(506 S. K. m. 39) (4857 S. K. m. 77)
Dava: Davacı Kurum, trafik kazası sonucu sigortalıya ödenen geçici işgöremezlik ödeneği ile yapılan tedavi giderinin 506 Sayılı Kanunun 39. maddesi uyarınca tazminine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, davalı sürücüye %60 kusur izafe edilen, işleten ve sigortalının kusursuz olduğunu belirten ve %40 kaçınılmazlık öngören 19.5.2008 tarihli kusur raporunu hükme dayanak kılarak, tescil maliki şirket hakkındaki davanın reddine, sürücü ve sigorta şirketi hakkındaki davanın ise istek gibi kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davacı Kurum avukatı ile davalılardan R. A. tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi M. T. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Somut olayda, zararlandırıcı sigorta olayının; davalı sürücü idaresindeki kamyonetin gece 10:30 saatlerinde sisli ve buzlu yolda kayarak takla atıp tek taraflı kaza sonucu devrilmesi ve araç içinde bulunan sigortalının yaralanması biçiminde meydana geldiği anlaşılmaktadır. Gerek kazanın oluş biçimi, gerek teknik arıza veya aracın teknik özelliklerinin yol ve hava şartlarına uygun olmadığına ilişkin bir durum ve tespitin bulunmaması ve ehliyetli sürücü istihdam edilmesi sebebiyle araç maliki davalı şirket hakkındaki davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Ancak, davanın yasal dayanağı 506 Sayılı Kanunun 39. maddesi olup, bu tür davalar kusur sorumluluğu esasına dayanmaktadır. Kusur durumu saptanırken, iş güvenliği mevzuatına göre hangi önlemlerin alınması gerektiğinin, bu önlemlerin işverence alınıp alınmadığının ve alınmış önlemlere sigortalı işçinin uyup uymadığının 4857 Sayılı Kanunun 77. maddesi hükmü doğrultusunda raporda tartışılması gerekir. İşverenin tamamen kusursuz kabul edilebilmesi için ise, anılan madde gereğince işyerindeki işçilerin sağlığı ve iş güvenliğini sağlamaya yönelik her türlü tedbiri almak, uygun çalışma ortamı hazırlamak, araçları noksansız bulundurmak, işçileri etkin bir biçimde denetlemek, gözetlemek, bütün yükümlülüklerini özenle yerine getirmesi gerekir. Kaçınılmazlıktan ise, işveren tarafından tüm bu önlemler alındığı ve kazalı da bu önlemlere uyduğu halde kaza meydana gelmişse söz edilebilecektir. Kaçınılmazlık, sosyal sigortalar uygulamasında, hukuksal ve teknik anlamda, olayın meydana geldiği tarihte geçerli olan bilimsel ve teknik tüm önlemlere rağmen zararın meydana geldiği ve önlenemediği durumları anlatan bir kavram... (Prof. Dr. A. Can Tuncay, Kurumun işverene Rücuu-Olayda Kaçınılmazlık Durumu, Sicil İş Hukuku Dergisi, Sayı 4, s. 185) olup; bu halin kabulünün koşulu, ...vuku bulan olaya karşı koyulmazlık hali ve her türlü tedbirin alınmasına rağmen gerçekleşmesi önlenemeyen ve objektif bir kaçınılmazlık durumunun söz konusu olmasıdır. Umulmadık bir hal kaçınılmazlık olarak nitelenemeyecektir. Ummamak, ummayı düşünmemek ve zarar verici olay ile karşılaşmak, kaçınılmazlık olarak değerlendirilemez. (Prof. Dr. Berin Engin, Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu İşverene Rücuya Nasıl Bakıyor?, Sicil İş Hukuku Dergisi, Sayı 4, s. 139)
Kamu düzeni düşüncesi ile oluşturulan işçi sağlığı ve iş güvenliği mevzuat hükümleri; işyerleri ve eklerinde bulunması gereken sağlık şartlarını, kullanılacak alet, makineler ve hammaddeler yüzünden çıkabilecek hastalıklara engel olarak alınacak tedbirleri, aynı şekilde işyerinde iş kazalarını önlemek üzere bulundurulması gerekli araçların ve alınacak güvenlik tedbirlerinin neler olduğunu belirtmektedir. Burada amaçlanan yapılmakta olan iş sebebiyle işçinin vücut tamlığı ve yaşama hakkının önündeki tüm engellerin giderilmesidir.
Uygulamada önemli olan, işverenin iş kazasına sebep olmuş hareketinin işçilerin sağlığını koruma ve iş güvenliği ile ilgili mevzuat hükümlerine aykırı bulunup bulunmadığının tespiti işidir.
Bu konuda yapılacak ilk yargı işlemi, mevcut hükümlere göre alınacak tedbirlerin neler olduğunun tespiti işidir. Mevzuat hükümlerince öngörülmemiş, fakat alınması gerekli başkaca bir tedbir varsa, bunların dahi tespiti zorunluluğu açıktır. Bunların işverence tam olarak alınıp alınmadığı (=işverenin koruma tedbiri alma ödevi), alınmamışsa zararın bundan doğup doğmadığı, duruma işçinin tedbirlere uymamasının etkili bulunup bulunmadığı (=işçinin tedbirlere uyma yükümlülüğü) ve bu doğrultuda tarafların kusur oranı saptanacaktır.
Sorumluluğun saptanmasında kural, sorumluluğu gerektiren ve yasada belirlenmiş bulunan durumun kendi özelliğini göz önünde bulundurmak ve araştırmayı bu özelliğe göre yürütmektir.
Mahkemece, öncelikle, olay gününde gizli buzlanmanın uzun süre devam edip etmediği, gizli buzlanma sebebiyle başka kazaların meydana gelip gelmediği, gelmişse sayısı ilgili emniyet birimlerinden sorulup araştırılmalı, iş kazasının gerçekleştiği iş kolu ile, işçi sağlığı ve iş güvenliği alanında uzman kişilerden seçilecek bilirkişi kurulundan, yukarda sıralanan maddi ve hukuki olgular ışığında yapılacak incelemeyle; mevzuat uyarınca hangi önlemlerin alınması gerektiği, bu önlemlerin işverence alınıp alınmadığı ve alınmış önlemlere sigortalının uyup uymadığı, araştırma sonucu elde edilecek bilgiler ışığında Karayolları Genel Müdürlüğüne kusur izafe edilip edilemeyeceği yönlerinin yargısal denetime elverir biçimde irdelenip, kusur oran ve aidiyeti konusunda yeniden rapor alınıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.
O halde; davacı Kurum avukatı ile davalılardan R. A.'ın bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istenmesi halinde davalılardan R. A.'a iadesine, 14.06.2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy