(6100 S. K. m. 5, 14) (1086 S. K. m. 9, 17)
Dava: Dava, davacının doğum borçlanması yapabilmesi gerektiğinin tespiti ile aksine olan Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde dava dilekçesinin yetkisizlik nedeniyle reddine karar verilmiştir. Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi
tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: 5510 sayılı Kanunun uygulanmasından doğan uyuşmazlıklarda anılan yasada hüküm bulunmaması nedeni ile yetkili mahkemenin Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'na ilişkin genel hükümlere göre belirlenmesi gerekir. Bu çevrede davanın kural olarak Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 9 ve 17. maddeler gereğince davalı Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığının bulunduğu Ankara veya işlemlerin yapıldığı şubenin bulunduğu yerde açılması gerekir. 12.01.2011 kabul tarihli 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 5 ve devamı maddelerinde yetki konusunda benzer düzenlemeler getirilmiş olup, 14. maddesinin (1). paragrafında Bir şubenin işlemlerinden doğan davalarda, o şubenin bulunduğu yer mahkemesi de yetkilidir. hükmü düzenlenmiştir.
Davalı Kurumun Kadıköy'de şubesinin bulunduğu ve dava konusu edilen kurum işlemi de aynı şubenin yetkili birimleri tarafından yapıldığına göre Kadıköy İş Mahkemesi de yetkili bulunduğundan bu mahkemede de dava açılabileceği tartışmasızdır.
Diğer taraftan iş davalarının en kısa sürede sonuçlandırılması yasa hükmü gereği olup, konuya sosyal güvenlik açısından da bakıldığında yetkiye ilişkin genel usul kurallarının katı biçimde uygulanması, bu hukuk dalının amacı ile de bağdaştırılamaz. Aksinin kabulü halinde kural olarak dar gelirli durumda bulunan sigortalının haklarını teslimde zorlaştırıcı değil, yasaların olanak verdiği ölçüde olabildiğince kolaylaştırıcı olmalıdır.
Kaldı ki, dava konusu yapılan Kurum işleminin Sosyal Güvenlik Kurumu Kadıköy Müdürlüğü aracılığıyla yapılacağı da açıktır.
Mahkemece, bu hukuki ve maddi olgular göz önünde tutulmaksızın, yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 04.07.2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy