(1086 S. K. m. 74) (506 S. K. m. 26) (5510 S. K. m. 21) (YHGK. 07.05.2008 T. 2008/10-363 E. 2008/366 K.)
Dava: 13.08.1999 tarihli işkazasında sürekli işgöremezlik durumuna giren sigortalılara bağlanan gelirlerle yapılan ödemelerin 506 Sayılı Kanunun 26 nci maddesi uyarınca tazmini davasının yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı sebeplerle davanın kısmen kabulüne dair hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi taraflar avukatlarınca istenilmesi ve davalılar avukatınca da duruşma talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 20.9.2011 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü davalılar adlarına kimse gelmedi. Karşı taraf adına Av. B. B. geldi. Duruşmaya başlandı. Hazır bulunan Avukatın sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hakimi H. K. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi:
Karar: 1)5510 Sayılı Kanunun 21 inci maddesiyle yeniden getirilen sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı tazmin hükmünün, 5510 Sayılı Kanunun yürürlüğü öncesinde gerçekleşen iş kazalarından kaynaklanan rücuan tazminat davalarında uygulanmasına olanak veren bir düzenleme bulunmadığı gözetildiğinde davanın yasal dayanağı 506 Sayılı Kanunun 26 nci maddesidir.
Anılan maddedeki halefiyet ilkesi uyarınca. Kurumun rücu alacağı; hak sahiplerinin tazmin sorumlularından isteyebileceği maddi zarar (Tavan) miktarıyla sınırlı iken, Anayasa Mahkemesi'nin, 21.03.2007 gün ve 26649 Sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 23.11.2006 gün ve E;2003/10, K:2006/106 Sayılı kararı ile 26 nci maddedeki ...sigortalı veya hak sahibi kimselerin işverenden isteyebilecekleri miktarla sınırlı olmak üzere... bölümünün Anayasaya aykırılık sebebiyle iptaline karar verilmiş olması; karşısında, ilk peşin değerli gelirlerin, tazmin sorumlularının kusuruna isabet eden miktarıyla sınırlı şekilde hüküm kurulması gerekir.
Davacı Kurum tarafından açılan ve kesinleşen Çatalca 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2002/226 Esas 2003/415 Karar sayılı rücu davasında, işverenin %70 oranında kusurlu bulunduğu, sigortalı S. S.'e yapılan masraflarla bağlanan gelirlerin (ilk peşin sermaye değerli gelirle birlikte artışların) talep gibi %20'sinin hüküm altına alındığı, iş bu davada hükme dayanak olarak alınan kusur raporunda. A. N. D.'un %5, Ç... aş'nin %65 olmak üzere toplam davalıların %70 oranında kusurlu bulunduğu, ilk davada hükmolunan miktarın mahsubuyla bakiye %50 kusur karşılığı kurum zararının bulunduğu anlaşılmaktadır.
H.G.K.'nun 07.05.2008 tarih 2008/10-363 Esas, 2008/366 Karar sayılı kararında da belirtildiği şekilde, sigortalıya bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değeri esas alınması gerekmekte olup, gelirlerde meydana gelen artış ayrı bir olgu niteliğinde bulunmaktadır. Kısmi davada, ilk peşin sermaye değerli gelirle birlikte artışlara da hükmedilmesi, kısmi davada ilk peşin sermaye değer yönünden hüküm altına alınmayan kusur farkı sebebiyle kesin hüküm engeli oluşturmayacağı gibi, kısmi davada hükmolunan gelir artışlarının, kusur farkından kaynaklanan eldeki ek davada hükmolunacak rücu tazminatından mahsup edilmesine de olanak bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca; ilk peşin sermaye değerinin bakiye %50 kusur farkına tekabül eden miktarı hesaplanarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, kısmi davada hükmolunan gelir artışlarının mahsubu sonucu eksik rücu alacağının hüküm altına alınmış olması,
2) Hakim; H.U.M.K.nın 74 üncü maddesi olan her iki tarafın iddia ve müdafaalarıyla bağlı olup, ondan fazlasına veya başka bir şeye hüküm veremez kuralına bağlı biçimde hüküm kurmalıdır.
Somut olayda, davacı Kurumun dava dilekçesinde; ilk dosyadan %50 kusur farkına tekabül eden 17.843,32 TL gelir ile 311,95 TL geçici işgöremezlik ödeneğinin sadece davalı işverenden, gelirlerde meydana gelen artışlardan kaynaklanan 13.154,44 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş olmasına rağmen Mahkemece; H.U.M.K.74 üncü maddesindeki taleple bağlılık ilkesine aykırı olacak şekilde, hüküm altına alınan ve kusur farkından kaynaklanan alacağın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline verilmesi.
3)Davanın açıldığı tarihteki mevzuat ve içtihatlara uygun olarak açılan davanın, anılan iptal hükmü sebebiyle oluşan hukuksal durum gereğince kısmen reddine dair karar verilmesinde, tarafların sorumluluğu bulunmadığı halde; davacının davada haksız çıkan taraf olarak nitelenip vekalet ücretiyle sorumluluğuna hükmedilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacıyla davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle hükmün BOZULMASINA, davacı avukatı yararına takdir edilen 825,00 TL duruşma avukatlık parasının davalılara yükletilmesine, temyiz harcının istenmesi halinde davalılara iadesine, 20.09.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy