(506 S. K. m. 2, 3, 6)
Dava: Dava, davacının davalılardan işverene bağlı olarak 20.11.1993 tarihinden itibaren kesintisiz çalıştığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkeme, istek gibi davanın kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılardan SGK Başkanlığı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Şengül Aygün Dündar tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Dava konusu dönemde; davalı işverene ait işyerinde kahya (değnekçi) olarak geçtiği iddia edilen hizmetlere ilişkin olarak; davacı adına verilmiş işe giriş bildirgesi ve yapılmış herhangi bir bildirimin bulunmadığı, mahallinde yapılan bilirkişi incelemesi ile davacının çalışmasına ait herhangi bir belge ve bilgiye rastlanmadığı, Mahkemece, odaya kayıtlı olarak çalışan şoförlerden olan dört davacı tanığının davalı odanın kendilerinin odaya makbuz karşılığı ödedikleri paralardan davacının ücretini ödediği ve davacının çalıştığı yönündeki beyanları dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme yetersizdir.
506 sayılı Yasanın 2'nci maddesinde genel bir tanım yapılarak, bir hizmet aktine (iş sözleşmesine) dayanarak bir veya birkaç işveren tarafından çalıştırılanların bu kanuna göre sigortalı belirtildikten sonra, 3'üncü maddesinde, bu kanun uygulamasında sigortalı sayılmayacak kimseler ile, bazı sigorta kollarının uygulanmayacağı kimseler açıklanmış, 4'üncü maddesinde, bu kanunun uygulanmasında 2'nci maddede belirtilen sigortalıları çalıştıran gerçek veya tüzel kişiler işveren olarak tarif edilmiş, 6. maddede de, çalışanların işe alınmalarıyla kendiliğinden sigortalı olacakları hüküm altına alınmıştır. Anılan kanun kapsamında sigortalı sayılmanın koşulları; iş sözleşmesine göre çalışma, sözleşmede öngörülen edimin (hizmetin) işverene ait işyerinde veya işyerinden sayılan yerlerde görülmesi, 3'üncü maddede belirtilen sigortalı sayılmayan kişilerden olunmamasıdır.
Baskın olan bilimsel ve yargısal görüşlere göre, iş sözleşmesinin ayırt edici ve belirleyici özelliği, zaman ile bağımlılık unsurlarıdır. Zaman unsuru, çalışanın iş gücünü belirli veya belirsiz bir süre içinde işveren veya vekilinin buyruğunda bulundurmasını kapsamaktadır ve anılan sürede buyruk ve denetim altında (bağımlılık) edim yerine getirilmektedir. Bağımlılık ise, her an ve durumda çalışanı denetleme veya buyruğuna göre edimini yaptırma olanağını işverene tanıyan, çalışanın edimi ile ilgili buyruklar dışında çalışma olanağı bulamayacağı nitelikte bir bağımlılıktır. İş sözleşmesinde, çalışan, emeğini, iş sahibinin emrine hazır bulundurmaktadır, ücret ise, yapılan faaliyetin karşılığı olarak ödenmektedir.
Bu yasal düzenlemeler çerçevesinde, olağan olarak sigortalılık niteliği, 506 sayılı Yasanın 2. maddesine göre hizmet aktinin kurulması ve 6. madde gereğince çalışmaya başlanması ile edinilir. Bu maddelerde açıkça belirtildiği üzere, sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığı zorunludur.
Anılan açıklamalarla birlikte, inceleme konusu davada yapılması gereken iş; bu tür sigortalı hizmetlerin saptanmasına ilişkin davaların kamu düzeniyle ilgili olup, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerekeceği yönündeki ilke gereğince, öncelikle davacının yaptığı işin niteliği üzerinde durulmalı, yapılan ücret ödemelerinin kim tarafından ve ne suretle yapıldığı; davalı odanın davacıyı görevlendirme yetkisinin ve bu anlamda işverenlik sıfatının bulunup bulunmadığı, davacı ile anılan oda arasındaki ilişkinin niteliği de araştırılmak suretiyle hizmet akdinin unsurlarından olan zaman ve bağımlılık ilişkisinin varlığı irdelenmeli; böylece bu konuda gerekli tüm soruşturma yapılarak işveren sıfatına sahip kişi veya kişiler tereddütsüz belirlenmeli; Kurum müfettişlerince uyuşmazlık devresine ilişkin inceleme yapılıp yapılmadığı araştırılmalı; odaya kayıtlı olan minibüsçüler tespit edilerek, ayrıntılı beyanları alınmalı, aynı yörede komşu işverenler veya bu işverenlerin çalıştırdığı çalışanlar saptanarak, çalışmanın mevcudiyeti ve işverenin kim olduğu yönünden bilgi ve görgülerine başvurulmalı; başka kişi veya kişilerin işveren olduğu sonucuna varılacak olursa, husumetin bu kişilere yöneltilmesi sağlandıktan sonra, toplanan tüm kanıtlar yeniden değerlendirilerek elde edilecek sonuca göre bir karar verilmelidir.
Kabule göre de; 1994/1. dönemde dava dışı başka işveren tarafından bildirilen 10 günlük çalışmanın dışlanmamış olması isabetsizdir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek, eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 25.06.2012 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy