(506 S. K. m. 39) (2918 S. K. m. 3) (2918 S. K. m. 98, 99, 108) (Karayolları Trafik Garanti Fonu Yönetmeliği m. 12, 13, 14)
Dava: Dava, trafik kazası sonucu yaralanan sigortalıya yapılan tedavi harcamaları ile ödenen geçici işgöremezlik ödeneğinin 506 Sayılı Kanunun 39. maddesi uyarınca tahsili istemine ilişkindir. Mahkeme, ilamında belirtilen sebeplerle davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Mustafa Taş tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Dava, 28.12.2002 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu yaralanan sigortalıya Kurumca ödenen tedavi giderinin 2/8'i, geçici işgöremezlik ödeneği ile, posta masrafının ise, %100'ü olmak üzere, toplam 17.812 TL sosyal sigorta yardımının 506 Sayılı Kanunun 39. maddesine göre tahsiline ilişkindir. Gerek, kamu davasına dayanak kılınan Adli Tıp Kurumu raporu, gerekse işbu dosyada alınan kusur raporu birbirini teyit ederek, zararlandırıcı sigorta olayının meydana gelmesinde davalı araç sürücüsüne 2/8, sigortalıya 6/8 oranında kusur izafe edilmiştir.
Somut olayda; davalı sigorta şirketinin, 27.1.2005 tarihinde tebliğ edilen ödeme yazısına konu 2/8 kusur karşılığı 9.811,68 TL masraf ve 4.2.2005 tarihinden itibaren hesaplanan 488,40 TL faiz olmak üzere toplam 10.300,08 TL olarak davadan önce ve 15.4.2005 tarihinde Kuruma ödediği, davaya konu toplam alacak tutarının 38.430,99 TL olup 2/8 kusur karşılığının 9.607,74 TL'ye tekabül ettiği ve söz konusu tutarın sigorta şirketi ödemesi ile davadan önce tamamen karşılandığı sabit olmakla, asıl alacak yönünden davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Diğer taraftan, 2918 Sayılı Kanunun 3. maddesi 'İşleten: Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır. hükmünü içermekte, anılan yasanın 85. maddesi ise (Değişik fıkra: 17.10.1996 - 4199/28 madde) bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar... (Değişik fıkra: 17.10.1996 - 4199/28 madde) İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur. hükmünü öngörmektedir. Şüphesiz, davanın yasal dayanağını teşkil eden 506 Sayılı Kanunun 39. maddesi kapsamında rücu alacağından sorumluluğun kusur esasına dayalı bulunduğu hususu da gözönünde tutulmalıdır. Yine, sigorta Şirketi yönünden faiz başlangıç (Temerrüt) tarihinin belirlenirken; ilgililerce gerekli belgelerde ibraz edilerek 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98, 99 ve 108. maddeleri ile 3.5.1997 gün ve 22978 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Karayolları Trafik Garanti Fonu Yönetmeliğinin 12, 13 ve 14. maddelerinde yazılı şekilde sigorta şirketine başvurulduğu halde, gerekli ödeme yapılmamışsa başvuru tarihini takip eden 8 iş günü sonunda sigorta şirketinin temerrüde düştüğünün kabulü gerekir. Davalı sigorta şirketine 27.1.2005 tarihinde ödeme bildirimi tebliğ edildiğine göre, faiz sorumluluk başlangıcının yukarda açıklanan ilke ve esaslar çerçevesinde değerlendirilip belirlenmesi gerekir. Gerekli belgeler ibraz edilmeksizin başvuruda bulunulmuş veya hiç müracaat edilmemişse, sigorta şirketinin temerrüdünden bahsedilemez. Bu durumda, faiz başlangıcının; sigorta şirketi aleyhine icra takibine girişilmişse takip tarihi, dava açılmışsa dava tarihi olarak, kabul ve tespiti gerekir.
Eldeki davanın, teselsüle dayalı olarak sürücü, araç maliki ve sigorta şirketine yöneltilmiş olması karşısında; öncelikle, araç maliki İsmail'in işleten sıfatının varlığı halinde dahi rücu alacağından sorumluluğun 506 Sayılı Kanunun 39. maddesi kapsamında araştırılıp belirlenmesi, diğer taraftan, faiz sorumluluk başlangıcının gerçek kişi tazmin sorumluları yönünden sarf ve ödeme tarihi, sigorta şirketi yönünden yukarda belirtilen ilke ve esaslar doğrultusunda tespit edilecek tarih olduğunun kabulüyle davaya konu alacağın 2/8 kusur karşılığı tutar üzerinden faiz hesabı yaptırılarak Kurum alacağının saptanması gerekir. Kuşkusuz, bu belirleme yapılırken sigorta şirketi tarafından 4.2.2005-1.4.2005 arası 56 güne ilişkin olarak hesaplanıp Kuruma yapılan 488,40 TL faiz ödemesinin de hesaplamada gözetilip, Kurumca yapılan faiz hesabının denetlenmesi gerekir.
O halde, davacı Kurum avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, 22.02.2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy