(1086 S. K. m. 237, 445, 446, 447, 448, 449, 450, 451, 452, 453, 454) (YHGK. 22.11.2006 T. 2006/20-711 E. 2006/739 K.) (YHGK. 30.06.2010 T. 2010/1-303 E. 2010/358 K.)
Dava: Dava, yargılamanın yenilenmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi T. Ö. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Almanya'da geçirdiği süre, Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında 3201 Sayılı Kanun hükümlerine göre sosyal güvenliği bakımından değerlendirilerek tahakkuk ettirilen borçlanma bedelini ödeyen ve tahsis başvurusu üzerine kendisine 1.1.1994 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanan sigortalının, yurda kesin dönüş yapmadığı gerekçesiyle borçlanması iptal edilip aylıkları kesilerek 1.1.1994 - 22.8.2001 döneminde yersiz ödendiği ileri sürülen aylıkların yasal faiziyle birlikte kendisinden geri alımı (istirdadı) istemiyle Kurumca 21.11.2002 günü ilk davanın açıldığı, yapılan yargılamada Edremit İş Mahkemesi'nce 17.2.2003 tarihinde verilen davanın kabulüne dair kararın temyiz edilmeksizin kesinleştiği, sonrasında bu kez sigortalı tarafından 2.4.2004 günü Kuruma karşı açılan 2. davada Ankara 4. İş Mahkemesi tarafından verilen, yurt dışı hizmet borçlanmasının geçerli olduğunun ve sigortalıya 1.5.1997 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti yönündeki 1.2.2006 tarihli hükmün, temyiz denetimini yerine getiren Dairemizce 1.5.1997 tarihi 1.6.1997 olarak düzeltilmek suretiyle 21.9.2006 günü onanarak kesinleştiği anlaşılmakta olup, çelişkili kesinleşmiş kararların bulunduğu iddiasına dayalı olarak Kurumca işbu davanın, anılan 2. davada karar veren mahkemeye açıldığı belirgindir.
Davanın temel yasal dayanağı olan 1086 Sayılı H.U.M.K.nun 445 - 454 (dahil) maddelerinde yargılamanın yenilenmesi düzenlenmiş olmakla, 445'inci maddede, kesin olarak verilen veya kesinleşmiş olan kararlar hakkında, belirtilen nedenlere dayanılarak yargılamanın yenilenmesinin istenebileceği açıklandıktan sonra bu sebeplerden biri 10 numaralı bentte, iki tarafı ve sebebi aynı olan bir dava hakkında verilen bir ilama aykırı yeni bir ilam verilmesine sebep olabilecek bir madde yokken, yine o mahkeme veya diğer bir mahkeme tarafından önceki ilamın hükmü aksine bir hüküm ve karar verilmiş olup da her iki ilamın kesinlik kazanması olarak bildirilmiştir. 447'nci maddede, bu sebepten dolayı yargılamanın yenilenmesi isteminin, zamanaşımı sınırına varan süre geçinceye kadar geçerli olduğu, 448'inci maddede, söz konusu sebepten dolayı yargılamanın yenilenmesi istemini içeren dilekçenin 2. hükmü veren mahkemeye sunulacağı, 449'uncu maddede, yargılamanın yenilenmesi davasının, hükmün yerine getirilmesini ertelemeyeceği, ancak davanın ve hükmün niteliğine ve diğer durumlara göre icranın ertelenmesi gerekirse yargılamanın yenilenmesi isteminde bulunan kimseden güvence alınmak koşuluyla davayı gören mahkemece icranın ertelenmesine karar verilebileceği hüküm altına alınmıştır.
Hukuk yargılamasında kural olarak kesin hükme bağlanmış bir davaya yeniden bakılamaz ise de, bunun en önemli istisnasını yargılamanın yenilenmesi oluşturmaktadır. Bazı ağır yargılama hatalarından ve eksikliklerinden dolayı, maddi anlamda kesin hükmün ortadan kaldırılmasını ve daha önce kesin hükme bağlanmış bir dava hakkında yeniden yargılama ve inceleme yapılmasını sağlayan olağanüstü bir yasa yolu niteliğindeki yargılamanın yenilenmesi nedenleri, anılan Kanunun 445'inci maddesinde sınırlı olarak sayılmış olup, kıyas yolu ile bunların genişletilmesi olanaksızdır. İnceleme konusu davayla ilgili olarak; tarafları, dava sebebi ve davaya konu aynı olan bir dava hakkında birbirine aykırı kesinleşmiş iki hüküm bulunması durumunda, 1. hüküm kendi lehine olan taraf, sözü edilen Kanunun 237'nci maddesinde açıklanan kesin hükmün sonuçlarından yararlanmaktadır ve kesin hükmün bağlayıcı etkisi nedeniyle, daha önce kesinleşen karar tarafları bağladığından, yargılamanın yenilenmesi istemi üzerine 2. hükmün iptaline karar verilebilmekte, buna karşın 1. hükmün iptali için yargılamanın yenilenmesi istenememektedir. Belirtilen nedene dayanılarak yargılamanın yenilenmesi yoluna başvurabilmesi için, her iki hükmün de kesinleşmiş olması gerekmektedir ve maddi anlamda kesin hüküm gücü bulunmayan kararlara karşı (örneğin çekişmesiz yargıda verilen son kararlar) bu yola başvurulamayacağı gibi, 2. hüküm kesinleşmediği sürece, gidilebilecek olağan yasa yolu da temyiz denetimini istemektir. Ayrıca belirtilmelidir ki; yargılamanın yenilenmesi, kesinleşen iki hükmün de hukuk mahkemelerinden verilmiş olması durumunda başvurulacak bir yasa yolu olup, buna karşılık, adli ve idari yargı makamlarınca verilmiş iki kararın varlığı durumunda hüküm uyuşmazlığının giderilmesi için Uyuşmazlık Mahkemesi'ne gidilmesi gerekmektedir.
Nitekim Yargıtay H.G.K.'nun 22.11.2006 gün ve 2006/20-711 Esas, 2006/739 Karar sayılı, 30.6.2010 gün ve 2010/1-303 Esas, 2010/358 Karar sayılı ilamlarında aynı görüş ve yaklaşım benimsenmiştir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığı altında inceleme konusu dava değerlendirildiğinde; tarafları aynı olan iki davada hukuk mahkemesince verilmiş, maddi ve şekli anlamda kesinleşmiş iki hüküm bulunmakta ise de, ilk davanın konusunun, yersiz ödenen yaşlılık aylıklarının geri alımı (istirdat), 2. davanın konusunun ise borçlanmanın geçerliliği ve yaşlılık aylığına hak kazanıldığının tespiti olduğu, şu durumda konu farklılığı sebebiyle davanın yasal dayanağı olan maddede sınırlı olarak sayılan herhangi bir nedenin söz konusu bulunmadığı ve madde hükmü kapsamında yargılamanın yenilenmesi koşullarının gerçekleşmediği belirgindir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, temyiz harcının istenmesi halinde davalıya iadesine, 12.05.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy