(1479 S. K. m. 63, 69)
Dava: Dava, üçüncü kişinin suç sayılır davranışı sonucu yaralanan sigortalıya yapılan sosyal sigorta yardımları sebebiyle uğranılan zararın, 1479 Sayılı Kanunun 63'üncü maddesi gereğince davalılardan teselsül hükümlerine göre rücuan alınması istemine ilişkindir.
Mahkemece; davalı Karayolları Genel Müdürlüğü yönünden mahkemenin görevsizliğine ve davacı Kurumun idari yargıda dava açmakta serbestliğine karar verilip, diğer davalılar hakkında istem kısmen hüküm altına alınmıştır. Hükmün, taraflar avukatlarınca temyiz edilmesi üzerine Tetkik Hakimi T. Ö. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: 1- Davalılar T. Ç., Ü. Ç., B. K.'nin temyiz istemi yönünden;
5521 Sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 8'inci maddesi gereğince iş mahkemesinin nihai kararları sekiz gün içinde temyiz olunabilir. İnceleme konusu davada, davalıların yokluğunda verilip 22.09.2010 günü yöntemince kendilerine tebliğ edilen karara karşı yasal süre geçtikten sonra 08.10.2010 tarihinde temyiz yoluna başvurulduğundan, 01.06.1990 gün ve 1989/3 Esas -1990/4 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı da gözönünde bulundurularak temyiz dilekçesinin süre aşımı sebebiyle reddine karar verilmesi gerekmektedir.
2- Davacı S.G.K. Başkanlığı vekili ile davalı Karayolları Genel Müdürlüğü vekilinin temyiz itirazları yönünden;
Davanın yasal dayanağı olan 1479 Sayılı Kanunun; Üçüncü kişinin sorumluluğu başlığını taşıyan 63'üncü maddesinde, 3. bir kimsenin suç sayılır davranışı ile bu Kanunda sayılan yardımların yapılmasını gerektiren bir durumun doğmasında Kurumun, sigortalı veya hak sahiplerine gerekli bütün yardımları yapacağı, ancak, yapılan bu yardımların ilk peşin değeri için üçüncü kişilere, istihdam edenlere ve diğer sorumlulara Kurumca rücu edileceği belirtilmiş, Uyuşmazlıkların çözüm yeri başlıklı 70'inci maddesinde, bu Kanunun uygulanmasından doğan uzlaşmazlıkların, yetkili iş mahkemelerinde veya bu davalara bakmakla görevli mahkemelerde görüleceği açıklanmıştır.
Diğer taraftan, 24.12.2009 günü Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin Avukatlık ücretinin aidiyeti, sınırları ve ortak veya değişik sebeple davanın reddinde davalıların avukatlık ücreti başlığını taşıyan 3'üncü maddesinde, yargı yerlerince avukata ait olmak üzere karşı tarafa yükletilecek avukatlık ücretinin, ekli Tarifede yazılı miktardan az olamayacağı belirtilmiş, Tarifelerin 3. kısmına göre ücret başlıklı 12'nci maddesinde, Tarifenin 2. kısmının 2. bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücretinin, (yedinci maddenin 2. fıkrası, dokuzuncu maddenin 1. fıkrasının son cümlesi ile onuncu maddenin son fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla,) Tarifenin 3. kısmına göre belirleneceği, belirlenen bu ücretin Tarifenin 2. kısmının 2. bölümüne göre tespit edilen ücretten az olamayacağı açıklanmış. Tarifenin 2. kısmının 2. bölümünde de asliye mahkemelerinde takip edilen davalar için avukatlık ücreti 1.000,00 TL. olarak saptanmıştır.
Yukarıdaki yasal düzenlemeler ışığı altında inceleme konusu dava değerlendirildiğinde; 1479 Sayılı Kanunun anılan madde hükümleri gereğince, rücuan tazminat niteliğindeki işbu davada iş mahkemesi sıfatıyla görev yapan asliye hukuk mahkemesinin (adli yargının) davalı Karayolları Genel Müdürlüğü yönünden de görevli olduğu belirgin bulunup, mahkemenin bu tür davaların idari yargıda çözümlenmesi gerektiğine ilişkin dayanak ve gerekçesi hatalı olduğu gibi, diğer taraftan, davalı gerçek kişilerin miras bırakanı konumundaki kusurlu sürücünün kullandığı aracın yaya sigortalıya çarpması ile meydana gelen trafik kazasında herhangi bir suç sayılır davranışı saptanmayan davalı Genel Müdürlüğün tazminatla sorumluluğunun kabul edilebilmesi de olanaksızdır.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu, davalı Karayolları Genel Müdürlüğü yönünden mahkemenin görevsizliğine ve davacı Kurumun idari yargıda dava açmakta serbestliğine karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi, yargılamada vekil ile temsil olunan davacı Kurum yararına avukatlık ücretinin, yukarda belirtilen Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne aykırı olarak Tarife'nin 2. kısmının 2. bölümünde yazılı maktu tutardan az olarak hüküm altına alınması da usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı Kurum ile davalılardan Karayolları Genel Müdürlüğü vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: 1- Davalılar T. Ç., Ü. Ç., B. K.'nin temyiz dilekçesinin süre aşımı sebebiyle reddine,
2- Davacı Kurum vekili ile davalı Karayolları Genel Müdürlüğü vekilinin temyiz itirazları yönünden, hükmün yukarda açıklanan sebeplerle bozulmasına, 02.06.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy