(6100 S. K. m. 113, 448) (5510 S. K. m. 80, 105) (657 S. K. m. 4, Ek. m. 32)
Dava ve Karar: Dava, sözleşmeli öğretmenlere ödenen öğretim yılına hazırlık ödeneğinden yapılan kesintilerin hukuka aykırı olduğunun tespiti ile aksi yöndeki Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilâmında belirtildiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, taraf avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve tetkik hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-) Davalı SGK Başkanlığı avukatının temyiz talebi yönünden;
Davalı SGK Başkanlığı avukatının verilen hükmü temyiz etmekte hukuki menfaati bulunmadığı anlaşıldığından, davalı SGK Başkanlığı avukatının temyiz isteminin REDDİNE,
2-) Davacı Eğitimciler Birliği Sendikası (Eğitim Bir-Sen) avukatının temyiz itirazlarına gelince;
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 448. maddesinde, anılan Kanunun tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla zaman bakımından derhal uygulanacağı öngörülmüştür. Söz konusu Kanunun "Topluluk Davası" başlıklı 113. maddesinde ise, dernekler ve diğer tüzel kişilerin, statüleri çerçevesinde, üyelerinin veya mensuplarının yahut temsil ettikleri kesimin menfaatlerini korumak için, kendi adlarına, ilgililerin haklarının tespiti veya hukuka aykırı durumun giderilmesi yahut ilgililerin gelecekteki haklarının ihlal edilmesinin önüne geçilmesi için dava açabilecekleri açıklanmıştır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 29.05.2013 tarih ve 2012/21-1698 Esas, 2013/779 Karar sayılı ilamında;
"Usul hukuku alanında geçerli olan temel ilke, yargılamaya ilişkin kanun hükümlerinin derhal yürürlüğe girmesidir. Bu ilkenin benimsenmesinin nedeni ise, usul hükümlerinin kamu düzeni ile yakından ilgili olmasıdır.
Usul kurallarının zaman bakımından uygulanmasında derhal uygulanırlık kuralı ile birlikte dikkate alınması gereken bir husus da, yeni usul kuralı yürürlüğe girdiğinde, ilgili "usul işleminin tamamlanıp tamamlanmadığı"dır.
Hemen belirtilmelidir ki, dava, dava dilekçesinin mahkemeye verilmesiyle başlayan ve bir kararla (veya hükümle) sonuçlanıncaya kadar devam eden çeşitli usul işlemlerinden ve aşamalarından oluşmaktadır. Yargılama sırasındaki her usul işlemi, ayrı ayrı ele alınıp değerlendirmeye tabi tutulmalıdır. Bir davayı bütün olarak değerlendirip, bu konuda yeni kanunun etkili olup olmayacağı söylenemez. Yargılama sırasında yapılan bir usul işlemi ve kesiti tamamlanmış ise, artık yeni kanun o usul işlemi hakkında etkili olmayacak, dolayısıyla da uygulanmayacaktır.
Eğer bir usul işlemi, yargılama sırasında yapılmaya başlanıp, tamamlandıktan sonra, yeni bir usul kuralı yürürlüğe girerse, söz konusu işlem geçerliliğini korur. Başka bir deyişle, tamamlanmış usul işlemleri, yeni yürürlüğe giren usul hükmünden (veya kanunundan) etkilenmez. Bu genel açıklamalardan sonra, zaman bakımından uygulama ile ilgili 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nın ilgili hükmüne de değinmek gerekir:
Bu madde hükmüne göre, usul hükümleri kanunda aksine bir düzenleme getirilmediği takdirde tamamlanmış usul işlemlerine bir etkisi olmayacak, önceki kanuna göre yapılmış ve tamamlanmış olan işlemler geçerliğini koruyacaktır. Buna karşın, tamamlanmamış usul işlemleri yeni kanun hükümlerine göre yapılacaktır. Bir işlem tamamlanmış ise, artık bu işlem bozulamaz; aksini düşünmek gereksiz yere bu işlemin bozularak tekrarlanması gibi zaman ve emek kaybına neden olacaktır (Pekcanıtez, Hakan/Atalay, Oğuz/Özekes, Muhammet: Hukuk Muhakemeleri Kanunu Hükümlerine Göre Medeni Usul Hukuku, 11.Bası, Ankara 2011, s. 63)" hususları belirlenmiştir.
Bu yasal düzenleme ve açıklamalar ışığında, HMK.'nın yürürlük tarihinden önce açılan eldeki davada; her ne kadar tüzel kişiliği haiz Eğitim Bir-Sen'in, 2821 sayılı Sendikalar Kanunu'nun 32. maddesi gereğince, davanın açıldığı tarih itibariyle, aktif husumet ehliyeti bulunmuyor ise de, yeni usul hükümlerinin devam etmekte olan davalar bakımından derhal uygulanması mümkün olduğundan, Eğitim Bir-Sen'in, temsil ettiği sözleşmeli öğretmenlerin menfaatlerini korumak amacıyla, HMK.'nın 113. maddesi gereğince iş bu davayı açma ehliyetine haiz olduğu anlaşılmaktadır.
Taraf ehliyetinden sonra, davanın esasına baktığımızda; davanın yasal dayanağını oluşturan 5510 sayılı Kanunun 80/I-b bendinde, ayni yardımlar ve ölüm, doğum ve evlenme yardımları, görev yollukları, seyyar görev tazminatı, kıdem tazminatı, iş sonu tazminatı veya kıdem tazminatı mahiyetindeki toplu ödeme, keşif ücreti, ihbar ve kasa tazminatları ile Kurumca tutarları yıllar itibarıyla belirlenecek yemek, çocuk ve aile zamları, işverenler tarafından sigortalılar için özel sağlık sigortalarına ve bireysel emeklilik sistemine ödenen ve aylık toplamı asgari ücretin % 30'unu geçmeyen özel sağlık sigortası primi ve bireysel emeklilik katkı payları tutarlarının, prime esas kazanca tabi tutulmayacağı; aynı maddenin c bendinde ise; (b) bendinde belirtilen istisnalar dışında her ne adla yapılırsa yapılsın tüm ödemeler ile ayni yardım yerine geçmek üzere yapılan nakdi ödemelerin prime esas kazanca tabi tutulacağı, diğer kanunlardaki prime tabi tutulmaması gerektiğine dair muafiyet ve istisnaların bu Kanunun uygulanmasında dikkate alınmayacağı düzenlenmiştir.
Hal böyle olunca; 5510 sayılı Kanunun prime esas kazançların istisnalarını düzenleyen 80/I-b bendinde, öğretim yılına hazırlık ödeneğinin sayılmadığı, anılan Kanunun 80/I-c bendine göre de, maddenin b bendinde belirtilen istisnalar dışında yapılan her türlü ödemelerin prime esas kazanca tabi olduğu ve diğer kanunlarda yer alan muafiyetlerin bu Kanunun uygulanmasında dikkate alınmayacağı anlaşılmaktadır. Öte yandan; 657 sayılı Kanun Ek Madde 32/2. fıkrasında ise, öğretim yılına hazırlık ödeneğinden kesinti yapılamayacağı düzenlenmiştir.
Uyuşmazlık, davalı Kurumca kadrolu öğretmenlere ödenen öğretim yılına hazırlık ödeneğinden 657 sayılı Kanunun Ek Madde 32/2. fıkrası gereğince, kesinti yapılmamasına rağmen, sözleşmeli öğretmenlerin aldığı öğretim yılına hazırlık ödeneğinden kesinti yapılması sebebiyle, Kurum işleminin Anayasa'nın eşitlik ilkesine ve mevzuata aykırı olduğu iddiasıyla iptali noktasında toplanmaktadır.
Kadrolu öğretmenler, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 4/A maddesine tabi oldukları halde, sözleşmeli öğretmenler, anılan Kanunun 4/B maddesine tabi olup; memur statüsünde çalışan öğretmenler ile sözleşmeli öğretmenler farklı hukuksal konumda olduklarından, statüleri Bakanlar Kurulu Kararı ile belirlenen sözleşmeli Öğretmenlerin 657 sayılı Kanunda düzenlenen öğretim yılına hazırlık ödeneğinden kesinti yapılamayacağına ilişkin istisnadan yararlanmaları 5510 sayılı Kanunun 80/I-b-c bentleri ile 105. maddesi gereğince mümkün değildir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanunî gerektirici sebeplere ve özellikle; eşitlik ilkesinin ihlali, ancak eşit statüde olanlar arasında mümkün olup, eşit statüde olmadıkları belirgin olan kadrolu ve sözleşmeli öğretmenler arasında farklı uygulama yaratan davaya konu Kurum işlemi yönünden eşitlik ilkesini zedeleyecek bir durum olmamasına göre, davacı avukatının yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün onanmasına, aşağıda yazılı temyiz harcının davacıdan alınmasına, 12.12.2013 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy