(4857 S. K. m. 77, 78, 81) (506 S. K. m. 26)
Dava: Davacı, iş kazası sonucu sürekli iş göremez duruma gelen sigortalıya yapılan yardımların davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir Mahkemece, ilamında belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, taraflar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi H. Ö. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: 1-) Davanın yasal dayanağı 506 Sayılı Kanunun 26. maddesi olup, davalının rücu alacağından sorumluluğu, ancak maddede öngörülen koşulların gerçekleşmesi halinde mümkündür. Bu maddeye dayanan rücu davalarında kusurun belirlenmesinde, mahkemece, öncelikle iş kazasının ne şekilde olduğu, dosya içeriğindeki tüm deliller takdir olunarak, varsa çelişki giderilerek belirlenmeli ve kabul edilen maddi olgular doğrultusunda, kusur oran ve aidiyeti konusunda bilirkişi incelemesine gidilmelidir.
Bilindiği üzere, işçilerin beden ve ruh sağlığının korunmasında önemli olan yön, iş güvenliği tedbirlerinin alınmasının hakkaniyet ölçüleri içinde işverenlerden istenip istenemeyeceği değil, aklın, ilmin, fen ve tekniğin, tedbirlerin alınmasını gerekli görüp görmediği hususlarıdır. Bu itibarla işverenler, mevzuatın kendisine yüklediği tedbirleri, işçilerin tecrübeli oluşu veya dikkatli çalıştığı takdirde gerekmeyeceği gibi düşünceler ile almaktan çekinemeyeceklerdir. Çalışma hayatında süre gelen kötü alışkanlık ve geleneklerin varlığı da, işverenlerin önlem alma ödevini etkilemez. İşverenler, çalıştırdığı sigortalıların beden ve ruh bütünlüğünü korumak için yararlı her önlemi, amaca uygun biçimde almak, uygulamak ve uygulatmakla yükümlüdürler.
Davaya konu somut olayda, sigortalı dava dışı Tedaş'a ait elektrik direğinden telleri sökerken, üzerine oturduğu ve emniyet kemerini taktığı parçanın direkten ayrılması sonucu düşerek yaralanmıştır.
Mahkemece, iş kazasında, davalının %50, sigortalının %50 kusurlu olduğunu bildiren elektrik mühendisi ve hukukçulardan oluşan 1.8.2008 tarihli bilirkişi raporu esas alınarak hüküm kurulmuş ise de, sigortalı tarafından açılan tazminat davasında hükme esas alınan makine ve elektrik mühendislerinden oluşan bilirkişi heyeti raporunda, davalı işverenin %50, Tedaş'ın %30, sigortalının da %20 oranında kusurlu bulunması karşısında, yukarda açıklanan ilkeler ışığında, işverenin sorumluluğunun belirlenmesi için İşçi sağlığı ve İş Güvenliği mevzuatı ile iş kazasının vuku bulduğu iş kolunda uzman bilirkişi heyetinden, mevcut raporlar arasındaki çelişkiyi giderecek biçimde rapor alınıp irdelenmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
2-) Kabule göre de, Kurumca, sigortalıya %37 oranındaki sürekli iş göremezlik durumu nazara alınarak bağlanan gelirin peşin sermaye değerinin tahsilinin talep edildiği, yargılama aşamasında, kontrol muayenesi sonucu sigortalının iş kazası nedeniyle, azalma kaydıyla, Kurumca %14,1 oranında sürekli iş göremez duruma geldiğinin belirlendiği, itiraz üzerine. Kurumca, artma kaydıyla sigortalının %19,2 oranında sürekli iş göremez durumda olduğunun tespit edildiği. Adli Tıp 3. İhtisas Kurulunun 22.8.2007 tarihli, Adli Tıp Genel Kurulunun da 15.11.2007 tarihli raporları ile, başlangıcı belirtilmeksizin sigortalının iş kazası sonucu %25 oranında sürekli iş göremez durumda olduğunun belirlendiği görülmektedir. Bu durumda, sigortalının iş göremezlik oranındaki anılan değişiklik tarihlerini takip eden aybaşından sonraki dönem için, değişen iş göremezlik oranı gözetilerek, gelirin ilk peşin sermaye değeri Kurum'dan sorularak, varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulması;
3-) Kurumca, sigortalı hakkında yapılan 672,01 TL. tedavi giderinden, talep konusu %10 kusur karşılığı 67,20 TL.'ye hükmedilmesi gerekirken, hatalı hesaplama sonucu, tedavi gideri yönünden 6,72 TL 'nin hüküm altına alınması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, taraflar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, temyiz harcının istenmesi halinde davalıya iadesine, 02.05.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy