(506 S. K. m. 79)
Dava: Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Ş. Ö. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Davacı, davalı işverene ait İmrendere köyündeki çiftlik işyerinde 01.07.1983-01.09.1996 tarihleri arası dönemde sürekli ve kesintisiz çalıştığından bahisle kuruma bildirilmeyen eksik çalışma sürelerinin tespitini istemiştir.
Mahkemece, davacının çalışma olgusu mevcut bulunmakla birlikte, son çıkış tarihi olan 01.09.1996 tarihi dikkate alınmak suretiyle, dava tarihi itibarıyla 5 yıllık hak düşürücü süre geçtiğinden bahisle davanın tümüyle reddine karar verilmiştir.
Mahkemenin hükmü eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.
İnceleme konusu olayda; davacının 03.12.1984-31.10.1985 tarihleri arasındaki çalışmaları, dava dışı farklı işverene ait farklı bir işyerinden tam olarak bildirilirken; 15.07.1992-31.12.1992 tarihleri arası 90 günlük çalışması ise, davalı İ. A.'nun da ortağı olduğu ve aynı yerde 01.07.1992 tarihinden itibaren yasa kapsamına alınan dava dışı G... Ltd. Şti'ne ait İmrendere Köyünde kurulu 743004... nolu işyerinden bildirilmiştir.
Diğer taraftan, aynı işveren karşı 17.12.1996 tarihinde açılıp 30.01.2002 tarihinde kesinleşen işçilik alacaklarına ilişkin dava dosyasında, aynı çalışma süresi (01.07.1983-01.09.1996) gözetilerek işçilik alacakları belirlenmiştir. Yine, aynı tazminat dosyası içerisinde bulunan SSK kayıtlarına göre de; davacı, 22.12.1993 tarihinde davalı Kuruma verdiği maluliyet aylığı başvuru dilekçesi ekindeki beyan ve taahhüt belgesinde SSK'ya tabi hizmetlerini 01.11.1989-01.07.1992 tarihleri arası İ. A. nezdinde; 15.07.1992-31.12.1992 tarihleri arasında G... Ltd. Şti. nezdinde şeklinde bildirmiştir. Yine, aynı dosya içerisinde yer alan 10.01.1994 tarihli Kurum kaydında; 11143... sigorta sicil numara üzerinden, davacının, 01.11.1989-01.07.1992 tarihleri arası toplam 555 günlük çalışmasının, 256196... numaralı işyerinden kısmi olarak bildirildiği, ancak bildirilen bu çalışmanın sadece 30 günlük kısmının, davacıya ait 11217... sigorta sicil nolu hizmet cetvelinde yer aldığı anlaşılmaktadır.
5510 sayılı Yasanın Geçici 7. maddesinde yer alan Bu Kanunun yürürlük tarihine kadar 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı, 02.09.1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17.10.1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17.10.1983 tarihli ve 2926 sayılı, 08.06.1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanunlar ile 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı Kanunun geçici 20'nci maddesine göre sandıklara tabi sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri, fiili hizmet süresi zammı, itibari hizmet süreleri, borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık süreleri tabi oldukları kanun hükümlerine göre değerlendirilir. hükmü uyarınca, davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasanın 79/10. maddesidir.
Anılan maddede; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalıların, hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde dava açacakları hükmü öngörülmüştür. Yönetmelikle tespit edilen belgelerin Kuruma verilmiş olması durumunda hak düşürücü sürenin işlememesi, ancak iş bu belgelerin içerdiği işe başlama tarihinden sonraki dönem için söz konusudur.
Yine, aynı işverenin değişik işyerlerinde çalışmanın ara vermeksizin sürekli biçimde mevcudiyeti halinde, hak düşürücü süre, sigortalının işverene ait son işyerinden ayrıldığı yılın sonundan başlar. Anılan işyerinden ayrıldıktan sonra ara vererek işverenin diğer işyerine girmiş ise önceki işyeri bakımından hak düşürücü süre işler. Hak düşürücü sürenin her iş veren yönünden ayrı ayrı hesaplanması gereği açıktır.
Yukarıdaki bilgiler ve ilkeler ışığı altında;
a) Davacının 03.12.1984-31.10.1985 tarihleri arasındaki çalışmaları, dava dışı farklı işverene ait farklı bir işyerinden tam olarak bildirilmiş olması karşısında; 03.12.1984 öncesi çalışmaların hak düşürücü süreden reddine ilişkin mahkeme kararı yerindedir.
b) Davalının da ortağı olduğu Limited Şirketine ait, aynı adres olan İmranlı Köyünde kurulu 743004.34 nolu işyerinden yapılan 15.07.1992-31.12.1992 tarihleri arası kısmi bildirimlerin varlığı karşısında artık 15.07.1992-01.09.1996 tarihleri arası çalışmalar yönünden hak düşürücü süreden bahsedilemez.
c) İşçilik alacaklarına ilişkin tazminat dosyası içerisinde yer alan ve kuruma 22.12.1993 tarihinde intikal ettiği anlaşılan beyan taahhüt belgesinde, davalı İ. nezdindeki çalışmasını 01.11.1989-01.07.1992 tarihleri arası olarak bildirmiş olması karşısında; 01.11.1989-15.07.1992 tarihleri arası çalışma sürelerinin de hak düşürücü süre kapsamında kaldığından bahsedilemez.
Bozma sonrası yapılacak yargılamada, aynı dosya içerisinde yer alan 10.01.1994 tarihli Kurum kaydında 11143... sigorta sicil numarası üzerinden 01.11.1989-01.07.1992 tarihleri arası 555 günlük çalışmanın kısmi olarak bildirilmiş olması, ancak, bu çalışmalardan sadece 1992/2. dönemde 30 günlük kısmının 11217... sigorta sicil numarasına ait hizmet cetvelinde görünmesi nedeniyle; davacıya ait her iki sicile ilişkin tüm Kurum kayıtları celbedilerek ve ayrıca 555 günlük kısmi bildirimin yapıldığı 256... numaralı işyerinin davalı işveren adına kayıt ve tescil görüp görmediği hususu araştırılarak irdelenmelidir.
d) 31.10.1985-01.11.1989 tarihleri arası çalışmalara gelince; aynı işveren karşı ve aynı çalışma süresine ilişkin olarak açılan işçilik alacağı davasının, işten ayrılış tarihinden çok sonra 30.01.2002'de kesinleşmiş olması nedeniyle; davacının işten ayrılış tarihi olan 01.09.1996 tarihinden itibarın 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde, davalı Kuruma söz konusu sigortalı çalışmalarının belirlenmesine yönelik bir başvurusunun bulunup bulunmadığı usulünce araştırılmalı; böyle bir başvurunun bulunması halinde, anılan dönem yönünden de hak düşürücü süreden bahsedilemeyeceği hususu dikkate alınarak yapılacak değerlendirme ile sonucuna göre karar verilmelidir.
Açıklanan maddi ve hukuki esaslar gözetilmeksizin eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmasına, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 14.04.2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy