalışma koşuluna ek olarak gerçek ve götürü usulde gelir vergisi mükellefi olanlar için mükellefiyetin başlangıç tarihinden, kendi adına ve hesabına bağımsız çalışmakla beraber gelir vergisinden muaf olanlardan kanunla kurulu meslek kuruluşlarına usulüne uygun olarak kayıtlı olanlar kayıtlı oldukları tarihten itibaren sigortalı sayılmaktadır.
22.03.1985 tarihinde yürürlüğe giren 3165 Sayılı Kanunla yapılan değişiklikte ise, bu kez, kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan; gerçek ve götürü usulde gelir vergisi mükellefi olanlar, Esnaf ve Sanatkarlar Siciline kayıtlı bulunanlar veya kanunla kurulu meslek kuruluşuna usulüne uygun kayıtlı bulunanlardan gelir vergisi mükellefi olanlar, mükellefiyetin başlangıç tarihinden, gelir vergisinden muaf olanlarla vergi kaydı bulunmayanlar da Esnaf ve Sanatkarlar Siciline veya kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıt oldukları tarihten itibaren kendiliğinden sigortalı sayılmışlardır.
02.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 Sayılı Kanunla getirilen düzenlemede de; kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan, gelir vergisi mükellefi olanlar ile, gelir vergisinden muaf olanlardan Esnaf ve Sanatkar Siciliyle birlikte kanunla kurulu meslek kuruluşuna usulüne uygun olarak kayıt olanlar sigortalı sayılmışlardır.
Yukarıda açıklanan tüm bu Kanunlarla yapılan değişiklikler; önceki mevzuatın öngördüğü koşullara sahip olan sigortalıların, sigortalılık niteliklerine son vermemekte, değişikliklerin yürürlüğe girdiği tarihten sonra Bağ-Kur sigortalılık niteliğini kazananlar yönünden yeni düzenlemeler içermektedir. Tersinin kabulü, kazanılmış hakları ortadan kaldırmak olur ki, bu durumun kabulüne yasaca ve hukukça olanak olmadığı açıktır.
Davaya konu somut olayda; davacı, Kurumca, vergi kaydına dayalı olarak, 01.11.1986-31.03.1987, 15.02.1990-15.06.1992 ve 16.06.1992-07.06.1995 tarihleri arasında, anılan Yasal düzenlemeler çerçevesinde zorunlu sigortalı olarak kabul edilmekte olup, ihtilaf konusu olan 01.04.1987-21.09.1988 tarihleri arasında, davacının vergi ve esnaf sicil memurluğu kaydının bulunmadığı, bu döneme dair oda kaydının mevcut olduğu sabittir.
Davacının, 1479 Sayılı Kanun kapsamında zorunlu sigortalığının başlatıldığı tarihte yukarda açıklanan 3165 Sayılı Kanunla getirilmiş şekli yürürlükte olup, sigortalılık niteliğinin varlığı sorunu da, anılan düzenleme doğrultusunda çözümlenmelidir. Belirtmek gerekirse anılan düzenlemenin açıkça değindiği üzere, sigortalılığın oluşumu yönünden kendi adına ve hesabına bağımsız çalışma olgusunun varlığı zorunlu ve asli unsur olup, vergi dairesine, meslek kuruluşuna ve Esnaf Sanatkar Sicil Memurluğuna kayıtlı olmak; anılan çalışmayı doğrulayan bir şekil şartından ibaret olduğu cihetle aksinin kanıtlanması olanaklıdır. Diğer bir anlatımla, bu gibilerin mesleki faaliyetlerine son verdiklerinin kanıtlanması halinde, artık somut bir çalışmaya dayanmayan, soyut ve sadece evrak üzerindeki oda/vergi/Esnaf Sicil Memurluğu kaydına itibar edilerek kişiyi sigortalı saymak, Kanunun amacına aykırı olacağı açıktır.
Hal böyle olunca, mahkemece, ihtilaf konusu dönemde, davacının kendi nam ve hesabına çalıştığına dair işyeri kayıtları araştırılarak, işyerinin vergi muafiyeti kapsamında kalıp kalmadığı tespit edilerek, kayıtlı olunan meslek kuruluşuna aidat ödenip ödenmediği de belirlenerek, 1479 Sayılı Kanunun 26 ncı maddesinde düzenlenen, sosyal güvenliğin vazgeçilmez ve kaçınılamaz kamusal yapısı gereği yöntemince ve re'sen araştırma yapılarak, varılacak sonuç uyarınca, açıklanan yasal düzenlemeler çerçevesinde değerlendirme yapılıp, davacının 1479 Sayılı Kanun kapsamında zorunlu sigortalı olarak kabul edilmesi gereken dönem, kuşku ve duraksamaya sebep olmayacak şekilde belirlenmeli ve sonucuna göre karar verilmelidir.
Mahkemece açıklanan bu maddi ve hukuki esaslar gözetilmeksizin, hatalı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
3- Kabule göre de;
A- Davacı Kurumca, vergi kaydına dayalı olarak, 01.11.1986-31.03.1987, 15.02.1990-15.06.1992 ve 16.06.1992-07.06.1995 tarihleri arasında anılan Yasal düzenlemeler çerçevesinde zorunlu sigortalı olarak kabul edilmekte olup, davacının bu döneme dair talebinde, hukuki yararının olmadığı gözetilmeksizin, ihtilaf konusu olmayan dönemi de kapsar şekilde hüküm kurulması;
B- Kurumca, davacı, 16.06.1992-07.06.1995 tarihleri arasında, anılan Yasal düzenlemeler çerçevesinde zorunlu sigortalı olarak kabul edilmekte ve bu döneme yönelik taraflar arasında ihtilaf bulunmamakta iken, infazda tereddüt oluşturacak şekilde, davacının anılan dönemde 1479 Sayılı Kanun kapsamında isteğe bağlı sigortalı olduğunun tespitine karar verilmesi;
C- Yaşlılık aylığı tahsisi için 1479 Sayılı Kanunun 35 inci maddesi gereği davacının talepte bulunduğu tarihte prim ve her türlü borçlarını ödemiş olması gerekmekte olup, ihtilaf konusu olup mahkemenin kabulüne konu olan 01.04.1987-210.9.1988 tarihleri ile 01.10.1997-01.10.2003 tarihleri arasındaki sigortalılık süreleri de gözetilerek, tahsis talep tarihi itibariyle, prim borcunun bulunup bulunmadığı sorularak, prim borcunun bulunmaması halinde, tahsis talep tarihini takip eden ay başından itibaren, prim borcunun varlığı halinde ise, usul ekonomisi yönünden davacıya prim borçlarını ödemesi için süre verilerek, prim borçlarının ödendiği tarihi takip eden ay başından itibaren yaşlılık aylığı tahsisi gerektiğinin gözetilmemesi;
D- Davacının talebinin 11.05.2006 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı tahsisine yönelik olup, mahkemece davacıya 01.12.2006 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı tahsisine karar verildiği, bu haliyle davacının talebinin kısmen ret edildiği nazara alınarak, davada kendisini vekille temsil ettiren davalı Kurum lehine vekalet ücreti takdiri gerektiğinin gözetilmemesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan sebeplerle bozulmasına, 30.05.2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy