(6183 S. K. m. 58, 79)
Dava: Dava, asıl borçlu davalı limited şirketin kendilerinde doğmuş alacakları olmadığı ve Kuruma borç miktarının yatırıldığı iddiasıyla, haciz bildirisi tebliğ edilen üçüncü kişi olarak davacı tüzel kişilik aleyhine düzenlenen ödeme emrinin iptali istemine dairdir. Mahkemece, bozma sonrası, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalılardan S.G.K. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi E. P. A. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Yerel mahkemece, 6183 Sayılı Kanunun 58. maddesi uyarınca, yedi günlük dava açma süresinin geçirildiği gerekçesiyle davanın reddine dair ilk kararın, Dairemizin 8.7.2010 gün ve 7192-9587 Sayılı bozma ilamımızla, dava dilekçesinden, talebin sadece ödeme emri iptaline mi ilişkin olduğu, yoksa bir menfi tespit talebini de mi içerdiğinin anlaşılamadığından bahisle, öncelikle yapılacak işin, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 75/2. ve 213. maddeleri gereği, davacı taraftan davanın konusu ile talep sonucunu açıklattırmak olduğu vurgulanarak, davacının talebinin aynı zamanda bir menfi tespit istemini de içerdiğinin anlaşılması halinde, davacı tarafından Kurum hesabına yatırıldığı anlaşılan 119.357,71 TL de gözetilerek, 6183 Sayılı Kanunun 30.6.2006 gün ve 5479 Sayılı Kanun ile değişik, üçüncü şahıslardaki menkul malların, alacak ve hakların haczi başlıklı 79. maddesi kapsamında değerlendirme yapılması belirtilmiştir. Mahkemece bozmaya uyulmasına rağmen, bozma gereği yerine getirilmeksizin, bozma sonrası talep sonucu açıklattırılmaksızın değerlendirme yapıldığı anlaşılmaktadır.
Kabule göre, yapılan değerlendirmede dikkate alındığı belirtilen ve davacı tarafından Kurum hesabına yatırıldığı ileri sürülen 119.357,71 TL ile, ödeme emrine konu 1.200.000 TL dikkate alındığında, davacının borç miktarının yatırıldığına dair iddiasının nasıl ele alındığı belirsizdir.
Mahkemece yukarda belirtilen maddi ve yasal olgular dikkate alınmaksızın eksik araştırma ve inceleme ile yazılı gerekçelerle hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davalılardan S.G.K. vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul olunmalı ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, 28.06.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy