(506 S. K. m. 26) (4721 S. K. m. 605, 611, 612, 614)
Dava: Dava, trafik-iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelirlerle yapılan ödemeden oluşan Kurum zararının rücuan tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, bozma ilamına uyularak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum vekiliyle davalılar F. A., O. A., E. A., G. A., İ. A., Ş. A., A. A., A. A. ve Z. A. vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi A. K. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Davacı Kurum, 25.9.2002 tarihinde meydana gelen trafik-iş kazası sonucu ölen sigortalı işçi A. D.'nin hak sahiplerine bağlanan gelirlerle yapılan cenaze yardımından oluşan sosyal sigorta yardımlarının 506 Sayılı Kanun'un 26/2. maddesi uyarınca rücuan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, davanın kabulüne dair ilk kararın kısa kararla gerekçeli karar arasındaki çelişki sebebiyle Dairemizin 22.12.2009 tarih ve 11525/19062 Sayılı ilamıyla bozulması üzerine, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 605. maddesinde; yasal ve atanmış mirasçıların mirası reddedebilecekleri, ölüm tarihinde terekenin borca batık olduğunun açıkça anlaşılması veya resmen tespit edilmesi halinde mirasçıların red beyanı aranmaksızın mirasın reddedilmiş sayılacağı, 611. maddesinde; yasal mirasçılardan birinin mirası reddetmesi halinde onun payının, miras açıldığı zaman kendisi sağ değilmiş gibi, hak sahiplerine geçeceği, 612. maddesinde; en yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından mirasın reddolunması halinde mirasın, sulh mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edileceği, tasfiye sonunda arta kalan değerlerin, mirası reddetmemişler gibi hak sahiplerine verileceği, 614. maddesinde ise; tasfiye öncesinde, mirası reddeden mirasçıların istemi üzerine, kendilerinden sonra gelen mirasçıların sulh hâkimi tarafından reddin kendilerine bildirileceği bir ay içinde mirası kabul etmedikleri takdirde mirası reddetmiş sayılacakları düzenlenmiştir. Buna göre murisin en yakın yasal mirasçılarının tümünün mirası reddi durumunda miras kendiliğinden sonraki mirasçılara geçmemekte, terekenin süreye bağlı olmaksızın iflas kaidelerine göre tasfiyesi gerekmektedir. Ancak tasfiye öncesinde, mirası reddedenlerin istemiyle sulh hâkimi tarafından red kendilerine bildirilen sonraki mirasçıların mirası kabul etmesi mümkün bulunmaktadır.
Somut olayda; zararlandırıcı sigorta olayının oluşumunda kusurlu olduğu iddia edilen muris İ. A.'ün en yakın mirasçıları oldukları belirlenen F. A., R. A., A. A. ve A. A.'ün mirası reddi üzerine, İzmir 4. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 29.4.2003 tarih, 45/588 Sayılı kararıyla mirasın reddi işleminin tesciline hükmedilerek kesinleştiği, sigorta şirketi ve F. A. dışındaki davalıların murisin sonraki mirasçıları oldukları anlaşılmaktadır. Bu durumda söz konusu davalılara mirasın kabulü konusunda tebligat yapılıp yapılmadığı, herhangi bir mirasın kabulü beyanları bulunup bulunmadığı araştırılarak, davalılar tarafından açılan İzmir 8. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/465 Esas sayılı derdest dosyasının akıbeti de sorulmak suretiyle sonucuna göre yukarda açıklanan maddi ve hukuki çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı Kurum vekiliyle davalılar F. A., O. A., E. A., G. A., İ. A., Ş. A., A. A., A. A. ve Z. A. vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan sebeplerle bozulmasına, temyiz harcının istenmesi halinde Ankara Anonim Sigorta A.Ş. haricindeki davalılara iadesine, 05.04.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy