(5521 S. K. m. 8) (5510 S. K. Geç. m. 7) (2926 S. K. m. 5) (1086 S. K. m. 185)
Dava: Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi H. K. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: A) Hüküm İş Mahkemesi tarafından verilmiş olup, 5521 Sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 8. maddesi hükmüne göre, iş mahkemelerinden verilmiş bulunan nihai kararların 8 gün içinde temyiz olunması gerekir.
Somut olayda; hüküm davalı Kurum vekiline 28.3.2011 tarihinde tefhim edilmiş ise de; tefhim H.U.M.K.'nun 388 ve 389'uncu maddelerine uygun şekilde yapılmadığından davalı Kurum vekilinin temyiz başvurusunun reddine ilişkin 26.4.2011 tarihli ek kararın H.U.M.K.nun 434'üncü maddesi uyarınca BOZULMASINA,
B) İşin esası yönünden yapılan incelemede;
1) Davalı Kurum, Samsun 3. İş Mahkemesi'nin 2007/133 Esas, 2007/130 Esas, 2007/131 Esas ve 2007/1111 Esas sayılı dosyaları ile yersiz ödendiği ileri sürülen aylıkların davalılardan (karşı davacılar)dan faiziyle tahsili dava açtığı, iş bu davaların 2009/592 Esas sayılı dava dosyası ile birleştirildiği anlaşılmıştır. Mahkemece, birleşen davalar hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemiştir. Birleşen davaların tahkikat aşaması ortak olmakla birlikte, birbirinden bağımsızdır. Davalar birleşmekle bağımsızlığını kaybetmez. Bu nedenle, Mahkemece, her dava ile ilgili ayrı karar verilmesi gerekirken, birleşen dava ile ilgili herhangi bir karar verilmemiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
2) Davacılar, murislerinin 1.1.1988-1.1.1992 tarihleri arasında 2926 Sayılı Kanun kapsamında tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece 28.3.2011 tarihli duruşmada, davacıların davadan feragat ettiğini belirten beyanları karşısında davanın feragat sebebiyle reddine karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağı 5510 Sayılı Kanunun geçici 7/1'inci maddesi uyarınca uygulama alanı bulan mülga 2926 Sayılı Kanun olup, 5'inci maddesi gereği sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez. Kanunun öngördüğü belli bir Sosyal Güvenlik Kuruluşu sigortalısı olmak, kamu düzenine ilişkin, kişiye bağlı, vazgeçilmez ve kaçınılmaz hak ve yükümlülük doğuran bir hukuksal statü yaratır. Kişi ve Sosyal Güvenlik Kuruluşlarının bu statünün oluşumundaki rolü, yenilik doğurucu ve iradi bir durum değil, yasa gereği kendiliğinden meydana gelen statüyü belirlemekten ibarettir. Dolayısıyla, sosyal güvenlik hakkından feragat mümkün olmadığından, feragat sebebiyle davanın reddine karar verilemez. Hal böyle olunca, davacı tespit davasından feragat edemeyeceğine göre, davasını geri alabilir. Başka bir anlatımla ileride tekrar dava açabilme hakkını saklı tutarak davanın takibinden vazgeçebilir veya Kanunun 409. maddesi hükmü gereğince davayı takip etmeyerek yenileninceye kadar dosyanın işlemden kaldırılması ve giderek davanın açılmamış sayılması sonucunu elde edebilir.
Bu nedenle; inceleme konusu davada mahkemece, feragat nedeni ile davadan vazgeçilemeyeceği davacılara bildirilmeli, feragat beyanının H.U.M.K.nun 185 veya 409. maddelerinde düzenlenen haklardan birinin kullanımı niteliğinde olup olmadığı kendisine sorulmak suretiyle belirlenmeli, beyanın anılan anlamlarda kullanıldığı saptandığı takdirde duruma göre 185 veya 409. maddesinde öngörülen prosedür işletilmeli, aksi durumda ise elde edilecek sonuca göre davaya konu istem hakkında karar verilmelidir.
Mahkemece, yukarda izah edilen maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, eksik araştırma ve inceleme sonucu, yazılı gerekçelerle davanın feragat nedeni ile reddine karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, 21.06.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy