(6183 S. K. m. 66)
Dava: Dava, borçlu elinde haczedilen mallar yönünden istihkak iddiasına ilişkindir.
Karar: Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı S. Mobilya Üretim Paz. San. Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakim tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Somut olayda, davacı S.Mobilya Üretim Paz. San. Tic. Ltd. Şti. tarafından dava dışı müflis K. Yapı Malz. ve İnş. San. Tic. Ltd. Şti.'ne ait toplam 174 adet menkul malın 10.09.2008 tarihinde açık artırma usulü ile satın alındığı, satın alınan bu malların 14.11.2008 tarihinde davacı şirkete teslim edildiği, menkul malların bir bölümü ile ilgili olarak, davacının kiralayan, davalı şirketin kiracı ve kira bedelinin de aylık 5.000.00 TL. olarak gösterildiği 01.01.2009 tarihli kira sözleşmesinin düzenlendiği, davalı T. İnşaat Taah. Sanayi, Ticaret ve Ltd. Şti.'nin Kuruma olan borcu nedeniyle, şirket aleyhine girişilen icra takibi sonucu, anılan şirketin davacıdan kiraladığı menkul mallar üzerinde 17.12.2009 tarihinde borçlunun işyerinde haciz tutanağı düzenlenerek 42 adet menkul malın borçlunun gıyabında haczedildiği, haczedilen malların yediemin olarak borçlu şirkette satın alma sorumlusu olarak çalışan D.'ye bırakıldığı, 17.12.2009 tarihli haciz tutanağının davacı şirkete tebliğ edilmediği ve haczedilen menkul mallara ilişkin 25.12.2009 tarihli faturada kira bedelinin yıllık 60.000.00 TL. olarak yatırıldığının belirtildiği anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanaklarından olan 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un Borçlu Elinde Haczedilen Mallara Karşı İstihkak İddiaları başlığını taşıyan 66. maddesinde, borçlunun elinde bulunan bir malı üçüncü kişinin mülkü veya rehni olarak gösterdiği ya da üçüncü bir kişi tarafından o mal üzerinde mülkiyet veya rehin hakkı iddia edildiği takdirde, haczi yapan memurun bunu haciz tutanağına geçireceği keyfiyetin, iddia borçlu tarafından yapılmışsa üçüncü kişiye, üçüncü kişi tarafından yapılmışsa borçluya bildirileceği, tahsil dairesinin, haciz tutanağını aldığı tarihten itibaren 7 gün içinde iddiayı reddetmediği takdirde istihkak iddiasını kabul etmiş sayılacağı, üçüncü kişinin, tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde itiraz etmediği takdirde istihkak iddiasının dinlenmeyeceği, istihkak iddiası tahsil dairesince kabul edilmez veya borçlu tarafından istihkak iddiasına itiraz edilirse, 7 gün içinde mahkemeye başvurması gereği tahsil dairesince üçüncü kişiye bildirileceği, süresinde dava açılmadığı takdirde istihkak iddiasından vazgeçilmiş sayılacağı açıklanmıştır.
Yukarıdaki yasal düzenleme karşısında dava değerlendirildiğinde; mahkemece, davanın süresinde açılmadığı ve 17.12.2009 tarihinde haczedilen mallar ile ilgili davacı şirketin 25.12.2009 tarihli fatura düzenlediği, fatura ve diğer belgelerin sunan tarafça her zaman düzenlenmesinin mümkün olduğu belirtilerek, davanın reddine karar verilmişse de, 17.12.2009 tarihli haciz tutanağının davacı şirkete tebliğ edilmemesi karşısında, davanın süresinde açıldığının kabulü gerekirken, mahkemece davanın süresinde açılmadığı yönündeki yanılgılı gerekçeyle istemin reddine karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi, verilen hüküm de eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.
Mahkemece, eşyaları satan dava dışı müflis K. Yapı Malz. Ve İnş. San. Tic. Ltd. Şti. ve satın alan davacı S. Mobilya Üretim Paz. San. Tic. Ltd. Şti.nin tüzel kişi tacir olmaları itibariyle, ticari defter tutmakla yükümlü oldukları dikkate alınarak, faturaların ticari defterlerde ve fatura kapsamındaki malların davacı şirket envanterinde ve demirbaşında kayıtlı olup olmadığı araştırılarak, o tarihlerde şirketler arasında ilişki ve organik bağ bulunup bulunmadığının Ticaret Sicil Kayıtları da getirtilerek belirlenmesi; davacı tarafın iddiaları, borçlu konumundaki davalı T. İnşaat Taah. Sanayi, Ticaret ve Ltd. Şti. ile aralarında işyeri devri ilişkisinin var olup olmadığı, davalı şirketin haczedilen malların bulunduğu işyerinde kiracı olduğunun anlaşılması ve gıyabi hükmün davalı borçlu şirkete tebliğine dair evrakta, adreste davacı şirketin bulunduğunun belirtilmesi karşısında, bu işyerinin kime ait olduğunun hiçbir kuşku ve tereddüde yer bırakmayacak şekilde belirlenmesi, davacı ve davalı şirketlerin faaliyet alanlarının tespit edilerek, haczedilen malların davalı şirket faaliyetlerinde kullanılmasının mümkün olup olmadığının yöntemince incelenerek, dosyaya sunulan belgeler ve gösterilecek diğer tüm kanıtlar ışığı altında hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ve araştırma sonucu, yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmasına, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 13.09.2012 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy