(5510 S. K. m. 4) (YHGK. 06.03.2002 T. 2002/21-132 2002/139 K.)
Dava: Dava, davacının Bağ-Kur sigortalılığının terkini ile 01.10.2009 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde, bozma üzerine, davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi E. P. A. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Dairemizin 21.12.2010 gün ve 2010/14429-2010/17273 Sayılı bozma ilamında, davacının 1479 Sayılı Kanunun ek 19 uncu maddesi kapsamında sigortalılığının durdurulamayacağı, 28.07.2008 tarihli tahsis talebine göre yaşlılık aylığı koşullarının oluşmadığı, yeni bir aylık talebi olmadan anılan koşulların değerlendirilemeyeceği belirtilmiş, mahkemece bozmaya uyulmasına karar verilmesine rağmen, herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir. Oysa anılan bozma ilamımızda da vurgulandığı üzere, davacı vekilinin yargılama aşamasında sunduğu 05.05.2010 tarihli dilekçesi, tahsis talebi gibi ele alınmalı, takip eden aybaşı itibariyle yaşlılık aylığı koşulları gerçekleşmiş ise aylık bağlanmalıdır.
Yapılacak değerlendirmede, davacının 506 Sayılı Kanunla 5510 Sayılı Kanunun 4/a maddesi kapsamındaki sigortalılık sürelerinin dikkate alınmasını istediği, 2829 Sayılı Kanundan yararlanmak için kişiyi tüm sosyal güvenlik kurumlarına tabi hizmet sürelerini birleştirmeye zorlamanın, sosyal güvenlik sistemi ve amacıyla bağdaşmadığı gerçeği karşısında, (YHGK'nun, 2002/21-132, 2002/139 Sayılı kararıyla aynı yönde, 2006/21-485, 2006/483 ve 2010/10-126, 2010/133 Sayılı kararları) durdurulamayan 1479 Sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılıkla çakışan sürelerin dışlanması suretiyle, anılan 506 Sayılı Kanunla 5510 Sayılı Kanunun 4/a maddesi kapsamındaki sigortalılık sürelerinin aylık bağlanması için yeterli olması halinde, Bağ-Kur sigortalılık sürelerine dair prim borcunun ödenmiş olması gerekmeksizin aylık bağlanabileceği gözetilmelidir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı olduğu şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, temyiz harcının istenmesi halinde davacıya iadesine, 05.07.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy