(506 S. K. m. 2, 121) (5510 S. K. m. 96)
Dava: Davacı, sigortalı hizmetlerin ve yaşlılık aylığının iptaline dair Kurum işleminin iptaline, yaşlılık aylığına hak kazandığının ve davalı Kuruma borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi E
P
A
tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Davacıya, 1830 gün Emekli Sandığı, 6262 gün Bağ-Kur sigortalılığı ve 1645 gün zorunlu SSK sigortalı hizmeti dikkate alınarak 1.1.1995 tarihinden itibaren davalı Kurumca yaşlılık aylığı bağlandığı, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı müfettişlerince yapılan tahkikat neticesinin Kuruma ihbarı ile Ankara Umumi Otomobilciler ve Şoförler Esnaf Odası adına tescili 105858 sicilli işyeri, S.S. Yeni Ankara Esnaf ve Sanatkarları Kef. Koop. Adına tescilli 98601 sicilli işyerinde geçen çalışmaların hizmet akdine dayanmadığı, 506 Sayılı Kanunun 2. maddesi gereği sigortalı hizmet sayılmadığından bahisle SSK hizmet sürelerinin iptal edildiği, bu hizmetlerin iptali sonucu aylık bağlama koşullarının oluşmaması sebebiyle de bağlanan yaşlılık aylığının başlangıçtan itibaren iptal edildiği, davacıya 1.1.1995-22.3.2008 tarihleri arasında ödenen 51.796,57 TL yaşlılık aylığının adına borç kaydedildiği, dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.
Yapılan yargılama sonunda, iptal edilen sigortalılık sürelerinde davacının çalışmalarının hizmet akdine dayanıldığı kabul edilmiş ise de:
Davacının 12.5.1979 tarihinden itibaren Ankara Umumi Otomobilciler ve Şoförler Odası yönetim kurulu üyesi olduğu, oda ile yönetim kurulu üyeleri arasındaki ilişkinin hizmet akdine değil, bir vekalet akdine dayandığı, seçimle gelen yönetim kurulu üyelerinin, bu sıfatlarının kendilerine yüklediği işleri yürütmesi sebebiyle sigortalı olarak kabul edilmesine yasal olarak mümkün olmadığı. 506 Sayılı Kanunun 2. maddesi kapsamında sigortalı çalışmadan söz edilmesine imkan bulunmadığı, yukarda belirtilen işyerlerinden, davacı adına hizmet bildirilmiş ve prim ödemesi yapılmış olmasının sonucu değiştirmeyeceğinin belirgin bulunduğu, böylece anılan sigortalı hizmetleri ve yaşlılık aylığını iptal eden Kurum işleminin yerinde olduğu gözetilmemiştir.
Davacının 1.1.1995-22.3.2008 tarihleri arasında ödenen 51.796,57 TL aylıklar sebebiyle borçlu olmadığının tespitine dair talebi hakkında yapılacak değerlendirmede 5510 Sayılı Kanunun 1.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 96. maddesi dikkate alınmalıdır. Belirtilen hükümde, Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler:
a-) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden,
b-) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren üç ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, üç aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan itibaren hesaplanacak olan kanuni faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır... düzenlenmiştir.
Konuya dair 5510 Sayılı Kanun öncesi mevzuatta, 506 Sayılı Kanunun 121. maddesinde yersiz ödeme halinde iade yükümünün kapsamını belirleyen bir düzenleme bulunmadığı gibi, anılan Yasa içeriğinde konuyu düzenleyen başka bir özel düzenleme de yoktur. 5510 Sayılı Kanunun 96. maddesiyle 506 Sayılı Yasada yer almayan yeni bir düzenleme getirilmiş, sebepsiz zenginleşmenin iyi niyetle veya kötü niyetle gerçekleşmesine bağlı olarak istirdadı mümkün ödeme miktarları belirlenmiştir. Kapsam belirlendikten sonra, ilgilinin Kurumdan alacağı yoksa geri alma işleminin genel hükümlere göre yapılacağı öngörülmüştür. 5510 Sayılı Kanunun geçici maddelerinde ise, yersiz ödemelerin tahsili konusunda önceki hükümlerin uygulanması gereğini öngören herhangi bir kural yer almamaktadır.
Kurumun istirdadını isteyeceği yersiz ödemenin kapsamını belirlemedeki irade serbestisi de, 5510 Sayılı Kanunun 96. maddesi hükmünün, Kurumun yersiz ödemeden kaynaklanan alacakları konusunda süren uyuşmazlıklara uygulanması gereğini doğurmaktadır.
Mahkemece, yukarda açıklanan maddi ve hukuki ilkeler dikkate alınmaksızın eksik araştırma ve yanılgı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, 03.05.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy