(506 S. K. m. 134) (5510 S. K. m. 101) (818 S. K. m. 96)
Dava ve Karar: Dava, davacıya ait hastanede tedavi edilen sigortalıların tedavisinde kullanılan ICD (implantable cardioverter defibrillator) cihazı bedelinin tahsili istemidir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde yetkisizlik kararı verilmiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi M. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Görev konusu kamu düzeni ile ilgili olup taraflarca ileri sürülmese bile Mahkeme tarafından yargılamanın her aşamasında re'sen ele alınması gereken bir husustur.
İş Mahkemeleri, 5521 Sayılı Kanun ile kurulmuş olan istisnai nitelikte özel mahkemelerdir. "Uyuşmazlıkların çözüm yeri" başlığını taşıyan; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 134.maddesinde, bu Kanunun uygulanmasından doğan uzlaşmazlıkların, yetkili iş mahkemelerinde veya bu davalara bakmakla görevli mahkemelerde görüleceği, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 01.10.2008 günü yürürlüğe giren 101.maddesinde de, bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan durumlarda, bu Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıkların iş mahkemelerinde görüleceği hüküm altına alınmıştır.
Davacı; yatarak tedavi edilen dokuz sigortalıya takılan ICD (Implan-table Cardiovereter Defibrilatör) cihazının sigortalılara temin ettirildiğinden bahisle, ödenmesi gereken paket işlem bedelinden, Kurum tarafından yersiz olarak kesinti yapıldığını belirterek, yapılan kesintinin yasal faizi ile tahsilini talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, Bütçe Uygulama Talimatına aykırılıktan kaynaklanmaktadır. Hal böyle olunca davada 506 Sayılı Yasanın Sağlık Sigortası ile ilgili 32 ve devamı maddelerinin uygulama yeri bulunmadığı gibi, uyuşmazlığın bu Kanunun uygulanmasından kaynaklandığını ortaya koyacak yasada başkaca bir hüküm de mevcut değildir. Aksine Bütçe Uygulama Talimatı hükümlerine aykırılıktan doğan bu davanın yasal dayanağı Borçlar Kanunu'nun 96 ve devamı maddeleri olduğundan, davanın iş mahkemesinde değil, genel mahkemede görülmesi gerekir. Uygulamada gerek Dairemiz ve gerekse konu ile ilgili 13. Hukuk Dairesi ve Hukuk Genel Kurulu Kararları bu yöndedir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığı altında yapılan değerlendirmeye göre; davalıya yönelik iş mahkemesine açılan ve görülen inceleme konusu davada, taraflar arasındaki hukuki uyuşmazlığın çözümünde 506 veya 5510 sayılı Kanunun uygulama yeri bulunmadığından, sözü edilen 134 ve 101.madde hükümlerine göre sınırlı yetki ile donatılmış iş mahkemeleri görevli değildir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığı altında yapılan değerlendirmeye göre; davalıya yönelik iş mahkemesine açılan ve görülen inceleme konusu davada mahkemenin görevsizlik kararı vererek, usul hükümlerine göre görevli mahkemeyi belirleme yoluna gitmesi gerekirken, yazılı şekilde yetkisizlik karar vermesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmasına, 31.05.2012 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy