(506 S. K. m. 77, 79) (1086 S. K. m. 417, 438) (5510 S. K. m. 86) (1136 S. K. m. 164)
Dava: Dava, işyerinin devri sonrası bildirim dışı kaldığı iddia edilen, 01.06.2003-23.06.2003 tarihleri arasındaki çalışma süresinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalılar avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi E. T. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Sigortalının Kuruma bildiriminin işe giriş tarihinden sonra yapılması, bir başka ifade ile sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kurama bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve Kuruma bildirimim yapıldığı tarihten önceki çalışmaların, bildirgenin verildiği tarihi de kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde, Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında, bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonunun başlangıç alınması gereğine ilişkin yerleşik içtihatlar karşısında, davanın hak düşürücü süre geçtiği için reddi gerektiğine ilişkin itirazlar yersiz olup; konuya ilişkin müfettiş incelemesi sonucu düzenlenen raporlarla varılan sonuçlar ile tespiti istenen döneme ilişkin ücretin davalıdan tahsili konusunda açılan dava sonucu verilen kabul hükmü gözetilerek çalışma süresinin tespitinde de aykırılık görülmemiştir.
Tespite konu çalışmanın gerçekleştiği ve ücretin tahsili konusundaki davanın kesinleştiği dönemde yürürlükte olan, 506 sayılı Yasanın 77/c maddesi İdare veya kaza mercilerince verilen karar gereğince (a) ve (b) fıkralarında yazılı kazançlar niteliğinde olmak üzere sigortalılara o ay içinde yapılan ödemelerin, primlerinin ödenmesi zorunluluğunu öngördüğü halde, işverenin bu yükümlülüğe uymadığı; davalı Sosyal Güvenlik Kurumu'nun, anılan döneme ilişkin çalışma süresinin tespitine yönelik eldeki dava ile konuya vakıf olduğu ve dava süresi de gözetildiğinde; dava açılmasına, sebebiyet vermediği için, Sosyal Güvenlik Kurumu'nun yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmaması gereğinin gözetilmemiş olması, usu ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Anılan aykırılığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden karar bozulmamalı, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmalıdır.
Sonuç: Hüküm fıkrasının (4) ve (5) numaralı bentlerinde yer alan davalılardan müteselsilen sözcüklerinin silinmesine, yerlerine, dayalı A. Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi'nden yazılmasına ve kararın bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 10.05.2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy