(506 S. K. m. 79) (5510 S. K. m. 106) (4721 S. K. m. 28)
Dava: Davacı, davalılardan işveren H. C. ve anılan kişinin mirasçılarına karşı açılıp birleştirilen dava ile, işverene ait işyerinde geçen sigortalı çalışma sürelerinin ve dava tarihi itibariyle yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtilen gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalılardan SGK Başkanlığı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Aydın Eser tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: 1) Davanın açıldığı 25.10.2007 tarihinden önce, 5.10.2001 tarihinde ölüp, 4721 Sayılı Medeni Kanunun 28. maddesi uyarınca ölümle kişiliği sona eren davalılardan H. C. yönünden, davanın reddine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemiş olması, usul ve yasaya aykırıdır.
2) Davacı, 1.6.1983 - 31.12.1993 tarihleri arasında davalılara ait işyerinde sigortalı olarak çalıştığının tespitini talep etmiş, Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Davanın yasal dayanağını teşkil eden 506 Sayılı Kanunun, 17.4.2008 tarihli 5754 Sayılı Kanunun 64. maddesiyle değişikliğe uğrayan ve 2008 yılı Ekim ayı başında yürürlüğe giren 5510 Sayılı Kanunun 106/1. maddesiyle mülga 79/10. maddesi hükmüne göre; Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine dair davanın, tespiti istenen hizmetin sona erdiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya dair olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi, ya da, çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden sözedilemez.
Davalıların murisine ait işyerinden 1.1.1989 tarihli işe giriş bildirgesi düzenlenerek, süresinde Kurum'a verilen, ancak, herhangi bir prim ödemesi bulunmayan davacının, çalışmaların sona erdiği belirtilip, aynı zamanda yılın sonu olan 31.12.1993 tarihinden itibaren 5 yıllık süre geçtikten sonra, 25.10.2007 tarihinde eldeki davanın açıldığı gözetildiğinde, işe giriş bildirgesinde belirtilen 1.1.1989 tarihi öncesine dair isteğinin, hak düşürücü süre sebebiyle reddine karar verilmesi gerekir.
3) Beyanı hükme esas alınan tanıklardan M. K.'nın. davaya konu işyerinden 31.12.1988 ve öncesinde sigortalı olarak bildirildiği; Yine, davacıyla birlikte 1992 -1993 yıllarında davalıya ait işyerinde çalıştığını beyan eden tanık S. B. için, davaya konu işyerinden hiçbir bildirim yapılmadığı gibi, 1992 - 1993 yıllarında davadışı 3 farklı işyerinden sigortalı bildirildiği gözetildiğinde. Mahkemenin, 1.1.1989 - 31.12.1993 tarihleri arası döneme dair kabulünün eksik incelemeye dayalı olduğu görülmüştür.
Bu durumda yapılacak iş; öncelikle iddia edilen dönemde böyle bir işyerinin mevcut ve faal olup olmadığı yöntemince araştırılıp saptanmalı, tespite konu çalışmalara dair olarak -varsa- işveren nezdindeki belgeler getirtilmeli; bunun dışında, sigortalının kayıtlarda gözükmeyen çalışmalarının hangi sebeplerle kayıtlara geçmediği, ya da bildirim dışı kaldığı hususu gereğince yeterince araştırılmalı; yazılı belge ibraz olunmayan çalışma süreleri yönünden ise, o dönemde sigortalıyla birlikte çalışan ve işverenin bordrolarında kayıtlı kişiler ile, aynı yörede komşu ve benzeri işleri yapan başka işverenler ile, bu işverenlerin çalıştırdığı ve bordrolara geçmiş kişiler saptanarak bilgi ve görgülerine başvurulmalı; yargılama aşamasında dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, işyerinin kapsamı, kapasite ve niteliği nazara alınmalı, böylece, bu konuda yeterli ve gerekli tüm soruşturma yapılarak, uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek, varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.
4) Kabule göre de; davacının, yaşlılık aylığına dair isteğinin reddine dair verilen kararın, kısmen redde dair olduğu; bu durumda, kendisini vekil temsil ettiren davalılardan. Kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemiş olması, isabetsiz bulunmuştur.
Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki esaslar gözetilmeden, eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı biçimde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davalılardan SGK Başkanlığı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, temyiz harcının istenmesi halinde iadesine, 21.02.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy