(506 S. K. m. 26) (5510 S. K. m. 21) (4857 S. K. m. 77)
Dava: İşkazasında ölen sigortalının haksahiplerine bağlanan gelirlerle yapılan ödemelerin 506 Sayılı Kanunun 26. maddesi uyarınca tazmini davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı sebeplerle davanın kabulüne dair hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi davalılar avukatlarınca istenilmesi ve davalı İ... İnş. Kum Ocağı İşletmeciliği Tic. San. A.Ş. avukatınca da duruşma talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 20.9.2011 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü davalı adına vekili ile karşı taraf adına vekili geldiler. Diğer davalı adına kimse gelmedi. Duruşmaya başlandı. Hazır bulunan Avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hakimi H. K. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi:
Karar: 5510 Sayılı Kanunun 1.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 21. maddesinde iş kazası ve meslek hastalığı, hastalık bakımından işverenin ve üçüncü kişinin sorumluluğu konusunda yeni düzenleme getirilmiş ise de, anılan kanunda söz konusu düzenlemenin yürürlüğü öncesinde gerçekleşen olaylardan kaynaklanan rücuan tazminat davalarında uygulanmasına olanak veren bir hüküm bulunmadığı ve genel olarak Kanunların geriye yürümemesi kuralı karşısında, davanın yasal dayanağı 506 Sayılı Kanunun 26. maddesidir. Anılan madde uyarınca davalıların Kurumun rücu alacağından sorumlulukları ancak kusurlarının varlığı halinde mümkündür.
506 Sayılı Kanunun 26. maddesine dayanan rücu davalarında kusurun belirlenmesinde mahkemece, öncelikle zararlandırıcı sigorta olayının ne şekilde oluştuğu, dosya içeriğindeki tüm deliller takdir olunarak ve varsa çelişki giderilerek belirlenmeli ve kabul edilen maddi olgular doğrultusunda kusur oran ve aidiyeti konusunda bilirkişi incelemesine gidilmelidir.
Bilirkişilerce kusur durumu saptanırken, 506 Sayılı Kanunun 26. maddesi uyarınca inceleme yapılarak, işçi sağlığı ve iş güvenliği mevzuatına göre hangi önlemlerin alınması gerekeceğini, bu önlemlerin işverence alınıp alınmadığını ve alınmış önlemlere sigortalı işçinin uyup uymadığını ve dayanağı mevzuat hükümlerinin ayrıntılarıyla irdelenerek gösterilmesi, soyut ifadelerin kullanımıyla yetinilmemesi gerektiği de belirtilmelidir.
4857 Sayılı İş Kanununun 77. maddesi gereğince işveren işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak, işyerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine uyulup uyulmadığını denetlemek, işçileri karşı karşıya bulundukları mesleki riskler, alınması gerekli tedbirler, yasal hak ve sorumlulukları konusunda bilgilendirmek ve gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimini vermek zorundadırlar.
İşçinin beden ve ruh sağlığının korunmasında önemli olan yön, bu tedbirin alınmasının hakkaniyet ölçüleri içinde işverenden istenip istenemeyeceği değil, aklın, ilmin, fen ve tekniğin böyle bir tedbirin alınmasını gerekli görüp görmediği hususlarıdır. Bu itibarla işveren, mevzuatın kendisine yüklediği tedbirleri, işçinin tecrübeli oluşu veya dikkatli çalıştığı taktirde gerekmeyeceği gibi bir düşünceyle almaktan çekinemeyecektir.
Çalışma hayatında süre gelen kötü alışkanlık ve geleneklerin varlığı, işverenin önlem alma ödevini etkilemez. İşveren, iş disiplinini sağlamak, çalıştırdığı sigortalının beden ve ruh tamlığını korumak için yararlı her önlemi, amaca uygun biçimde almak, uygulamak, uygulatmak ve denetlemekle yükümlüdür.
Kusur oranlarının saptanmasında, ihlal edilen mevzuat hükümleri belirlenirken, zararlı sonuçların önlenmesi için koşulların taraflara yüklediği özen ve dikkatin de neler olduğunun eksiksiz bilinmesinde, kusur raporuna ve dava dosyasına yansıtılmasında yasal zorunluluk vardır.
Davalı şirket tarafından taşocağı üstü temizliği işinde kullanılmak üzere sürücüsüyle Özel İdareden kiralanan dozerin altında kalarak ölmesi şeklinde oluşan iş kazasına dair olarak hak sahipleri tarafından Özel İdare aleyhine açılan ve kesinleşen Sakarya İş Mahkemesi'nin 2008/596 Esas 2009/871 Karar sayılı tazminat davasında alınan 10.3.2009 tarihli kusur raporunda; Özel İdare %50, sigortalı %30, İ... İnşaat Kum Ocağı İşletmeciliği San. Tic. A.Ş.%20 oranında kusurlu bulunmuş, iş bu rücu dosyasında yeniden kusur raporu alınmadan, tazminat dosyasında alınan kusur raporuna itibar edilerek karar verilmiştir.
506 Sayılı Kanunun 26. maddesindeki Halefiyet ilkesi uyarınca, kurumun rücu alacağı, hak sahiplerinin tazmin sorumlularından, isteyebileceği maddi zarar (Tavan )miktarıyla sınırlı iken; Anayasa Mahkemesi'nin 23.11.2006 gün ve 2003/10 Esas ve 2006/106 Sayılı kararıyla anılan yasa maddesinin 1. fıkrasında yer alan ...sigortalı veya hak sahibi kimselerin işverenden isteyebilecekleri miktarla sınırlı olmak üzere... bölümünün Anayasa'ya aykırılık sebebiyle iptalinden sonra bu madde uyarınca açılan davalarda artık halefiyet ilkesi'ne dayanılamıyacağı, kurumun rücu hakkının hukuki temelinin (halefiyet değil )bundan böyle; yasadan doğan, sigortalı ya da hak sahibi kimselerin alacaklarından bağımsız, kendine özgü Basit Rücu hakkına dönüşmüş olması gözetildiğinde; sigortalı veya hak sahipleri tarafından tazmin sorumluları aleyhine açılan tazminat davalarında alınan kusur tespitine dair bilirkişi raporunun, rücu davasında bağlayıcılığından söz edilemeyeceği gibi, tazminat davasında davalı İ... İnşaat Kum Ocağı İşletmeciliği San. Tic. A.Ş. taraf olmadığından, taraf olmayan şirket açısından da güçlü delil niteliğinde değildir.
Mahkemece yukarda açıklanan maddi ve hukuki ilkeler gözetilerek, işçi sağlığı ve iş güvenliği ile iş kazasının vuku bulduğu iş kolunda uzman bilirkişi heyetinden, tarafların kusur oran ve aidiyeti konusunda oluşa uygun rapor alındıktan sonra hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, belirtilen hususlar gözardı edilerek eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan sebeplerle hükmün BOZULMASINA, davalılardan İ... İnş. Kum Ocağı İşletmeciliği Tic. San. A.Ş. avukatı yararına takdir edilen 825,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıya yükletilmesine, temyiz harcının istenmesi halinde davalılardan İ... İnş. Kum Ocağı İşletmeciliği Tic. San. A.Ş.'ye iadesine, 20.09.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy