(506 S. K. m. 26) (818 S. K. m. 53)
Dava: Dava, iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelir ve ödenen cenaze giderinin 506 Sayılı Kanunun 26. maddesi uyarınca rücuan tazmini istemine ilişkindir.
Mahkemece ilamında belirtildiği şekilde N. G. ve E. M. yönünden davanın reddine, İ. Seramik San. ve Tic. A.Ş. yönünden kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi A. B. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Dava, 13.1.2005 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu vefat eden sigortalı işçi G. D.'ın hak sahiplerine yapılan sosyal sigorta yardımlarının 506 Sayılı Kanunun 26. maddesine göre işveren ve davalı üçüncü kişilerden tahsili istemine ilişkindir Mahkeme, bilirkişi raporuna göre, işverene yönelik davanın talep gibi kabulüne, vardiya amiri E. M. ile işveren şirketin yönetim kurulu başkanı N. G.'e yönelik davaların ise kusursuz oldukları gerekçesiyle reddine karar vermiştir.
N. G. ve E. M. aleyhine açılan ceza davasında kusurlu bulunarak mahkumiyetlerine karar verildiği, kararın halen Yargıtay aşamasında olduğu anlaşılmaktadır.
B.K.nun 53. maddesi hükmüne göre, kusurun takdiri ve zarar miktarının tayini hususunda hukuk hakimi ceza mahkemesi kararı ile bağlı değildir.
Ne var ki; ceza mahkemesi kendine has usuli olanakları sebebiyle hükme esas aldığı maddi olayların varlığını saptamada daha geniş yetkilere sahiptir. Bu sebeple ceza mahkemesinde saptanacak maddi olayın yargısal bir kararla saptanmış olması gerçeğinin hukuk hakimini de bağlaması gerekir. Bu hal; Kamunun yargıya olan güveninin korunmasının bir gereği olduğu gibi, söz konusu B.K.nun 53. maddesinde öngörülen kuralın da doğal bir sonucudur. Nitekim bu husus, Yargıtay'ın yerleşmiş ve kökleşmiş görüşleri ile de kabul edilmiş bulunmaktadır. Şu halde hukuk hakimi ceza mahkemesince saptanan maddi olaylarla bağlı olup orada belirlenen kusur oranlarıyla bağlı değildir. Mahkemece, ceza dosyasının kesinleşmesi beklenerek, mahkumiyetin kesinleşmesi halinde mahkum olan davalılar N. G. ve E. M.'ya az da olsa bir miktar kusur verilmesi gereği gözetilerek, işçi sağlığı ve iş güvenliği ile iş kazasının vuku bulduğu iş kolunda uzman bilirkişi heyetinden açıklanan esaslar çerçevesinde rapor alınıp irdelenmeden eksik inceleme ve araştırma sonucu hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, 09.05.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy