(2926 S. K. m. 2, 3, 6, 10) (5510 S. K. Geç. m. 7) (YHGK. 14.02.2007 T. 2007/21-73 E. 2007/71 K.)
Dava: Dava, 2926 Sayılı Kanun kapsamında Tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi A. K. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Davacı, 01.06.1989 tarihinden itibaren tarımsal faaliyetinin devam ettiği iddiasıyla, çakışan 321 günlük 506 Sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılığı dışlanmak suretiyle 30.07.2007 tarihine kadar 2926 Sayılı Kanun kapsamında Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan ve 5510 Sayılı Kanunun geçici 7/1. maddesi uyarınca uygulama alanı bulan mülga 2926 Sayılı Kanunun 2'nci maddesindeki ...diğer sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdiyle bağlı olamayan tarımsal faaliyette bulunan kimseler Tarım Bağ-Kur sigortalısı sayılırlar düzenlemesi gereği tescil ya da tevkifata dayalı olarak başlayan Tarım Bağ-Kur sigortalılığının devamı sürecinde devreye giren başka bir zorunlu sigortalılık sebebiyle Tarım Bağ-Kur sigortalılığı sona ermektedir. Ancak, söz konusu zorunlu sigortalılık Yargıtay H.G.K.nun 14.02.2007 gün 2007/21-73-71 Sayılı kararında da açıkça belirtildiği gibi, makul kısa süreyi aşmıyor ise ve sonrasında tarımsal faaliyetin 2926 Sayılı Kanunun 3'üncü maddesi anlamında devam ettiğinin anlaşılması halinde, yeniden tescil, prim ödemesi veya tevkifat aranmaksızın sigortalılığın devam ettiğinin kabulü gerekmektedir.
Somut olayda; davacının 1991 yılında 55 gün, 1997 yılında 160 gün ve 1998 yılında 106 günlük makul kısa süreyi aşmayacak şekilde 506 Sayılı Kanun kapsamında sigortalılığının bulunduğu anlaşılmakta ise de; davanın yasal dayanaklarından 2926 Sayılı Kanunun 2'nci maddesine göre Tarım Bağ-Kur sigortalısı sayılması koşulu 3'üncü maddede belirtilen tarımsal faaliyetin kesintisiz sürdürülmesine bağlı olduğundan, davacının dava edilen süreler itibariyle tarımsal faaliyetinin süregeldiği kuşkuya yer bırakmayacak şekilde belirlenmelidir. Davacı, 19 Mayıs Ziraat Odası kaydı bulunduğuna ilişkin 02.01.1996 tarihli bir çiftçilik belgesi ibraz etmiştir. Ne var ki; davalı Kurum kontrol memurunun anılan oda kayıtları üzerindeki incelemesi sonucunda tanzim ettiği 23.07.2010 tarihli raporda; davacıya ait herhangi bir kayıt ve belgeye rastlanmadığı tespit edildiği gibi, 12.01.2010 tarihli müzekkere cevabında da oda yetkilileri; 2001 yılından öncesine ilişkin kayıt ve defterleri bulunmadığını, ...önceki yıllarda... gelişigüzel, düzensiz kayıt tutulduğunu... davacıya verilen defter şeklindeki çiftçilik belgesi ile ilgili kayıt bulunmadığını, belgede imzası bulunan oda yetkilisinin öldüğünü ve davacının oda kaydı bulunmadığını bildirdiklerinden, söz konusu belgenin davacının tarımsal faaliyetine karine kabul edilmesi mümkün bulunmamaktadır. Bu sebeple uyuşmazlığa konu dönemde davacının 2926 Sayılı Kanunun 3'üncü maddesi anlamında tarımsal faaliyetinin devam edip etmediğinin tespiti amacıyla, aynı Kanunun 3/b, 6 ve 10'uncu maddeleri çerçevesinde gerekli inceleme ve araştırma yapılarak; pancar, yağlı tohumlar veya davacının ürettiği ürün çeşitlerine göre üyesi olma ihtimali bulunan diğer kooperatif kayıtları, tohum veya gübre alımlarına ilişkin belgeleri, müstahsil makbuzları ile özel şirketlere ürün teslim etti ise buna ilişkin belgeler celp edilmeli, ilgili kişi ve kurumlardan sorulmalı, özellikle bir kez de Samsun İli oda ve kooperatiflerinden kayıtlar araştırılmalı ve hasıl olacak sonuca göre karar verilmelidir.
Mahkemece açıklanan maddi ve hukuki esaslar gözetilmeksizin, eksik araştırma, inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı biçimde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, 30.06.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy